Giriş
(3)

Olası bir uluslararası uçuş yasağı?

bir fincan kahve ile film izlemek
Tekrar olur mu sizce? Genel vaziyete bakıldığında?Çok istediğim bir esc (european solidarity corps) projesine kabul aldım. Şubat-mart arası bir ay. (Bosna'da)Fakat önemli bir mülakatım olacak (meb- öğretmenlik) henüz takvim belli değil yalnız, hala duyuru bile yapılmadı. Takvim durumuna göre ya orad
Tekrar olur mu sizce? Genel vaziyete bakıldığında?
Çok istediğim bir esc (european solidarity corps) projesine kabul aldım. Şubat-mart arası bir ay. (Bosna'da)

Fakat önemli bir mülakatım olacak (meb- öğretmenlik) henüz takvim belli değil yalnız, hala duyuru bile yapılmadı. Takvim durumuna göre ya oradayken tek gün için izin alıp gelip hemen döneceğim veya şanslıysam oradaki proje bitince dönüp mülakatlara yetişeceğim.

Tek korkum uçuşların kapatılması, kapatılırsa ve kötü bir tesadüfle ben oradayken mülakat olursa benim için epey trajik olur.

Şimdi dediğim gibi bu projeye katılmayı çok istiyorum fakat aklımdaki tek soru işareti bu.

Daha önceki mart-haziran dönemindeki uçuş yasağı nasıl oldu tam onu merak ediyorum. Diyelim pat diye dediler ki uçuşlar kapatıldı. Bilet alımını hemen kapatıyor mu firmalar yoksa atıyorum uçuş yasağı duyuruldu ve iki üç gün de olsa süre veriyorlar mı dönüş için?

Şu an tam bir mantıkla ve duygularımla karar verme konusunda savaş yaşıyorum
Teşekkürler
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(14.01.21)
Eğer gideceğiz ülkedeki salgın kontrol çıkmadıysa düşük bir ihtimal olarak görüyorum. Fakat aşı olmanızı isteyebilirler.
0
bagcivan
(14.01.21)
bagcivan +1.

artık virüsün ne olduğu biliniyor, pandemiyle yaşamaya alıştık. çok ekstrem bir durum olmadığı sürece (aşıyı devre dışı bırakacak mutasyon vs.) çok sıkı önlem geleceğini zannetmiyorum, en fazla aşı veya negatif PCR testi talep ederler. bosna'nın mevcut kriterlerini bilmiyorum ama ön yargılı bir tavırla "bosna'nın kendisi ne ki ne talep etsin" diyeceğim maalesef.

gitmeden önce bol bol bijelo dugme ve dubioza kollektiv dinle, gidersen benim için de bir cevapcici yemeyi ihmal etme lütfen, şimdiden bol şans, umarım gidersin :)
0
der meister
(14.01.21)
@der meister; güzel dileklerin için teşekkür ediyorum, ben de öyle ümit ediyorum. Söz, gidersem cevapcici mideye indireceğim:)
0
🌸bir fincan kahve ile film izlemek
(14.01.21)
(4)

Lebron James en çok sayı atan oyuncu olabilir mi?

sermayeyi kediye yukleyen veteran
Abdul jabbar'ın 38.000, lebron'un 34.000 sayısı var sanırım. Geçebilir mi sizce? Bir sezonda yaklaşık kaç sayı atıyor? 40'a kadar oynarsa her türlü geçer sanırım.
Abdul jabbar'ın 38.000, lebron'un 34.000 sayısı var sanırım. Geçebilir mi sizce? Bir sezonda yaklaşık kaç sayı atıyor? 40'a kadar oynarsa her türlü geçer sanırım.
0
sermayeyi kediye yukleyen veteran
(11.01.21)
Geçecek bence. En fazla 3 sezon sürer.
0
Andrew
(11.01.21)
geçer abi.
0
anti-kahraman
(11.01.21)
şimdi baktım da 3 bin 883 sayı atması lazımmış geçmek için.

en kötü ihtimali düşünüyorum, valla her maç ortalama sadece 10 sayı atsa bile 388 maçta geçer. yine en kötü ihtimalde takımı hiç play-off yapamadı diyelim, beş sezon bile etmiyor bu. lebuş 36 yaşında daha. kendini sıkarsa 2-3 sezonda halledebilir bu işi. hadi dört olsun.

ağır sakatlık yaşamazsa ve geçmek için hırslıysa her türlü geçer bence.
0
der meister
(11.01.21)
25 sayı ortalamasıyla 60 maça çıksa 2.5 sezonda geçiyor. fakat hem sezonda 60 maçtan fazla oynamış hem de 27 sayıları görmüş ortalamada. o yüzden 2 yıl sonra bu istatistiği yakalayabilir. lebron'u 5 sene daha sahalarda görmek isterdim.
0
golgi aygıtı
(12.01.21)
(8)

Mesut Ozil nasil bur dusus yasadi?

vogojin
Biraz futbola uzak kaldim ama daha yakin donemde bu adam dunya stariydi, Fenerbahce dedikodularindan sonra bakayim dedim adamin transfermarkt degeri 5 milyon euro'ya dusmus. Ne oldu da boyle bir dusus yasadi?
Biraz futbola uzak kaldim ama daha yakin donemde bu adam dunya stariydi, Fenerbahce dedikodularindan sonra bakayim dedim adamin transfermarkt degeri 5 milyon euro'ya dusmus.

Ne oldu da boyle bir dusus yasadi?
0
vogojin
(10.01.21)
adam 32 yaşında artık her yaşlı futbolcu gibi türkiye'ye gelip iki gol atıp foto çektirip parasını alacak.

bu futbolcular cidden futbol için gelmiyor. taraftara foto çektirmek için geliyor.
0
duyurukullanıcısı
(10.01.21)
Arsenal'de Wenger'den sonra Teknik direktör ile anlaşamadı. Kadro şansı bulamadı. en büyük sebep bu.

2. olarak da dünyada artık 10 numara olayı yavaş yavaş bitiyor, futbol anlayışı değişiyor
0
giovanne
(10.01.21)
Çin’e çatmasının da biraz etkisi olduğu üzerine yabancı basında haberler çıkmıştı.

www.nytimes.com
0
i ve been mistreated
(10.01.21)
wenger varken oynuyordu. ancak fizik kuvvetindeki düşüşten ötürü wenger'den sonra gelenler mesut'a forma vermedi. premier lig gibi fiziğin önemli olduğu bir ligde tutunamadı ve sonrasında bir oynayıp bir oynamamaya başladı.

bu süreçte alman milli takımındaki formasını da kaybetti. hatayı kendisinde aramak yerine türk asıllı olduğu için oynatılmadığını falan söyledi (ki ilkay gündoğan bu süreçte forma giyiyordu)

son olarak da muhtemelen sonuçlarının nereye gideceğini hesap etmeden çin aleyhine bir tweet attı ve sponsorların da etkisi ile ingiltere futbolundan tamamen aforoz edildi.

ortada kalınca ve kendisi ile ilgilenen kimse kalmayınca da siyasete yöneldi, reisçi oldu. 4 sene önce kendimi alman gibi hissediyorum diyen adam şu sıralar abdülhamit resmi falan paylaşıyor.

kendi sonunu hazırladı yani.
0
tantunisultansuleyman
(10.01.21)
Emre Can, İlkay Gündoğan gibi sadece işine odaklanmak yerine yapmaması gereken şeyler yaptığı için. Transfermakt'ta 2018'de piyasa değeri 50mn Euro görünüyor. (O sene ona kim o parayı verir o ayrı)Sonrasında yaptığı açıklamalara paralel olarak değeri 10'da 1 oranında düşmüş.
0
Anthony McCarten
(10.01.21)
tantuni sultan güzel özetlemiş.

mesut en iyi olduğu dönemde bile fiziksel olarak zayıf ve savunmaya katkısı az olan bir oyuncuydu. geri kalanını çok iyi yapabildiği için fazla göze batmıyordu. belli ki mental olarak da çok güçlü bir karakter değilmiş, formayı kaptırdıktan sonra hiç uğraşmayıp kendini bir kenara çekti, reisçi oldu, çin'e salladı vs...

canı top oynamak isterse form tuttuktan sonra türkiye'de tek bacağıyla bile yıldız olur ama ben bu adamın bu saatten sonra kasımpaşa, erzurum, malatya vs. karşısında motive olup da şıkır şıkır top oynayacağına falan inanmıyorum açıkçası ya. belki bir sezon verim alınabilir.

mesut'un artık üst seviye takımlarda istenmemesinin nedeni biraz da bu işte. oynarsa efsane topçu ama hücuma katkısı durduğu anda tamamen zarara dönüşüyor adam çünkü oyunun defansif yönüne hiçbir katkısı yok. yerine göre forvetler bile deli gibi koşuyo, pres yapıyo, rakibi rahatsız ediyo; top rakipte diye elleri bellerinde beklemiyorlar. bugün üst düzey futbolda hareketsiz adama yer yok. mesut o konuda sıkıntılı bir oyuncu.

dediğim gibi canı top oynamak isterse bu adam her maç 1-2 gol attırır zaten, savunmaymış koşuymuş o zaman kimse umursamaz bunları ama işte o gol paslarını veremediği zaman çok göze batıyor çünkü tek yönlü bir oyuncu.
0
der meister
(10.01.21)
- Ilk hatasi acilarin takimi Arsenal'e gitmesi. Arsenal de zaman zaman iyi performans da gosteriyor fa cup falan aliyor ama winnerliktan loserliga gecis sureci basliyor boylece adamin. Arsenal'i yola getirecek adam daha anasinin karnindan dogmadi su an.
- 2018 dunya kupasi oncesi Ilkay ile birlikte RTE ile fotograf cektiriyor bunlar, o foto sonrasi adamin kariyeri tepetaklak oluyor zaten dususe geciyor. RTe'nin Nazi artigi bilmemne Almanlara epey soylemleri de vardir o siralar. O fotograf tepki cekiyor bunlar bizim milli takima sadik degiller epey tartisma donuyor Almanya'da ustune Almanya dunya kupasinda da gruptan cikamiyor Almanya tum ihaleyi Mesut'a yukluyorlar, federasyon baskani bana irkcilik yapti, Matthaus da PUtinle gorustu hic bir tepki olmadi ona kamuoyunda diye Mesut da saydiriyor, kazanirken Alman, kaybedince gocmen olduk diye tum dunyada gundem olan o efsane sozu soyluyor. Milli takimi birakiyor falan.
- Arsenal'de kontrat uzatmisti bu 2018de cok yuksek maas aliyor bu arada adam o yuzden surekli sorgulaniyor performansi. Arsenal zaten kotu takim ustune sik sakatliklar yasiyor. Emery ile pek anlasamiyorlar. Pandemide maasinda indirim yap diyorlar kabul etmiyor. Arteta zaten Mesut'u listeye yazmiyor, kadro disi birakiyor. Kimisi diyor uygur Muslumanlarina yonelik tweetleri yuzunden cinli sponsorlar, cin lobisi baski yapti falan.
Sonuc olarak Arsenal'in berbat performansi+ sik sakatlanmasi+ yuksek maas almasi yuzunden adamin performansi dususe geciyor, kadroya alinmayinca da hepten gonulden uzak gozden uzak kaliyor adam. Adam haftalik 350 bin pound aliyor su an ne servet yapmistir kariyeri boyunca, Turkiye'ye gelsin fabrika falan acsin ekmek kapisi olsun insanlara ekonomiyi duzeltsin:) Adam bir de fenomen influential'in sozluk anlami resmen. Hayirseverlik, tv, spor, eglence bir cok sektoru ihya eder
0
neverletyougodown
(10.01.21)
bu sabah bakmıştım sadece arsenal’den 60 milyon pound, 82 milyon dolar 4 senelik garanti ücreti vsr. sadece arsenal diyorum ve garanti ücret diyorum bak. bunun daha sponsorluğu, bonusu, primi, reklamı, instagramı, arsenal öncesi var. bu zenginlikte bi adamın bence çok sağlam psikolojisi olması lazım kariyerne profesyonel devam edebilmek için, hele ki genlerden türk olduğunu unutmazsak bu epey zor hale geliyor.

paralara bak abi şaka gibi :) 4 yilda nerdeyse 100 milyon dolar :)
0
garavel
(10.01.21)
(5)

Kilo vermem sıfırlandı

Karmaşıklık
İf diyeti yapıyorum 6-7 aydır. Şeker yok, ekmek yok, paketli gıda vs yok. Ayda bir kaçamak oluyor o kadar. 27 kilo verdim ve artık gitmiyor. Aç kalıyorum, spora daha fazla asılıyorum ama ayda 3 kilo vermişim. Ne öneriyorsunuz, beslenmeyi mi değiştireyim?Sporu 50dk kardiyo, 20-25dk bölgesel çalışarak
İf diyeti yapıyorum 6-7 aydır. Şeker yok, ekmek yok, paketli gıda vs yok. Ayda bir kaçamak oluyor o kadar. 27 kilo verdim ve artık gitmiyor. Aç kalıyorum, spora daha fazla asılıyorum ama ayda 3 kilo vermişim.

Ne öneriyorsunuz, beslenmeyi mi değiştireyim?

Sporu 50dk kardiyo, 20-25dk bölgesel çalışarak yapıyorum.
En az 12 kilo daha vermem gerek.
0
Karmaşıklık
(06.01.21)
kilo verme eğrisi budur, ilk olarak fazlalıklar hızlıca gider sonra vücut yeni tempoya alışır ve kilo verme hızı azalır. ayda 3 er kilo olarak devam edecek bir yerden sonra belki ayda 1 kg verebileceksin max. aynı tempo devam vücudu fazla zorlayıp strese sokmaya gerek yok, 12 kg verene kadar 3-4 ay daha bu şekilde devam edeceksin
0
zikardo
(06.01.21)
ben de iki aydır kilo veremiyorum diyeceksin zannettim, ayda üç kilo çok iyi bir sayı, daha ne istiyorsun acaba? çoktan çok, azdan az gider vücut konusunda. kendini zorlama, vermeye devam ediyorsan kurcalamaya gerek yok.
0
der meister
(06.01.21)
Ayda 3 kilo, 6-7 aylık diyet dönemi sonrası gayet iyi bir hız. Daha fazlasını zaten hedefleme.
0
arnold schwarzeneger
(06.01.21)
Tebrikler çok güzel gidiyorsun.
Daha fazla asilirsan sıkılırsin bu sefer de ters teper. Aynen devam. Içinden gelirse 5-10 dk bölgesel ekle. Fazla Aç kalma ama yoksa vücut yakmaz, depolar. Tadında ye
0
yarey
(06.01.21)
if yapmanız kilo vermenize direkt katkı yapmaz.
yağ yakmanın tek formülü: günlük enerji tüketimi > aldığınız kalori miktari olmalı.
eski kilonuza göre günlük kalori açığınız yettiği için hızlı kilo vermişsinizdir bir de uzun süre diyet yapıldığında bir süre durağanlaşması normal.
artk yeni kilonuza göre günlük kalori açığınızı hesaplayıp ona göre beslenmeniz gerekiyor.

ben fitekran ı takip ediyorum. tavsiye ederim.
0
windymimas
(06.01.21)
(11)

kadının ilgi göstermesi

alko ikarus
bi kız arkadaş vardı arada bizim öğrenci evine gelir giderdi. en son bizim elemanla flört etmeye başladılar. flört etmeye başladıtan sonra gediği bir gün gecesinde arkadaşın işi çıktı evden gitti, kız evde kaldı. salonda tv izlerken bu kız arkadaş salona geldi. uyku tutmadı uyumamadım dedi. bir az d
bi kız arkadaş vardı arada bizim öğrenci evine gelir giderdi. en son bizim elemanla flört etmeye başladılar. flört etmeye başladıtan sonra gediği bir gün gecesinde arkadaşın işi çıktı evden gitti, kız evde kaldı. salonda tv izlerken bu kız arkadaş salona geldi. uyku tutmadı uyumamadım dedi. bir az durdu gitti. sonra yine geldi uyuyamıyorum dedi sohbet açtı. dertliymiş biraz ailesinden dert yandı. ben de dinledim akıl vermeye çalıştım. sonra gitti.

geçen gün bizim elemana olanı biteni anlattım senin kız hala dertli mi o gün bana tv izletmedi dedim. o da kız sana yürümüş dedi. benim kafam basmadı. yalnız bu kız arkadaş nasıl desem sevişmeyi seven bir arkadaş, takılır kafasına göre. hakketen yürümüş mü buna?

EK: 26 yaşındayım ve bu işlerden hiç anlamam. kesişmek nedir, bakışmak nedir bilmem. bir kaç yıl evvel bir kız arkadaş açıktan ilgi göstermiş ben olayın farkında bile değildim. benden için çok aptal salak demiş falan. yani bilmiyorum bu tür şeyleri. arkadaş öyle deyince acaba arkadaş abarttı mı diye düşündüm.
0
alko ikarus
(06.01.21)
Sevişgen kızın nasılsın diye sorması = yürümek

Evet.
0
elorelia
(06.01.21)
kız mı demiş yürüdüm ama izimi belli etmedim diye? yoksa, yürümemiş.
0
stewie
(06.01.21)
ben kafama göre takılan ve çok sevişen birisi olsaydım yürüdüğüm insana dert yanmakla kalmazdım. bunu sohbet başlatmak için kullanır, sonradan konuyu daha kişisel meselelere getirir veya doğrudan "sevişex mi?" derdim. yürüme maksadıyla biriyle sohbet etmeye başlamışsam şansımı zorlardım yani, bir noktada karşı taraf yürüdüğümü kesin olarak anlardı.

sizin durumunuzda bence yürüme yok. ha yürümeyi düşünerek yapmış olabilir tabii ki ama fazla belirsiz olmuş o zaman. yani pekala uyku tutmadığı için öyle sohbet etmek istemiş olabilir kız, niye yürümüş olsun?
0
der meister
(06.01.21)
kız sevişmek istediyse o olay sevişmeyle sonlanırdı çok büyük ihtimalle. gidip biraz takılayım iş çıkarsa çıkar demiş olabilir belki kendi içinde. fakat sadece gelip hal hatır sormasından, dert anlatmasından yürümüş-yürümemiş diyemez sanırım kimse.
0
hadsafhada
(06.01.21)
@der meister
kişisel özel meseleler açtı. hatta ben bunun yakın arkadaşı değilim neden anlatıyor diye düşündüm.

26 yaşındayım ve bu işlerden hiç anlamam. kesişmek nedir, bakışmak nedir bilmem. bir kaç yıl evvel bir kız arkadaş açıktan ilgi göstermiş ben olayın farkında bile değildim. benden için çok aptal salak demiş falan. yani bilmiyorum bu tür şeyleri. arkadaş öyle deyince acaba arkadaş abarttı mı diye düşündüm.
0
🌸alko ikarus
(06.01.21)
kızın benden dilini görmeden bilemeyiz, gerçekten canı sıkılmış oyalanmak için biraz ilgi istemiş olabilir.
0
orpheus
(06.01.21)
Arkadaşın godoş galiba.
Bence yürümemiş, evde yalnız kalınca sıkılmış ve sohbet etmek-takılmak istemiş.
0
megalomaniac
(06.01.21)
yürüme olmamış. kadın sevişgen biriyse zaten nasıl yürüneceğini, erkeği nasıl yatağa atacağını bilir. o yüzden anlamanı gerektirecek bişi olmamış.

diğer bir konu da o kızın flört ettiği arkadaşın eğer sana böyle bişi söylemişse @megalomaniac'ın dediği gibi arkadaşın yılın godoşu olabilir.
0
amandil
(07.01.21)
yürümemiş diyenler size gerçekten inanamıyorum abi.

türk kızlarında canının istediği gibi davranma olayı pek az kızda var. sevişmek istiyorum sevişelim mi demez çoğu kız. örnekteki kız akşam akşam yanına gelip saçmalar. olayı senin ileri taşıman gerekir. böyle yaparlar ki bütün sorumluluk erkeğin üstünde olsun ileride belli bazı şeyleri deny edip kafalarındaki pure kız imajı sağlam kalsın isterler.

orada senin yapman gereken iki bira açıp bir iki adım atmandı. yapmamışsın. kız da vazgeçmiş.

@orpheus hariç, beden dili çok açık belli eder niyeti. ses tonu, bakışı, yanına mı oturuyor, şakalaşırken fiziksel temas var mı ıvır zıvır tonla şey. eğer beden dili o gerilimi ve vibe ı vermiyorsa gerçekten uyuyamamış ve ilgi istemiş olabilir.
0
charlotte blanc
(07.01.21)
yürümüş, kesin bilgi
0
dafuq
(07.01.21)
yurumus bence.

ama charlotte blanc in dedigi gibi degil o isler. insan biraz istendigini anlamak ister. kadinin sevisgeni robot degil arkadaslar. bir adim atmis ortami kurmus badak gibi anlamazliktan geldiysen gule gule cekmis o da.
0
2oda1salon
(08.01.21)
(7)

Robot resimlerden korkan var mı ?

ishak77
Dehşete düşüyorum robot resim görünce ne bu böyle ekrandan fırlatacakmış gibi tedirgin. Hayır gerçek hali gelse bu kadar korkmam :d gerçek hali sketch olarak gelirse o başka. Var mıdır bu fobimin adı sanı dostlar?
Dehşete düşüyorum robot resim görünce ne bu böyle ekrandan fırlatacakmış gibi tedirgin. Hayır gerçek hali gelse bu kadar korkmam :d gerçek hali sketch olarak gelirse o başka.
Var mıdır bu fobimin adı sanı dostlar?
0
ishak77
(05.01.21)
fobinin adını bilmiyorum ama evet robot resimler bana da inanılmaz rahatsız edici geliyor. sanırım çağrıştırdığı anlam dolayısıyla böyle. çünkü aranan, tehlikeli olduğu addedilen insanların robot resimleri olur. bu insanların nerede olduğunun bilinmemesi de ayrıca geriyor insanı sanırım. sokakta görsem bir daha dönüp bakmayacağım bir insanın robot resmini görsem herhalde çok gerilir ve rahatsız olurdum
0
der meister
(05.01.21)
Umraniye sapığındandır.
0
OrangeYellow
(05.01.21)
Robot resim diyince herkesin aklına aynı şey geliyor demek ki “ümraniye sapığı”
Elinde şırıngayla motorla gezen tuhaf ürkütücü sapık.
0
megalomaniac
(06.01.21)
(bkz: uncanny valley) olabilir sebebi.

İnsana az benzeyen stilize şeyler(disney çizimi) ve direkt insana benzeyen şeyleri (normal insan) soldan sağa bir grafik olarak düşünecek olursak stilize şeylere ve normal insan imajına sempati duyabiliyorken benzerlik insana çok yaklaşıp ama bazı kusurlar olduğunda insanları rahatsız ediyor. İşte sempati grafiği burada dev bir çukur, vadi oluşturuyor o sebeple bu duruma uncanny valley deniyor. (götüm gibi anlatmış olabilirim)

spectrum.ieee.org

Bu sebepten hala virtual reality oyunlarda fotorealistik insanlar yerine stilize bir tarz tercih ediliyor. Ya da Tom Hanks'in meşhur Polar Express filmini insanlar rahatsız edici bulabiliyor.
0
hedep
(06.01.21)
Sanırım birçok fobinin ayrışmasından oluşan bir pan/poli fobi mevcut.
Literatüre yeni giren bir fobi oldu mu bununla alakalı emin değilim ancak, parçalara ayırdığımızda,

Robot resim için,

Siyah baskın tonundan ötürü melanophobia, beyaz baskın tonu için leukophobia, derinliğinden ötürü bathophobia, karanlık his uyandırıyorsa lygophobia, bir hayalet düşüncesi akla gelirse phasmophobia, eğer robot resmin size baktığını düşünüyorsanız ophthalmophobia, bu durumları düşünmekten kendinizi alıkoyamıyorsanız phronemophobia, çıldıracak gibi oluyorsanız maniaphobia, birşeyler hissediyorum olacak diyorsanız da prosophobia adlandırmasını yapabiliriz.
0
Lir Psikoloji
(06.01.21)
Robot resmin urkutucu gelme sebebi grotesk+bilinçaltina biraktigi etkidir.

Hiç bir robot resim estetik ve sanatsal bir üslupla çizilmedigi için insana tuhaf ve korkunç gelir.
0
Avoiding The Puddle
(06.01.21)
Cevaplrın hepsi çok tatmin ediciydi cevap yazan herkese teşekkürler.
Bunun haricinde evet sanırım ilk defa ümraniye sapığını gördüğümde korkmuştum böyle
@hedep uncanny valley enteresan bi teori oldu mutlaka bakıcam
@lirpsikoloji bir çoğunun mixi gibi geldi bana , tabi bu kavramları görmek öğretici oldu.
0
🌸ishak77
(06.01.21)
(18)

Boğaziçi Üni. olayları halk direnişine dönüşür mü?

msb
Üzerine bu alkol zamları vb de gelince zaten fitili ateşlenmeyi bekleyen halk eyleme geçer mi?Gündemden uzak kaldım bugün ama akşam haberleri görür görmez bi gezi çağrışımı yaptı bana.Ne dersiniz?
Üzerine bu alkol zamları vb de gelince zaten fitili ateşlenmeyi bekleyen halk eyleme geçer mi?

Gündemden uzak kaldım bugün ama akşam haberleri görür görmez bi gezi çağrışımı yaptı bana.

Ne dersiniz?
0
msb
(04.01.21)
Olmaz
0
adventchant
(04.01.21)
Bu ülkede toplumunun geneli sinik, sokağa çıksak anında marjinalleşip tüm sıkıntıları üzerimize yıkarlar. İktidarın da işine gelir. bu halk için sokağa çıktığımızda yine aynı halk için yuhalandığımız zamandan beri pasif direnişe geçtim.
0
olaylar olaylar
(04.01.21)
ilk atanan rektör boğaziçi'nin ki değil ki..

sürekli farklı farklı zamlar yiyoruz zaten değişen bir şey yok
0
fezagezgini_4
(04.01.21)
Olmaz.
0
himmet dayi
(04.01.21)
İnfiale yol açacak onca şey oldu geçti hiçbiri fitili ateşlemedi. Rektör ataması vs gibi "toplum" dediğimiz kalabalığın gündemi olmayan şeyler kimsenin tını değil. Olmaz yani.
0
IncredibleMau
(04.01.21)
donusmez

ayrica alkol zamlari ne alaka? alkole gelene kadar bu memlekette daha zaruri ürün hizmetlere her gun zam geliyor, meyve sebze gibi, ekmek gibi, kopru otoyol, ulasim, benzin gibi daha zaruri ihtiyaclara zam geliyor, kabullenip oturuyoruz.
0
exlibris
(04.01.21)
zaten şimdiden orası elitlerin yeriydi çok şükür milletin oldu paylaşımları yapılıyor. bir de dhkp-c marşı söyleyenleri gösterip, "polisime saldırıyor hainler" denilerek, bu atama sistemini eleştirenleri teröristlikle suçladın mı oldu bitti. geçmiş olsun.
0
jepa
(04.01.21)
boğaziçi yıkılıp yerine rezidans avm yapılsa gene bir şey olmaz.
0
Whily
(04.01.21)
çok yazık gençleri dhkp-c lileri aralarına aldı olarak medyaya servis ettirdiler. dhkp-c bi terör örgütüdür. hal böyleyken terör örgütü üyeleri polisin önünde halay çekebiliyo ve bu ülkenin emniyet gücü dhkp-c üyelerini gözaltına almıyosa emniyetin hükümeti korumak dışında vasfı ne?

gencecik çocukları hükümet medya aracılığıyla dhkp-c li gibi göstermeye çalıştı. tekrar bi gezi parkı olayı olması ihtimalini halkı öğrencilere karşı kışkırtarak bastırdılar. böyle onursuzluk, haysiyetsizlik yeryüzünde nadir görülür.
0
johnnie w lker
(04.01.21)
İkinci direniş ayaklanma diye bişi olmaz. Gezi bitti. Sonuç alınamadı. Gezi benzeri ayaklanmalar elli yılda bir olur. Boun rektörü umurumda değil. Hdp Li birisini atasalardı halay çekiyor olurdu o kitle.
0
ikikerekac
(04.01.21)
Boğaziçi Ortadoğunun en başarılı ve oturmuş üniversitelerinden biri. bu gösteriler kesinlikle üniversitenin kapanmasına kadar gitmez, rahat olun
0
esref
(05.01.21)
bu milletten hiçbir bok olmaz. olanı da zaten ya hapse atarlar ya öldürürler. yetmez.

hala dhkpc muhabbeti falan yapılıyor. türkiye'nin %30'u reisçiyse geri kalan %60'ı falan aşırı milliyetçi, salak bir kitle.

türkiye'den hiçbir şey olmaz. atatürk'ün hatrına dayandı işte 100 yıl.
0
der meister
(05.01.21)
Dönüşmez
Sebebi için der meister +1
Gerçekten yüzde 30 reisçiyse yüzde 60 milliyetçi ve AKP'nin en zor zamanlarında attığı milliyetçilik yemine atlayan (ulusalcısını, kemalistini zaten geçtim üstüne en sekülerini de ekle) bir garip kitle.

Alkol zammı dediğin şey zaten bu reisçi kitlenin içlerinin yağını eriten bir şey, asla bir ayaklanma sebebi olmaz. Yukarıda yazıldığı gibi alkol zammına gelene kadar neler neler var ama işte bir cacık olmuyor ve olmaz.

Bir bok olmaz o yüzden. "Şahsımın" lehine işlemeyen her türlü kolektif hareket yanmadan söner bu saatten sonra.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(05.01.21)
Halk direnişi için halk gereklidir, sence bu ülkede halk var mı olsa bile neye kime direnişte bulunacaklar. Bir direniş olacaksa seçimde olacaktır yerel seçimler gibi.
0
zekicalik
(05.01.21)
bu saatten sonra o geri zekali makarnaci kitle de biseylere aysin diye kimse sokaga dokulmez. gezi bir seylere dikkat cekme amaciyla yapilmisti, baslatanlar piril piril zeki genclerdi. cok guzel bir kitlesel direnise donustu. tam birileri bir seyleri anlar belki denirken geri zekali makarnaci kitle tarafindan terorist yaftasi yapistirildi hepsine. gencecik piril piril cocuklar katledildi. vs vs. yani hepimizin bildigi seyler. o zaman dolar 1 kurus artti diye gezicileri topa tutan geri zekalilar simdi dolar 10 liraya giderken acaba asgari ucretle kac ekmek alirim diye hesapliyor. mustehak. bu saatten sonra svihs, isterlerse ac gezsinler kimsenin umrunda degil. o yuzden ikinci bir gezi olmaz, olamaz. kucucuk bir umudu kalmis olan genclik ulkenin cogunlugunun aptal oldugunu net sekilde idrak etti zira.
0
in vino veritas
(05.01.21)
Zorlama olduğu yüz kilometreden belli. Bir de şunu şuraya bırakayım: www.reddit.com
0
alperz
(05.01.21)
boşbeleş iş.
muhalif ünlüler tweet atsın max 2 de gün halay+biber gazı oldu bitti
0
owaki
(05.01.21)
hiç ihtimal vermiyorum. son zamanlarda yaşadıklarımız arasında boğaziçi çok ufak bir detay. evet önemli, sıkıntılı bir durum ama işsiz-aç kaldığı için intihar edenler, devamlı artan zamlar vb. bunlar ayaklanma sağlamıyorsa boğaziçi devede kulak
0
gazozailacatmauzmani
(05.01.21)
(28)

Hangisine Abonesiniz?

oekuklu
Aşağıdaki platformlardan hangilerine abonesiniz?NetflixBlutvAmazon primeExxenS Sport PlusBein Connectedit:mubi'yi eklemeyi unutmuşumAyrıca ücretsiz olan Gain ve puhutv yi de kullanıyor musunuz?Sizce de çok fazla platform yok mu? Ki şubatta disney+ da gelecekmiş, HBO hiç yok bile
Aşağıdaki platformlardan hangilerine abonesiniz?

Netflix
Blutv
Amazon prime
Exxen
S Sport Plus
Bein Connect

edit:mubi'yi eklemeyi unutmuşum

Ayrıca ücretsiz olan Gain ve puhutv yi de kullanıyor musunuz?

Sizce de çok fazla platform yok mu? Ki şubatta disney+ da gelecekmiş, HBO hiç yok bile
0
oekuklu
(04.01.21)
netflix = yancıyım
amazon prime = aboneyim
bein connect = digitürk üyeliğim var.
youtube premium var bide.
0
false pretension
(04.01.21)
Netflix, amazon prime, disney plus.

Hbo Fransa'ya geldiginde onu da alacagim.
Sporu izleyecek zamanim olsa onu da alirdim ki bir dönem bein connect de aldim.
0
logisticsmanager
(04.01.21)
Netflix.
Prime'ı kargo için aldım ama sadece Fleabag izledim.
0
black holes in the sky
(04.01.21)
Hiçbiri. Yine de tercihimi Netflix'ten yana kullanırdım.
0
IncredibleMau
(04.01.21)
netflix
blutv (bu ay çıkacağım abonelikten)
amazon prime
bein connect (evde digiturk olduğu için)
youtube premium

çok fazla ama bir şekilde hepsini kullanıyorum öyle ya da böyle.
0
blatta hiberna
(04.01.21)
Hiçbiri
0
epitaf
(04.01.21)
ben de hiçbirine üye değilim. bir tek kardeşimin netflix'i var ama ona da aylardır girmiyorum.
0
ahm1
(04.01.21)
sadece bein connect'te spor paketi alıyorum. süper lig'i içermeyeninden. aylık 24 lira mıydı neydi.

televizyonum yok. televizyonda bir şeye bakmak istersem tüm kanallar açık olduğu için izleme şansım oluyor. onun dışında euroleague, avrupa ligi ve şampiyonlar ligi için de ideal. çok nadiren takılıyor. s sport plus'ta yayınlanan ligleri ve süper lig'i kaçak izliyorum.

netflix denen şeye üye olacağımı hiç sanmam. eğlenceyi bile tektipleştirip ekmek satar gibi dizi çekiyorlar. hiçbir içeriği ilgimi çekmiyor. eminim tek tük güzel olan da vardır ama onları yine filmlerle birlikte torrentten çekerim zaten. mesele para değil, netflix'e verecek param var ama bu tarz oluşumlara destek olmak istemiyorum.

"o zaman çektiği filmi de izleme" diyen olursa gitsin devlete verdiği parayla, vergiyle falan uğraşsın netflix'i savunacağına. şimdi durduk yere niye kendi kendime kimse bi şey dememişken kavga çıkardım bilmiyorum, hoş olmadı ama öyle yani.
0
der meister
(04.01.21)
Netflix ve Amazon prime
0
inheritance
(04.01.21)
Netflix
Blu vardı kapadim ama belki tekrar açabilirim

Bein de var
0
all girls dream
(04.01.21)
hiçbiri.
0
candide
(04.01.21)
hiçbirine üye değilim.

puhutv'de Şahsiyet'i izledim.

ileride amazon prime düşünebilirim.
0
late viper
(04.01.21)
Netflix
0
paramolacak
(04.01.21)
netflix, blu, amazon üçüne üyeyiz.

gain'i indirdim, telefondan bir şeyler izlemeyi sevmedim. eğer bu her şeye para ödeme çılgınlığı devam ederse hepsini iptal ettirip sadece kargo için amazon, müzik için spoti tutar, torrente geri dönerim.
0
roket adam
(04.01.21)
-Netflix kullanıyprum
-Gain indirdim terapist ve 10bin adım için. Tüm bölümler yayınlansın topluca izlerim diye bekliyorum şimdilik içerik izlemedim
-amazon prime almayı düşünüyorum bu aralar
-puhu da şahsiyeti ve babili izledim bir tek
-blu tv de izlemek istediğim bir kaç içerik var belki onların izlerim diye birkaç ay almayı düşünüyorum bir ara
-exxen hiç ilgimi çekmiyor
-disney+ loki için düşünmüyor değilim.
0
yazdonumu
(04.01.21)
Netflix
S Sport Plus
Bein Connect (Digiturk uydu yayını olduğu için bedava verilen connect üyeliği)

Puhu'dan Şahsiyet'i izlemiştim sadece.

Ek olarak IP TV var. Yukarıdakilerin çoğu, hatta Exxen içerikleri bile var. Ama arada takılıp beni delirttiği için S Sport Plus aldım F1 izlemek için.
0
himmet dayi
(04.01.21)
netflix var 3 kişi kullanıyoruz
blutv var, bozkır için aldım ilk, yerli dizi severim, sonra da behzat için kaldım, şimdi özel yapımları hoşuma gidiyor
amazon prime, alışveriş kısmını kullanmak için aldım esas, ucuz diye devam ediyorum
bein connect- digiturk var

puhu da şahsiyet ve dip'i izledim o kadar sonra girmedim.
exxen deneme üyeliği başlattım ücretsiz 1 hafta, iptal edeceğim.
0
fezagezgini_4
(04.01.21)
netflix, blutv, youtube premium şirket veriyor yan hak olarak

amazon prime, bein connect üyesiyim kendim ödüyorum

s sport plus f1 varken almıştım ama sezon bitince yenilemedim
0
ayin yazari
(04.01.21)
Sadece Netflix üyeliğim var. Gain’i de indirdik ama hiçbir şey izlemedim henüz.
0
ms brownstone
(04.01.21)
hiçbirine değilim.
dizi-tv-spor yayını izlemiyorum.
filmler için de torrent kullanıyorum.
mubi trial denedim. komedi gibiydi.

platform üyesi olsam içeriğe mahkûm olurdum. bir süre sonra kanepeye yayılıp "amaan x platformda ne varsa onu izleyeyim" gevşekliğine teslim olacağım da kesin gibi bir şey.

torrent daha zahmetli ve daha çok zaman alıyor ama özellikle biraz sinema tarihine eğileyim, az bilinen dünya sineması örneği izleyeyim filan diyorsan hiçbir platform torrent alternatifi olamaz.
0
filteria
(04.01.21)
torrentsporluyuz
0
alperz
(04.01.21)
Benim aboneliklerim ve önem sıram şu şekilde
Spotify
YouTube premium
Netflix
Amazon
Mubi
Blu tv(iptal edilecek)
0
kaderimse np
(04.01.21)
Strem.io Türkçe içerikler zayıf olsa da para verdiğiniz ve buraya gelmediği için veremediğiniz bütün içerikler var ve bedava.Netflix yancıyım ama izlemeyi planladığım film oradaysa açıp izliyorum aksi halde açmıyorum. Gain telefona indirdim ama TV app i yapmadıkları sürece asla açıp izlemem.
0
guitarissimo
(05.01.21)
Hiçbiri
0
Ven
(05.01.21)
sifir aboneligim var. netflix ve amazon prime'i arkadastan kullaniyorum.
0
hot potato
(05.01.21)
netflix aile hesabı
amazon prime
beinconnect iki arkadaş ortak aldık, herkes kendi takımının maçlarını izliyor.
spotify aile hesabı

puhu ve gain kullanmıyorum.
0
reanarchy
(05.01.21)
Netflix
Youtube premium

Hergün yeni birşey çıkıyor, netflix'i de ayda 1-2 sefer ya kullanıyorum ya kullanmıyorum, 2-3 arkadaşta var onlar takılıyor
0
birbilsem
(05.01.21)
netflix ve amazon prime duzenli uyeyim; ben arada netflix izliyorum sadece
0
sweetoffice
(05.01.21)
(7)

Havalarin durumu ne olacak?

rumpleteazer
Arkadaslar, istanbulda gunlerdir parlayan gunes uzuyor beni, hayatimda ilk kez boyle bir ocak ayi yasiyorum. Yazin bu ulkenin hali ne olacak, dahasi artik hep boyle imis. https://youtu.be/UXiy_Vgqgqk bu videoda Atilla Yesilada nin yorumlarina bakiniz ne kadar aci degil mi? Bizler kendi kesemizi du
Arkadaslar, istanbulda gunlerdir parlayan gunes uzuyor beni, hayatimda ilk kez boyle bir ocak ayi yasiyorum. Yazin bu ulkenin hali ne olacak, dahasi artik hep boyle imis. youtu.be bu videoda Atilla Yesilada nin yorumlarina bakiniz ne kadar aci degil mi? Bizler kendi kesemizi dusunmeyi birakip benzinli araclara donmeliyiz. Uc kurusluk ucak biletleri ile saga sola kacismamaliyiz.havslar yuzunden depresyona girdim. Benim gibi olan var mi?
0
rumpleteazer
(02.01.21)
Valla Boku yiyeli çok oldu, bu saatten sonra yapacak bişey yok, kendimi bildim bileli hobi olarak başlayan bu konularda ki ilgim sonra mesleğim oldu. Senelerdir insanlara,kurumlara, şirkelere, devletlere yurtiçi ve yurt dışlarında anlatmaya çalışıyoruz. Ben kendi üzerime düşeni senelerdir yapıyordum ( hoş bi işe yaramıcak) ama içim rahat.
0
paramolacak
(02.01.21)
Ben türkiye’de bu durumu gözlemledim, bulunduğum avrupa ülkeleri normal sayılırdı. Londra’da ağustos sonunda mont giyiyodum ara sıra, ekimde komple monta başlamıştım, amsterdam keza aynı.

Türkiye evet birbirine girmiş mevsimler izmir falan da bitik.
0
garavel
(02.01.21)
Atilla Yeşilada ekonomist değil mi ya? Ben meteoroloji uzmanlarının söylediklerine bakıyorum. Daha önce böylesi kuraklık 90'larin başında olmuş. Küresel iklim krizinin sonuçları bunlar. Hep böyle mi olacak? Belki. Bireyler olarak az su harcamaya, deodorant, araba kullanmamaya, yani karbon ayak izimizi küçültmeye çalışabiliriz.

Ancak... Bizim günlük hayatımızda saldığımız karbon krizin nedeninin ufak bir kısmı. Fabrikalar, santraller asıl su tüketiminin olduğu yerler. Yani endüstri. Aynı zamanda karbon salınımı da buralarda yoğunlaşıyor. Başında da et endüstrisi geliyor, hem su tüketimi hem de karbon salınımının sorumlusu olarak.

Dolayısıyla öncelikle antikapitalist olmadan durumu düzeltemeyiz. İkincisi, et üretiminin düzenlenmesi gerekiyor. Bu da bireysel davranış değişimiyle değil de ekonomik ve siyasi biçimlerin radikal değişikliğini gerektiriyor. Bireyler olarak hem tüketim alışkanlıklarımızı, davranışlarımızı değiştirmeliyiz, hem de bunun siyasal mücadelesini vermeliyiz.

Sonuç: evet, benin de canımı sıkıyor. Çözüm olarak da bu yukarıdakileri görüp bunlar için uğraşmayı gerekli görüyorum.

Ek: durum tr'ye özgü değil, küresel. Geçen kış İtalya'nın kuzeyindeydim. Tüm İtalyanlar ilk defa kışın kar yagmadigini ve havaların cok sıcak olduğundan şikayet ediyordu. Neredeyse yağmur bile yağmadı geçen kış. Farklı olarak orada normal halk da bunun iklim krizi sebebiyle olduğunu biliyordu ve cumalari eylemler oluyordu.
0
prole
(02.01.21)
Depresyona girmeye gerek yok, bu çoook uzun zamandan beri devam eden bir süreç. Bunları kafaya takmayıp uzun yaz mevsiminin tadını çıkar derim.
0
roket adam
(02.01.21)
prole hay ağzına sağlık ya, konu iklimden açıldığında böyle millet uyuz uyuz hiç önemi olmayan minik detaylarla vicdan mastürbasyonu yoluna gitmiyor mu deliriyorum valla. adam doğayı korumak lazım deyip markette poşet almıyor, alana sövüyor ama 35 çift ayakkabı satın alıyor. bir tane fabrikanın bir haftada harcadığı/kirlettiği suyu ben bir ömür musluğu açık bıraksam harcayamam halbuki. biraz konfordan taviz vermeden, daha kısıtlı yaşamayı öğrenmeden bunu değiştirmenin yolu yok. bu gezegen bu kadar kirliliği kaldırmıyor, bu kadar basit. onu azaltmak da mevcut teknolojiyle pek mümkün değil, tam tersine "mevcut teknolojiyi kullanmamak" ve daha basit bir hayata dönmek şart. e onu da hiçbirimiz yapmıyoruz, millet daha temel haklarını aramayı öğrenemedi, bi' de iklim duyarlılığına mı sahip olacaklar.

@roket adam'ın yazdığını da çok talihsiz buluyorum. "uzun yazın tadını çıkarın" ne demek yahu? tadı çıkarılacak bir şey mi bu? her şeyin dengesi ve zamanı var. ocak ayında 20-25 derecelik hava istanbul gibi bir yer için hiç sevinilecek bir durum değil. yazın nasıl ki havalar ısınıyorsa kışın da karlı, yağmurlu, çamurlu, soğuk olması lazım. bunun su kaynaklarına, tarıma vs. etkisini düşünmek gerek. kışın yetişen sebze ve meyveyi ocak ayında 20-25 derecede yetiştiremezsiniz maalesef. çiftçi biter, fiyatlar daha da artar, bıraktım konforlu yaşamayı besin değeri olan sebze-meyve bile yiyemez hale geliriz. şimdiyi mumla ararız.

gidişat inanılmaz kötü. durum türkiye'yle sınırlı değil bu arada. geçen ispanya'yla ilgili mini belgesel tadında bi şey izledim, içim gitti. meyvenin, sebzenin en güzelinin yetiştiği mis gibi coğrafyada ülkenin yarısı çöl olmaya yüz tutmuş, millet perişan.

çok kötü oldu.
0
der meister
(02.01.21)
Yok sevinin demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Bireysel bazda etkinizin inanılmaz düşük olacağı konulardan biri bu. Yani biz milyonlarca kişi inanılmaz bi su tasarrufu da yapsak, elektrikli araba da kullansak, bir yük gemisinin çin'den buraya gelmesi ile aynı karbon footprint'e sahip oluyoruz. Kapitalizmin çarklarından ötürü o yükü başka yöntemlerle de buraya getiremiyoruz. O yüzden dedim genel önlemler dışında bir konuda daha anksiyete sahibi olmaya gerek yok, önleyebileceğimiz bir şey değil çünkü. Konu kapitalizmin kendisini tehdit edecek noktaya gelince insanoğlu kendi yöntemlerini icat edecektir (covid'de olduğu gibi)
0
roket adam
(02.01.21)
iklim degisikligi onumuzdeki yillarda bizi daha cok etkileyecek ama bu yaz da bizi cok zor bir donem bekliyor. benim anlamadigim avrupa'da bu kadar yogun kuraklik yok sanki, avrupanin bir cok yeri yeterli yagis aliyor, biz neden boyle olduk cok uzucu,

bir de su bildigim kadariyla kaybolmuyor, buharlasan su neden yagmur olarak geri donmuyor? ya da bizde buharlasiyor gidip avrupa'ya mi yagiyor?
0
exlibris
(02.01.21)
(11)

Yakından Tanıdığınız Birisi İntihar Etti Mi?

silah taciri
S.b.
S.b.
0
silah taciri
(01.01.21)
evet 4 ay once bir arkadasim intihar etti.

neden sordugunu merak ettim acikcasi.
0
lamartin
(01.01.21)
etmedi.
0
ateistanbul
(01.01.21)
dusundum de kuzenim etmis, onu da yakindan tanimiyorum.
0
ateistanbul
(01.01.21)
Etti. Öğrenmek istediğiniz nedir?
0
ultranil07
(01.01.21)
Geniş aileden 2 kişi.

Biri üzerine benzin döküp yakmış, diğeri belden aşağı felçti, nasıl intihar ettiğini bilmiyorum.
0
stewie
(01.01.21)
Teyzemin oglu.

Zaten ciddi mental sikintilari vardi, bir gece kendisini evin asagisindaki bayir arazide agaca asili bulmus teyzem..
0
Avoiding The Puddle
(01.01.21)
Dayımın oğlu borçlarından dolayı etti ama vefat etmedi. Hastaneye kaldırdılar, midesini yıkadılar, duran kalbini çalıştırdılar falan. Sonra bir müddet psikyatrik tedavi gördü. Şimdi hiçbir problemi yok çok şükür.
0
dilemma of subscribtionability
(01.01.21)
yakından tanıyorum denmez ama kuzenim etti.
0
der meister
(01.01.21)
tanıdık aramasanız ibretlik bir intihar vakası anlatacaktım.
0
Fatih_BaKeR
(02.01.21)
Bunu sordum çünkü bence intiharların çok büyük kısmı uzun vadede alınmış bir karardır. Yani anlık olarak karar verilen bir şey değildir. Psikiyatrlar, psikologlar daha iyi bilir tabi..

Benim merak ettiğim şey, intihar kararı için bir sınır var. O sınır geçildikten sonra geri dönüş olmuyor. Bu sınırın geçilmesini, o kararın alınmasını öğrenmek istedim..
0
🌸silah taciri
(03.01.21)
Etti ama ben yanında değildim. Çok şükür kurtulmuştu. Ben yanındayken de bir kere etmek istemişti yalvar yakar geri döndürmüştüm. Lisedeydik ergenlik zamanlarıydı.
0
skywalker.anakinn
(04.01.21)
(24)

32 yaşındayım hiç alkollü içecek içmedim

işimdeyim gücümdeyim
Çok şey kaçırıyor muyum?
Çok şey kaçırıyor muyum?
0
işimdeyim gücümdeyim
(31.12.20)
Evet.
0
buff
(31.12.20)
Bence hayır.
0
himmet dayi
(31.12.20)
Hayır. Ilgın ve merakın varsa iç.
Ben de hiç içmedim ve açıkçası hiç merak etmiyorum. Aksine kokusundan rahatsız oluyorum. Işin sağlık boyutuna hiç girmiyorum bile.
0
Amaranta ursula
(31.12.20)
İçinde başka Bi güzel oluyor ama içmeyince de kötü olmuyor.
0
valarmurgulis
(31.12.20)
Bol bol eğlenceyi, normalde yapmayacağın şeyleri yapmayı, arkadaşlarınla bol bol duygusallaşmayı gülmeyi falan kaçırıyorsun.
0
eazy
(31.12.20)
niye denemiyorsun?
0
jepa
(31.12.20)
yeryüzünde başkalarının yaşayıp deneyimlediği bazı şeyleri yaşamamış oluyorsun.

bu yaşanmamışlığı eksiklik olarak görmüyorsan bir şey kaçırmamışsındır.
0
tabudeviren
(31.12.20)
Hayir hic bir sey kaybetmiyorsun. Ama deneyebilirsin. Zaten deneyimce begenmeyeceksiN. Alkol tadi guzel oldugu icin icilen bir sey degil.
0
exlibris
(31.12.20)
sanmam...iste karacigerin kullanim omrunu bi 10 sene uzatmissindir iste. yoksa su icen de hep ayni yere
0
hay sikfuck
(31.12.20)
Bana göre evet.
Güzel viskinin, romun, sıcak ve spor yapildiktan/is yapildiktan sonra icilen soğuk biranin, bazi kokteyllerin hepsinin yeri baska.

Kişiden kisiye değişir, bana göre alkol hic almayan kisi cok sey kacirir.
0
logisticsmanager
(31.12.20)
bir şey kaçırdığın yok hocam. tamamiyle senin tercihin.

alkol ortama göre güzel giden bir içecek. belki 10 kere içiyorsun birinde keyif alıyorsun öyle bir şey. kebapla aynı yani.

o sebeple kaçırdığın bir şey yok.
0
duyurukullanıcısı
(31.12.20)
hiç içmediğin için evet.
0
Piukh
(31.12.20)
Hiç de bir şey kacirmiyorsun.
Iğrenç. Sadece şekil yapmak için içiliyor.
0
yarey
(31.12.20)
Kaçırdıkların; içmeye başladıktan yaklaşık bir saat sonra söylemek isteyipte söylemediklerini söyleyipte rahatlamak, içinden geldiği gibi kendini kasmadan eğlenebilmek, deşarj olmak, yaşamayı-arkadaşlarını-sevgilini-karını o an yanında kim varsa işte daha çok sevdiğini anlayıp ona sevgi cümleleri kurmak. Üç saat sonra daha çok içme isteğiyle masadaki bütün alkollere saldırmak. Dört saat sonra mide bulantısıyla uyumaya çalışmak, kusmak yada sızmak. Sabah kalktığında deli gibi baş ağrısıyla kendine sövüp geceyi düşünmek, gecenin yarısını hatırlamayıp kötü birşey yapmadım yada saçmalamadım umarım diye paranoyaya girmek. Muhtemelen ilk içtiğinde başına gelecekler bunlar tabi ortamına da bağlı. Düzenli içmeye başladıktan sonra nerede durup nerede devam edeceğini öğrendikten sonra bunları nadir yaşayacaksın. Sonuç olarak dene tabiki pişman da olsan bir tecrübe olur.
0
IcedFlames
(31.12.20)
hmm yani çok şey kaçırıyorsun diyemem ama bazen çok hoş oluyor insan sevdiklerinle beraber içerken böyle bir mutluluk geliyor, harika bir his :D bir kere bile olsa deneyimlemeni tavsiye ederim.
0
theseachange
(31.12.20)
ben de hiç içmedim. içen çok arkadaşım var ama içmek hiç aklıma gelmedi. 17-18 yaşıma kadar içen kimseyi görmediğim için olabilir belki. bir şey kaçırdığını sanmıyorum
0
avatar is back
(31.12.20)
kaçırmıyorsun. zaten kaçırmışsın.
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(31.12.20)
evet ve hayır. neden hoşlandığına bağlı
0
argent dawn
(31.12.20)
Neden içmediniz? Dini nedenlerden ötürü mü? Ben de sevmem. Midem kaldırmıyor.
0
gelmeistemem
(31.12.20)
hiç içmediysen iki bira bile yeterli olabilir hafif bir sarhoşluk yaşamak için. yani tam olarak en yakın tekele gidip 25-30 lira vererek yaşayabileceğin bir tecrübeden söz ediyoruz. haliyle çok şey kaçırdığını zannetmiyorum ama sarhoşluk ŞAHSİ FİKRİMCE herkesin en azından bir kere tecrübe etmesi gereken değişik bir his. yaşamayan çok şey mi kaçırmıştır? hayır. küçük bir şey yani, üzerinde düşünmeye değmez.

ben ilk kez 18 yaşımdayken içmiştim. arkadaş kadıköy'de bir mekana götürmüştü. buz gibiydi bira. tadını beğenmemiştim (ilk içişte alkolü seven kimse yoktur herhalde) ama hem dışarıda oturuyorduk hem de arkadaşımlaydım, haliyle güzel bir ortam vardı. çerezle fındıkla fıstıkla iki tane içiverdim. çok tatlı bir sarhoşluk yaşamıştım o gün. hafif gevşeme, rahatlama, her şeyin göze daha güzel görünmesi vs...

ama bu da biraz uyuşturucu gibi elbette, açıkçası alıştıktan sonra hem sarhoş olmak zorlaşıyor hem de sarhoş olsan bile ilk seferki gibi tatlı gelmiyor.

bence bi ara kap iki tane bira, al yanına çerezini, otur iç yavaş yavaş. hiçbir şey kaybetmezsin.
0
der meister
(31.12.20)
Zamanında alkol kullanıp bırakmış biri olarak söylüyorum kesinlikle bir şey kaçırmıyorsunuz ve doğru olanı yapıyorsunuz. Tekel ürünleri sağlığa zararlıdır zehirdir. Siroz, diyabet, obezite gibi hastalıkların en büyük sebeplerinden biridir. Alkol kana karıştığı andan itibaren iç organlarda tahribata sebep olabilir. Ayrıca suç oranları alkol kullanımıyla paralel olarak artış göstermektir.
0
acebi
(31.12.20)
Kesinlikle bişi kaçırmıyorsun
Matah bişi değil
0
photo85
(01.01.21)
Sırası geldiğinde kafayı bulamayanlar kesinlikle bir şeyler kaçırıyor. Sizin adınıza sizden rica ediyorum, şu hayatınızda bir kez olsun kafanız güzel olacak kadar için.
0
huçi kuçi
(01.01.21)
çeşitli sebeplerin vardır sanırım ama hiçbiri hiç içmemek için yeterince makul değildir. bence böyle düşünmek yerine yanında tuzlu atıştırmalıklarını da hazır ederek hemen koş bi şeyler iç. yavaş yavaş, güzellerinden başlayıp deneye deneye kaçırdığın şeylere yetişebilirsin. sevmezsen ya da kötü deneyim yaşarsan vazgeçip kaçma, ağırdan da al o yüzden. hadi inş.
0
snape i başından beri tanırım
(01.01.21)
(4)

Almancamı tekrar nasıl canlandırabilirim?

İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
Merhaba arkadaşlar,Ben dil alanında Türkiye'nin en iyi eğitimini veren okullardan birinde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Öğrenciyken ve mezun olduğum dönemde Almancam çok iyiydi. Çatır çatır Almanca konuşuyordum, Alman hocalarla, gelen değişim öğrencileriyle falan iletişimim harikay
Merhaba arkadaşlar,

Ben dil alanında Türkiye'nin en iyi eğitimini veren okullardan birinde Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Öğrenciyken ve mezun olduğum dönemde Almancam çok iyiydi. Çatır çatır Almanca konuşuyordum, Alman hocalarla, gelen değişim öğrencileriyle falan iletişimim harikaydı. Alman hocalar, diğer Türk hocalar falan beni seviyordu, çalışkan bir öğrenciydim. O dönemler Almanya'da yaşasaydım hiç zorluk çekmezdim, o derece kendime güveniyordum.

Sonra mezun oldum falan. Dil çıkışlı birinin öğretmenlikten başka yöneleceği kesin bir meslek olmadığı için iş bulmam zordu. Mezun olduktan sonra bölümümden epey uzaklaştım. Almanca'yı falan kullanmadığım için epey köreldi. Mülakatlarda falan İngilizce konusunda hep iyi bir sınav verdiğimi düşünürken Almanca konusunda hep rezil olma noktasına geldim. Çünkü o anlara kadar bu kadar paslandığımın farkına varamamıştım. O eski görkemli günlerimin eskide kaldığını anladım.

Geçen yıl serbest çevirmenliğe başladım. Büyük bir Almanca çeviri projesi aldım. O esnalarda Almancam biraz canlandı ama konuşma pratiğine katkısı olduğunu söyleyemem. Yazılı anlamda da epey zayıfladım ama çeviriyle falan biraz toparladım.

Bazen Almanca bildiğim için ayağıma o kadar güzel iş fırsatları geliyor ki paslandığım için değerlendiremiyorum. Az önce yine çok iyi bir yerden arandım ve paslandığımı söylediğim için olmadı. Üstelik başvuru yapmamışken. Bir insan kendini nasıl hayal kırıklığına uğratabilirin en iyi örneği galiba.

Başkalarına bakıyorum, yeni diller öğrenmeye çalışıyorlar. Ben elimdekini, 5 yıl emek verdiğim dili bile değerlendiremiyorum. Yazık cidden bana. Fakülteye eşek bağlasanız eşeğin daha başarılı olacağı tipler, ödevlerine falan yardım ettiğim, notlarımı verdiğim tipler öğretmen oldu, çocuklara Almanca öğretiyor. Benim geldiğim duruma bakın. Kendimi nasıl harcadım bilmiyorum, harcamaya da devam ediyorum.

Her neyse benim bu Almanca'daki en büyük problemim İngilizce gibi hayatımın bir parçası olmaması. İkisini de aktif olarak kullanayım istiyorum ama Almanca hep kenara atılmaktan kurtulamıyor. Ne yapsam, kendime ne hedef koysam da eski görkemli günlere dönebilsem? Biliyorum konuşma pratiği gidip Almanya'da yaşamadan veya biriyle konuşmadan pek ilerlemez ama hiç değilse ihmal etmem. Ne önerirsiniz? Yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkür ederim
0
İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(30.12.20)
peply'de nativelerden ders alın. en ucuzlaı seçersiniz nasılsa maksat pratik
expatlarla takılın biraz etrafınızda varsa
bir de çok önemli bişey; almanca güncel kitap, dergi okuyun.
tutup da faustu okumayın yani nebileyim zate okuduğunuz bişeylerin sapiens falan veya yüreğinin götürdüğü yere git :D tarzında migros romanı gibi kitapların almanca versiyonlarını okuyun..
yazı ve okuma dili zihinde başka türlü bir çalışma mekanizmasını harekete geçiriyor bence.
0
jimjim
(30.12.20)
abi bence sen kendine çok haksızlık ediyorsun ya. proje alıp da para karşılığı çeviri yapabilecek bir adamın paslansa bile iş yapamayacak kadar kötü olacağını hiç sanmıyorum. kaldı ki eskiden çok iyiydi diyorsun, tamam almanca zor dil ama o pas dediğin şey çabucak atlatılır bence, aktif kullanmadığın için o kadar da kolay unutacağını sanmıyorum. sonuçta sen 6-7 ay almanca çalışıp b1 seviyesine gelmiş, sonra bırakmış biri değilsin. dili zamanında çok iyi öğrenmiş, çatır çatır kullanmışsın. bence kendine güvenemediğin için fazla geri çekiyorsun kendini.

dil bölümü öğrencisi olarak hislerini çok iyi anlıyorum ve hatta tam olarak "yardım edip notlarımı verdiğim tipler öğretmen oldu" durumunu bizzat yaşadım. bizim onlardan tek farkımız ne biliyor musun, onlar bu kadar ince düşünmeden ve hassas davranmadan hareket ediyor. onların yerinde sen olsan yöneticin belki seni çok daha başarılı bulacak ama hamleyi yapan onlar olduğu için sen doğrudan devre dışı kalmış oluyorsun.

kolay değil biliyorum ama bence bu tip durumlarda biraz daha yırtık olmaya çalışıp "ne kaybederim ki" düşüncesiyle gir o projelere. hem özgüven kazandırır hem de bence tam olarak istediğin şeyi sağlayıp almancana katkı sağlar.

ben şimdi çok şey görüp geçirmiş birisi gibi konuşacak donanıma sahip değilim ama kendi hayatımda net olarak gördüğüm şudur ki İNİSİYATİF ALAN her zaman daha avantajlıdır. senin almancan en iyisi olabilir. kalkıp, "benim almancam iyi, çekilin kenara" demediğin veya en azından başkalarına almancanın iyi olduğunu anlama fırsatı vermediğin sürece maalesef kenarda kalırsın.

o ilk adımı atmak zor olacaktır muhakkak ama ondan sonrası bence çok daha kolay olur. eminim herkes etrafındaki bir sürü insan için "ya bu dangalak nasıl hayatta kalıyo bu zekayla, nasıl iş bulup para falan kazanabiliyo" demiştir. aynı şekilde bissürü insan da çok daha fazlasını yapabileceğini bizzat bildiği halde hep yetersiz ve eksik hisseder.

aradaki fark çok affedersin ama bence tamamen YÜRREK. başka bi şey yazardım da şimdi silerler, anlamışsındır.

o yüzden bence bi daha teklif geldiğinde "paslandım" falan deme ve yardır. en fazla "bilmiyomuş bu herif" derler. şimdikinden daha mı kötü olur? hamle yapmak, ön plana çıkmak lazım. yoksa kimse elimizden tutup da bi şey yapacak değil. sen yaptığı işe çok saygı duyan, iyi niyetli bir insansın bunun farkındayım ama bazı alanlarda bu işe yaramıyor maalesef, yamyam gibi bilip bilmediği her boka atlayan tipler senin performansının %30'unu gösterse bile sırf "orada" oldukları için daha iyi zannedilebiliyor.

aha bak kendin yazmışsın işte. sen o notlar verdiğin insanlardan daha iyisin. bunu kendin de biliyorsun. onlar nasıl öğretmen oldu? "iyi değilim", "paslandım" vs. demeyip yardırdıkları için. sen de bunu yap.
0
der meister
(30.12.20)
Hocam,bence en iyi öğrenme/canlandırma,öğretmekten geçiyor.Ben naçizane 1.5 yıldır almanca öğrenmeye çalışıyorum.Örgün eğitimde kursum çok verimliydi.Çünkü öğretmenden ziyade arkadaşlarla ; pauselerde birbirimize anlatıyoduk,en iyi o şekilde anlayabiliyodum.Online eğitime geçtik,çuvalladım.
Naçizane tavsiyem A1 seviyesi de olsa instagram,pinterest,facebook,twitter üzerinden Almanca öğretme amaçlı hesaplar açın ve düzenli paylaşımlarda bulunun..Malum Almanca "nitelikli iş gücü"yasasıyla son 1-2 yıldır eskiye göre daha popüler.Hatta sosyal medyadan iyi dönüşler alırsanız Udemy kursu,özel ders falan olaylarına girersiniz.Şu an inanın, bazı özel ders veren Almanca hocalarının boş saati dahi yok.Başarılar.
0
arenas
(30.12.20)
@ jimjim Maalesef etrafımda hiç Expat yok. Öyle ortamlardan fazlasıyla uzağım. Nativelerden ders almak mantıklı evet. Tüm önerileriniz için çok teşekkür ederim :)

@ der meister Başkan çok haklısın yazdıklarında. Maalesef pek yürekli değilim. Almancamın paslandığının henüz farkında olmadığım bir dönemde gittiğim iş görüşmesinde "Almanca biliyorum" balonu o kadar fena patladı ki yerin dibine girdim adeta. O zamandan beri Almanca konuşmanın çok önemli olduğu ne kadar çok iş fırsatı geldiyse hepsinde de o hissi hatırladım ve haliyle durumu belirttim. Başkası rezil olmayı göze alabilir ama ben yapamıyorum. O rezil olma hissini bir kez yaşayınca acısı kolay kolay geçmiyor. Tabi bunu bahane edip bir köşeye çekilmek de son derece yanlış dediğin gibi.

O örnek verdiğim kişiler gibi öğretmen olma hayalim yoktu zaten, bundan sonra da olmaz. Bana göre değil öğretmenlik. Dikkat çekmek istediğim nokta bahsettiğin gibi, yetersizliklerine bakmadan alıp yürümeleri. Yaşamışsın zaten örneğini de. Ama cidden merak ediyorum iki harfi bile yan yana getiremeyenler, okulu 7 senede bitirenler falan nasıl Almanca öğretecek seviyeye geldi? Ne öğretiyorlar öğrencilerine? 1.sınıfın kıçı kırık Grammar I dersini bile kaç sene verememiş insanlar bunlar bir de :D Ama haklısın yürek işi bunlar. O rezil olma hissi kolay geçmeyecek biliyorum ama zorlamak tek şansım. Verdiğin bu motivasyon için çok ama çok teşekkür ederim.

Bu arada haddime olmayabilir bunu söylemek ama dil-edebiyat öğrencisi olduğun için bu durumun seni de ilgilendirdiğini düşünüyorum. Zaten seni başlıklarından takip ediyorum ve Rusça'ya ne kadar aşık olduğunu biliyorum ama senin de çok iyi bildiğin gibi diller bir anlık gözardı etmeye bile gelmiyor. Öğrendiğin dilleri İngilizce gibi hayatının bir parçası yap. Ben ettim sen etme :D Uzun ve samimi cevabın için çok teşekkür ederim.

@ arenas Aslında çok iyi bir noktaya parmak basmışsınız. Bilgilerinizi karşı tarafa kusursuz olarak aktarmak için sizin de kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Haliyle bu durumda kendinizi aktif tutmuş oluyorsunuz. 3 yıl önce falan özel ders almak için iletişime geçenler olmuştu. Kendimi öğretmen olarak görmediğim için olumsuz cevap vermiştim. Aslında kabul etseymişim hem belki şu an bu durumda olmaz hem de kendime bayağı bir iş fırsatı yaratmış olurdum. Bazen büyük düşünmek gerekiyor. Tavsiyeniz için teşekkür ederim.
0
🌸İnatçılığın yeryüzündeki temsilcisi
(30.12.20)
(8)

Neden yaşıyoruz?

ayakkokususeveninsan
Neden yaşıyoruz?Daha saygın biri olmak için mi?Genlerimizi diğer nesillere aktararak insan soyunun devamını sağlamak için mi?Herhangi bir dini inancı olmayan bir insan olarak neden yaşıyorum sorusuna cevap bulamıyorum. Belki de yoktur cevabı. Her yaptığım eylemin nedenini sorguladığımda en son neden
Neden yaşıyoruz?
Daha saygın biri olmak için mi?
Genlerimizi diğer nesillere aktararak insan soyunun devamını sağlamak için mi?
Herhangi bir dini inancı olmayan bir insan olarak neden yaşıyorum sorusuna cevap bulamıyorum. Belki de yoktur cevabı. Her yaptığım eylemin nedenini sorguladığımda en son neden yaşıyorum sorusuna ulaşıyorum.
0
ayakkokususeveninsan
(29.12.20)
merak duygusu? bilemiyorum bu varoluşsal kaygı çok su kaldıracak bir konu. üstüne konuşulacak bir çok bakış açısı var.
0
drystedb efficacious
(29.12.20)
hiç vslla
0
papuayenigine02561
(29.12.20)
Bana kalırsa hayatta olan herkesin ona yaşama hevesi aşılayan nedenleri, geleceğe ilişkin ifade edilmemiş umutları ya da en azından, ıstırap verici de olsa hayatını sürdürmeyi onun için bir gereklilik haline getiren, kendisini sorumlu hissettiği bağlılıkları vardır. Bunlar tamamen duygusal şeyler, makul bir varoluş gerekçesi yok kimsenin. En sonunda bütün çırpınışlarımız hiçliğe gidiyor, burada mantık aranır mı? Duygularımız yaşatıyor bizi: arzularımız, umutlarımız, sorumluluklarımız... Mantığın bakış açısından hepsi en nihayetinde beyhude, boşuna. Bunu bile bile yaşıyoruz. Çünkü eylemimizi belirleyen şey bizi yaşamın boşunalığına dair bilinç sahibi kılan akıl yürütmelerimiz değil. Akıl sadece amaçlara uygun araçları tayin eden bir yeti, eylemlerimizi duygularımızla seçiyoruz. Duygularınız size yaşamaya değer bir şeylerin varolduğunu fısıldıyorsa, mantığınız kendi köşesinde istediği kadar hiççilik oynayabilir, siz yine de hayatta olmayı yeğlersiniz.
0
huçi kuçi
(29.12.20)
Çünkü neden yaşamayalım?

www.youtube.com
0
ananiyimioguz
(29.12.20)
Sevdiğim bir kadın ve zaman zaman tattığım anlık mutluluklar var. Yaşamamanın nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum, ben de çoğunluk gibi gün geçiriyorum.
0
monty python
(29.12.20)
neden varız? varlık var mıdır? tanrı var mıdır? tanrı varsa ve her şeye gücü yetiyorsa bizim gibi sınırlı varlıkların olduğu bir şeyi neden yarattı?

bazı soruların cevabı malesef yok yaşadığımız kainatta. cevap olarak var yok %50 %50 ihtimal varsa düşünmenin de önemi yoktur.

Hava burda soğuk. parmaklarım üşüyor. ayın dördünde sınava gireceğim onun stresi var. bu sene artık amuda durabilmek ve sırbistanı ziyaret etmek istiyorum.
0
aloneinthedark
(30.12.20)
Sebebi yok Tanrının yazmış olduğu romanının bir parçası gibiyiz ve sahnede onun filmine renk katmak için oynuyoruz .
0
yeni ve işsiz
(08.01.21)
ben almanya'ya yerleşebilme hayaliyle yaşıyorum.

bildiğim tek şey "var olmak". insan o yüzden sebep bulmakta çok zorlanmıyor bence. o olmasın, başka bir şey olur.

yuvarlanıyoruz işte bi şekilde. taş çatlasa yaşayacağımız 100 yıl zaten, çok da zorlamanın anlamı yok bana kalırsa.
0
der meister
(08.01.21)
(31)

Öğrenim kredisi almış mıydınız? (Anket)

dissendium
Öğrenim kredisi borcundan yakınanları görünce merak ettim. Üniversitede öğrenim kredisi almış mıydınız? Eğer aldıysanız gerçekten ihtiyacınız var mıydı? Yani o para olmasa üniversite okuyamayacak durumda mıydınız? Paranızı gerçekten ihtiyaçlarınıza mı harcadınız? Bunları merak ediyorum.İnternet'te 1
Öğrenim kredisi borcundan yakınanları görünce merak ettim. Üniversitede öğrenim kredisi almış mıydınız? Eğer aldıysanız gerçekten ihtiyacınız var mıydı? Yani o para olmasa üniversite okuyamayacak durumda mıydınız? Paranızı gerçekten ihtiyaçlarınıza mı harcadınız? Bunları merak ediyorum.

İnternet'te 10 bin, 20 bin TL borcum var diyenleri görünce bayağı şaşırıyorum. Ben öğrenim kredisi almadan okudum. Doğal olarak hiç borcum yok. Kendimi biraz şanslı sayıyorum. Yeni mezun olup 10 bin TL borcumun olması beni çok rahatsız ederdi. İhtiyacı olmayıp da öğrenim kredisi alan öğrencilerin motivasyonu ne?
0
dissendium
(28.12.20)
evet aldım. almasam okuyamazdım kesinlikle. hatta aldıktan sonra bile okurken maddi sıkıntılar çektim. okul bittikten sonra 2 sene müddet veriyorlar yanlış hatırlamıyorsam. bir de enflasyon farkını da ekliyorlar tabi.
0
gizemli dede
(28.12.20)
kredi almadım. burs aldım. çok ihtiyacım vardı, olmasa okuyamazdım evet. burs bulamasam kredi alacaktım mecbur.
0
pati
(28.12.20)
aldım.
ihtiyacım vardı.
hayır, yine de okurdum ama para o zaman lazım. keşke daha çok verselerdi daha rahat okusaydım.
yeri geldi ihtiyaca yeri geldi gezmeye harcadım.

bu kadar rahatsız olma, benim 8bin, eşimin 12bin borcu vardı, 5 yıldır ödemiyorduk, bu ay peşin ödeyip kapattık. yukarıda da belirttiğim gibi okurken daha çok verseler daha çok alırdım. o zaman harcayacak ve yaşayacak vaktim vardı çünkü.
0
trajikomix
(28.12.20)
Aldım, almasam da olurdu aslında çünkü ailemle yaşıyordum. Öğrenim kredisinin ne olduğunu bile bilmeyen 17 yaşında bir lise mezunuyken arkadaşlarım "aa o formu da doldur, başvur mutlaka" dediler, ben de "ha peki" deyip başvurdum. Sonra da "oo para" diye harcadım.

Gerçi ben aldığımda geri ödeme faizi o kadar yüksek değildi, çok zorlamadı.
0
kobuzchu kiz
(28.12.20)
10 sene önce 1 yıl aldım 5bin lira falandı daha geçen sene ödedim 6 bin tl olarak, o zaman 220 lira yatıyodu aylık, ihtiyacım yoktu ama ailenin üstündeki çocuk okutma yükünü almak için aldım krediyi. iş bulurum illaki azar azar öderim diye düşünmüştüm.
0
nahtoderfahrung
(28.12.20)
Kredi aldım. İlk başlarda ihtiyacım vardı Daha sonra ise başlayınca pek ihtiyacım kalmamıştı. Iptal ettirmekte istemedim. Ayrıca 27. taksidi daaha bugün ödedim Kaldı son 17:)
0
spacevan
(28.12.20)
Aileye yük olmamak için aldım. Ailem rahatça karşılardı masraflarımı. 5 yıllık imza attım 17bin lira için. Artışlarla beraber 21-22bin lira harcadım. Şimdi 33bin borcum var. Yeni mezun olacaklara çok daha fena hesaplar çıkıyor
0
avatar is back
(28.12.20)
burs aldım. burs çıkmasaydı kredi almazdım, dediğiniz gibi borçlu olmaktan nefret ederim ve bu yüzden asla borç almam bir yerlerden. ne kadar param varsa o kadar harcarım. cebimde 2 kuruş varsa 2 kuruşluk yaşarım. banka kredisi, kredi kartı vs. hiç bana göre değil.
0
candide
(28.12.20)
Aldım.
İhtiyacım vardı.
Almasam da okurdum ama bu sefer de çalışmak zorunda kalırdım. Çalıştığım için kendimi geliştirmeye daha az zamanım kalırdı.

Lisans 12 k + Y.L.+ 22=34 k tl borcum vardı. Ödedim çok şükür.
0
Anthony McCarten
(28.12.20)
ben iyi bi sıralamaya ragmen kredi almistim. cok gerilerde olup burs alan vardi. o iste de bi haksizliklar dönüyor da neyse. sorumuza gelirsek, evet ihtiyaclarim icin kullandım. okuldan da burs aliyordum ama yeterli degildi. kredi olmasa da okurdum ama zor olurdu. kredi bir nebze rahatlatiyordu. calisirken odedim gitti. ben odedim diye herkes odesin falan da demiyorum. herkes surunsun kafasindakilere sinir oluyorum. umarim her ogrencinin aldigi kredi bursa çevrilir de azıcık yüzleri güler.
0
hazen
(28.12.20)
burs kazanmıştım. ilk sene sonunda bölüm değiştirdiğim için krediye döndü. böylelikle üç sene kredi almış oldum.

o dönem krediden biraz daha fazla gelirim vardı. annem de destek oluyordu. arada burs falan da çıkıyordu ufak tefek. sanırım kredi olmadan da okuyabilirdim ama ailem bu konuda yanımda durdu açıkçası, durumları iyi olmadığı için "bize çok güvenme, böyle şansın varken al" dediler.

dört yıllık burs/kredi ödemem 2016 yılında bitti. ben şu an üçüncü sınıftayım. çok verimli ve doğru (!) kullandığımı düşünüyorum o yüzden.

borcumun olması şu an hayattaki en son derdim diyebilirim... ben en iyi ihtimalle 28, en gerçekçi ihtimalle 29 yaşında mezun olacağım. şanslıysam hadımköy'de 2800 liraya kölelik yaparım işte. yine ev arkadaşıyla yaşarım, yine tek bir çift ayakkabım olur, yine akşam makarna yerim. türkiye'de bunun ötesini beklemiyorum. böyle yaşayınca da borcu ödemek veya maaşımın 1/4'üne haciz gelmesi çok koymaz. o para benim olsa yatırım mı yapacağım, daha güzel mi yaşayacağım? türk lirasını biriktirsem ne olur ayda 300-400 lira? ne yapacak devlet, canımı mı alacak? almazsa ayıp eder.

özetle ben türkiye'de kalırsam zaten paranın benim için geçerli bir meta olacağını düşünmüyorum. kazanacağım paranın 3/4'ü köpek gibi yaşamama yeterli olur, kalanıyla da borç ödenir. 3-4 sene sonra da kazandığım paranın 4/4'üyle köpek gibi yaşarım.

yurtdışına çıkabilirsem de zaten 2-3 aylık maaşımla bütün borcu kapatma şansım olur, dert edilecek bir meblağ değil.

o yüzden umrumda değil şu an. "ödemem" demiyorum, "silinsin" demiyorum kesinlikle. zamanında aldık, yedik. veririz eyvallah. sadece önemsemiyorum. cebinde para olan adam düşünsün borcu, bana ne.
0
der meister
(28.12.20)
Aldım, ihtiyacım vardı. Kira-faturalar-ders notları-yemek derken epey masrafım oluyordu kendi harçlığım yetmiyordu. Zaten yetmediğini farkedince başvurdum ve aldım. Sürekli gezip tozup alışveriş yapan bir öğrenci olmadım hiç.
0
megalomaniac
(28.12.20)
Aldım ve geri ödedim.
Para gönderenim olmadığı için ihtiyacım vardı. İlk aylar cepten yedik sonra iş buldum. kyk kredisi + kendi kazançlarımla okudum.
0
battal gemalmaz
(28.12.20)
Şaşıracak bir şey yok ki. Tamamen kobuzchu kız gibi oldu benim durumum. Bi baktım para geliyor, o dönem alkole sigaraya yemeğe gömdüm tüm parayı ve yetiyordu da. Şimdi büyüdük bulgur emcüklüyoruz evde. Ödüyorum işte bir yandan sorun yok rahatsız değilim.
0
vedatchilipeppers
(28.12.20)
Aldim.
Vallaha okuldan 400 falan, bir de bir dernekten başarı bursu aliyordum 350 civarı. Kısacası 2011-2015 arası kredisiz zaten 750 lira kazaniyordum. Üstüne kredi de aldim, annemlere yük olmadim.
Ihtiyacim var miydi? Vallaha parayi ezdim ben, ihtiyac denemez.
O yüzden kendi ödememe zerre lafim yok ama harbiden burs kazanmasi gerekip kredi alan, kredi alması gerekip burs kazananlari gördükçe insanlara hak veriyorum.
0
logisticsmanager
(28.12.20)
aldım, almasam zorlanırdım. ailem de biraz gönderiyordu ancak yetiyordu. kredi borcumun olması beni iş bulma konusunda motive eden faktörlerden biriydi çünkü ailem ödemekte zorlanabilirdi kendim halletmek istedim. zamanı gelince geri ödedim, ödemeye itiraz etmek de hiç aklıma gelmemişti, edeni de duymamıştım. 10 sene önceki hadise..
0
evanka
(28.12.20)
aldım. almasam okuyamazdım. ailemden ayrı şehirdeydim ve okul seçimi benim tercihim olduğu için maddi yardım isteme hakkını göremedim kendimde. aldığım parayı da eğitime harcadım zaten ancak yetiyordu part time iş geliriyle beraber.
işe başlayınca ödeniyor her türlü.
0
pink cadillac
(28.12.20)
aldım. okurken ilaç gibi geliyordu. öderken de pek zorlanmadım düzenli gelirim olunca ödedim bitti.

şuan ihtiyacım olmasa yine alırdım. düşük faizli hatta ileride ödenecek her türlü kredi alınmalı bence.
0
entropik
(28.12.20)
Off ailemin beni en çok sinir ettiği şeylerden birisi bu. Kredi aldım ve kesinlikle ihtiyacım yoktu. Annemin eski bir öğrencisi girdi akıllarına “alsın, çok rahat eder” vs diye ama bu öğrenci zaten babasıyla görüşmeyen ve ailesinden bir kuruş yardım almadan okuyan biriydi. Yani tabii ki onun işine yaramıştı. Ama bence benim asla ihtiyacım yoktu ama ailem sağ olsun her zamanki gibi milletin lafıyla başıma iş açtı. Özellikle aylık ödemesi büyük bir para değil tabii ki ama sırf böyle milletin lafıyla saçma sapan uğraştığım için çok sinir oluyorum bu kredi meselesine.
0
ms brownstone
(28.12.20)
Kredi aldım. Hali hazırda üniversitemden burs alıyordum ve hatta üniversite yurdunda ücretsiz kalıyordum (vakıf üniversitesi). Ailemden para almadan rahat bir öğrencilik geçirmek istedim, o yüzden krediyi aldım. Aynı zamanda part time çalışıyordum da. Ama çok güzel öğrencilik geçirdim, yedim içtim gezdim. Tadını çıkardım yani. Aileme de günlük masraflar yerine yurtdışında staj, work and travel vb. gibi konularda iş düştü. Şimdi de hiç şikayet etmeden düzenli olarak ödüyorum.
0
tss
(29.12.20)
evet vardı, aldım. okula gidemeyecek durumda farklı bir şehirde ve zor bir durumdaydım. özel bir şirketten o dönemki kredi miktarını yarısı kadar burs kazanmıştım onunla birlikte ancak okuyabildim. hala borç ödüyorum. oç çocukları alakasız kişilere burs verdi, bana çıkmadı. zor zamanlar geçiriyordum hala geçiriyorum. durduk yere sinirlendim tekrar.
0
anarsika
(29.12.20)
Yurtdisi yuksek lisans kredisi aldim 2 yillik, almasam okuyamazdim gibi. 45 bin felan toplam borc. Odemesi bitti sayilir da tek canimi sikan sey, alirken yuksek lisanstan sonra direkt doktoraya baslarsaniz doktora suresince ertelenir diyorlardi. Ben de mezuniyetten 6 ay sonra doktoraya basladigim icin basvurdum, direkt (!) olmadigi icin reddettiler. Ondan dolayi gicik olmustum. Bir de dilekceme verdikleri cevapta "Yurtdisinda oldugunuz icin issizlik sebebi ile 1 yil erteleyebilirsiniz" demislerdi. Baktim, eger issizlik sebebi ile ertelersem yillik 11 bin lira faiz ekliyorlar, o da ayri bir kazik. Kendimi biraz zorlayarak da olsa odedim eninde sonunda.
0
Haldamir
(29.12.20)
Ben de aldım ve almadan İstanbul'da pek tutunamazdım. Hatta almama rağmen hep kısmak, bir şeylerden feragat etmek zorunda kaldım.

Birkaç sene önce yapılandırdım, birkaç taksit kaldı şükür bitiyor. 12-13 bin tl gibi bir şeydi benim aldığım toplam para.
0
chicha_v2
(29.12.20)
kredi aldım. çok ihtiyacım yoktu aslında ama daha rahat okudum, istediklerimi daha çok yapma fırsatı buldum. 10 ya da 11 taksidim kalmış olmalı, ödüyorum.
0
a darkness coming
(29.12.20)
Aldım ama almasam da olurdu. Ailemle yaşıyordum paranın bir kısmı eve de harcanıyordu. Eve destek gibi bir şey oldu aslında arada gezmeye, içmeye da harcadım tabii. Bir de krediye güvenip kredi kartı da çıkartmıştım çok zekiymişim.

Şimdi ki aklım olsa almazdım. Ödeyemediğim için hesaplarıma e-haciz falan geldi ama ödedim sonunda.
0
red morning
(29.12.20)
aldim cunku okurken ailemden para almak istemedim.
odemeyi bitirmem 10 sene surdu, bu sene bitirdim..
0
cooperr
(29.12.20)
almadım.

ihtiyacım yoktu. (gerçi kimin fazladan paraya ihtiyacı olmaz ki.)

burs muhabbetlerini duyunca alsam mı diye sordum bizimkilere. babam memur, ve tam bir "devlet memuru" olduğu için "devletin parası ihtiyacı olana gitsin, bizim almamız doğru olmaz." dedi.

yaaa işte biz böyle naif naif 3 kuruşların hesabını yapalım, hükümet bizim o emek emek tasarruf ettiğimiz paraların kaç katıyla olaylar olaylar.

neyse. iyi ki almamışım. devlete ne borcum olsun, ne de alacağım.
0
istanbul kanatlarimin altinda
(29.12.20)
aldım, yine de biraz zorlandik. babam hayatta olmamasina ragmen burs cikmadi.

ben alkol alan, barlarda takilan biri degilim. surekli malzeme almam gereken bir okul okudum, guzel sanatlar fakultesi. o yuzden bu para hep okula gitti.

simdi maasimla kirami ve faturalarimi anca oduyorum, istanbul'da. bunu odemee baslayamadim henuz. maasim artinca baslarim diye dusunuyorum. faizini silseler keske.
0
batlegolas
(29.12.20)
aldım , ihtiyaç vardı.
daha sonra lisansüstü eğitim sebebiyle borcu geri ödemede erteleme talep ettim. 2014 gibi geri ödemeye başlamıştım 12 bi tl yi. 4 senede az az ödeyerek bitirmiş oldum.
0
emcekare olmadi einstein olsun bari
(29.12.20)
Aldım, çünkü başka çarem yoktu. 2011 yılında mezun olup 2013 itibari ile ödemeye başlayarak 2019 tarihinde bitirdim. Nakış nakış ödeyerek kıt kanaat azıcık kazancımdan kısarak hiç aksatmadan ödedim. Bu yüzden bazen ödemeyen ya da burs alan arkadaşlarıma kızarım, elimde değil.

Bir de hiç bir zaman bitmeyeceğini düşünürdüm ödemelerin, hayat çok enteresan...
0
va
(29.12.20)
Calişarak okudum ama aldığım maaş gecinmeme yetmiyordu, kredi destegiyle ucu ucuna geciniyordum, o yuzden almam mantıklıydı.

Odemesine gelince bu sene yeni cikan yasayla yapilandirdim. 2 ayda 1 900 tl odeyerek 18 taksitte bitirmeyi düşünüyorum, zor olacak benim için ama bir yerden başlamak lazim.

Okurken okul bitip hayata atilinca bitecek bu sefalet diyorduk ama hayat oyle olmuyor ne yazik ki.

Şimdi üniversite okuyan 3 kardeşim var..
0
eylul
(29.12.20)
(13)

Çoğu kişinin sevdiği ama sizin sevmediğiniz türkçe şarkılar neler?

kostüm çok güzel prenses misiniz
Sb..Hani bazı şarkılar vardır çoğu kişi bilir ve çok sever, ama sevmeyeni de illaki vardır. Mesela, sen benim şarkılarımsın bu kategoride benim için. Sizden de örnekleri bekliyorum *-*Teşekkürler
Sb..

Hani bazı şarkılar vardır çoğu kişi bilir ve çok sever, ama sevmeyeni de illaki vardır. Mesela, sen benim şarkılarımsın bu kategoride benim için. Sizden de örnekleri bekliyorum *-*

Teşekkürler
0
kostüm çok güzel prenses misiniz
(27.12.20)
tam olarak soruda kastedilen şey olmadığının farkındayım ama şu "çırpınırdı karadeniz"i duymaya tahammül edemiyorum. normalde zaten instagram'da "prim yapıldı, vatan kurtarıldı" tarzı bomboş videoların arka planı haline geldiği için ön yargılıydım. sonradan araştırınca çok şaşırdım, esasında bu tip aptallıklara meze edilmemesi gereken önemli bir eser olarak değerlendirildiğini gördüm.

yine de kendisine dair fikrim maalesef değişmedi. inanılmaz rahatsız edici bir ses, duymaya tahammül edemiyorum.
0
der meister
(27.12.20)
www.youtube.com Cogu kisi seviyor mu emin degilim ama oyle bir cringe oluyorum ki, olecem o derece:)

Bir de Ibrahim Tatlises guzellemeleri, essiz sesi varmis, saygi duymaliymisiz falan. Bildigin aniriyor gibi geliyor bana.
0
neverletyougodown
(27.12.20)
tarkan, nazan öncel, sezen aksu şarkıları.
0
battal gemalmaz
(27.12.20)
bir kıvılcım düşer önce
0
regina phalange
(27.12.20)
şarkı bazında örnek veremeyeceğim, genel olacak ama...

-türkçe rap genel olarak asla benlik değil, ki türkçe olmayan da ne kadar benlik tartışılır zaten.

-sezen aksu bana göre sadece sevgiliden ayrıldıktan sonra melankoli yaparken dinlenilecek biridir mesela.
sevdiğim şarkıları olsa da, normal hayatımda oturup dinlemem.

-şebnem ferah'ın şarkıları ne kadar güzel olursa olsun, ki yani ortalama bence, en fazla bir kere, bilemedin iki kere üst üste dinleniyor, tam bir dişi yakarış vakası.
"yıkılmadım ayaktayım" arabeski.

-türkü sevmem. arada istisna olabilir ama aklıma gelen bir şey de yok şu anda.

-2000'den sonra meşhur olmuş popçuların şarkıları +1
0
blatta hiberna
(27.12.20)
Yeni nesil Türkçe rap şarkıları dinlemiyorum.
Ya şu ara böyle böyle burnundan konuşarak şarkı söyleyen kızların şarkısına asla aşka asla tahammül edemiyorum. Misal cennetten çiçek veya şunlar
youtu.be
youtu.be
Irmak arıcı ve Tuğçe Kandemir’in sesini duyunca sinir krizlerine giriyorum. Şu şarkıları atarken açmak zorunda kaldım o bile beni çıldırttı. O derece.
0
Hallegadola
(27.12.20)
Müslüm Gürses'in hicbir şarkisini sevmem ama 2000'lerin başında ayrıca söylediği teoman soylerken cok begendigim ama kendisinin yorumunu beğenmediğim paramparça şarkısı. O dönem herkes nasil begendi hala hayret ederim.
0
eylul
(27.12.20)
sezen aksu sarkilarini neden begendiklerini anlamiyorum.
0
damba
(27.12.20)
bütün türkçe rap parçalar +1
0
nothing in my way
(27.12.20)
sezen aksunun sarkilarini genel olarak severim ama sari odalari bie turlu sevemedim sinirimi bozuyor o sarki. ahmet kaya'yi oldum olasi sevmem, hicbir sarkisini sevemedim bugune kadar. yeni donem turkce pop ve hiphop sarkilarin hicbirini sevmiyorum.
0
in vino veritas
(27.12.20)
Sezen aksu, yıldız tilbe ve tarkan’ın hiçbir şarkısını ve kendilerini bir türlü sevemedim.
0
suicides underground
(27.12.20)
sezen aksu, kalbim egede kaldi haric hepsi
yildiz tilbe, delikanlim
nazan öncel
linet
kenan dogulu, cakkidi
0
wishmaythşngs
(27.12.20)
Sezen Aksu'nun sesinden, şarkılarından, Türkçe poptaki diğer şahıslara yazdığı şarkılardan, kendisinden ve tüm müzik külliyatından nefret ediyorum.

İbrahim Tatlıses'in bi iki şarkısını geyiğine arada açıp dinlerim, ama kendisinden nefret ediyorum, sesinin de abartıldığı kadar iyi olduğunu düşünmüyorum. Klasik doğulu arabeskçi sesi işte.

Bunlar dışında kesin vardır. Aklıma gelirse eklerim
0
nundu
(27.12.20)
(5)

spor yorumcuları iyi birer teknik direktör olabilir mi?

etna
pas istasyonları, cut back'ler, baklava 4-4-2'ler, box to box'lar havalarda uçuşuyor. herkes bütün futbolun dizilimlerini, taktiklerini, oyuncu seçimlerini yalamış yutmuş. peki bu tv'de veya youtube'da futbol yorumlayan insanlar iyi teknik direktörlük yapabilirler mi? yoksa sadece lafta mı?ayrıca da
pas istasyonları, cut back'ler, baklava 4-4-2'ler, box to box'lar havalarda uçuşuyor. herkes bütün futbolun dizilimlerini, taktiklerini, oyuncu seçimlerini yalamış yutmuş. peki bu tv'de veya youtube'da futbol yorumlayan insanlar iyi teknik direktörlük yapabilirler mi? yoksa sadece lafta mı?
ayrıca daha önemli olarak; vasat veya daha altı teknik direktörler için soruyorum, kafaları "en az" bu yorumcular kadar çalışıyor mu? bu kadar teknik olarak biliyorlar mı?
0
etna
(27.12.20)
Sadece laf kanka bkz: Rıdvan Dilmen
0
olaylar olaylar
(27.12.20)
Öyle olsa tüm eleştirmenler mükemmel film çekerdi
0
olaylar olaylar
(27.12.20)
Yorumculugu futbolla ilgilenen agzi laf yapan herkes yapabilir, hele ekranlari tutmus eski dinozor yorumcularinin yaptigini hayli hayli yapar herkes. Onlar yedek listesini onune aliyor, o niye oynamadi bu niye oynadi, carsambanin gelisi persembeden bellidir, kazanan takim bozulmaz, atanin yiyenin iyi olacak tarzi kliselerle ekmek yiyor. Ama izleyici senin gecmisine cv'ne bakar kim bu adam nerde oynamis naapmis, futbolu biliyor mu muahbirlikten mi geliyor, mantikli mi konusuyor seyirci seni olcup tartar bir nevi.

Teknik direktorluk ise cok ozel bir meslek. Sadece teknik, taktik, antrenman bilgisi de degil. Oyuncu psikolojisini bilmen lazim, insan iliskilerinde iyi olman lazim, yeri geldiginde sert yapacaksin yeri geldiginde alttan alacaksin, kesinlikle kolay is degil. Hele hele z jenerasyonunun dilinden anlamayan adam kesinlikle bu isi yapamaz. Zaten yeni trend basarili hocalar futbolu yeni birakmis, genc teknik adamlar. Atiyorum yenildigimiz mactan sonra Pogba instagramda dans videosu paylasmis, kadro disi birakalim o zaman falan diyecek kadar geri kafaliysan tutunamazsin bu zamanda, futbolcular seni yollarlar zaten bir sure sonra, futbolcu hem sana saygi duyacak hem seni kaale alacak ayni zamanda. Insan iliskileri, takim yonetme, liderlik gerektiriyor, kesinlikle t.direktorluk kolay is degil.
0
neverletyougodown
(27.12.20)
futbolculuk geçmişi olan spor yorumcularının teknik-taktik bilgisi iyidir. televizyonda bundan bahsetmemelerinin nedeni bilmemeleri değil de sıradan futbol izleyicisinin bunlarla ilgilenmemesi. temel düzeyde yine değiniyorlar tabii ama sürekli benzer şeyler döndüğü için klişe haline geliyor. daha ileri gidersen millet sıkılır. sen örneğini vermişsin zaten. gece 12'de türk kanalındaki spor programını izleyen 50 yaşındaki adam ne yapsın box-to-box'ı, false nine'ı falan, "ne diyosunuz allah aşkına" der kapatır televizyonu.

vasat altı teknik direktörlerin kafası sıradan bir yorumcudan 100 kat daha fazla çalışıyordur futbol konusunda. @neverletyougodown zaten açıklamış. onun yazdığı işte ilk etapta insanın aklına gelen temel şeyler. daha bissürü detayı vardır o işin. ya şöyle düşün, hayatında en iyi yapabildiği şey koşup topa vurmak olan, muhtemelen eğitim-kültür seviyesi düşük 25-30 tane genç adama iş öğretip onları kendi istediğin şekilde yönlendiriyorsun. şunu çok daha küçük ölçekte yaparken deliriyor insanlar. insan ilişkileri, psikoloji, teknik-taktik, saha içi, saha dışı vs. o kadar fazla yönü var ki.

o yüzden bilgi ve birikim açısından teknik direktörle yorumcu bence kıyaslanamaz bile. bak sadece bi örnek vericem izlediğim bi belgeselden. çigrinski'nin barcelona'da oynadığı dönem. osasuna'yla mı ne oynuyolar, pep osasuna'nın küçük bi alanı hep boş bıraktığını fark ediyo. orta sahayla savunma arasında böyle belki 25-30 metrekarelik bi bölge. orta saha oraya kadar geri gelmiyor, savunma da ileri çıkmadığı için orası boş kalıyor.

pep istiyor ki çigrinski oraya top atsın. çigrinski ise hep boştaki adama atıyor topu. baktığın zaman maçı izleyen herkes çigrinski'nin yaptığı hareketi mantıklı bulur. direkt tek pasta topu ceza sahasına sokup tehlike yaratıyor adam.

ama pep'in oyun tarzı ve felsefesi belli. herif diyor ki bizim felsefemiz bu, planımıza ve programımıza sadık kalacağız. sırf işte bu tip detaylara dikkat etmediği için tutunamıyor o takımda çigrinski. niye? arıza pep'in gördüğü küçük boşluğa top atmadı diye. o boşlukta barça oyuncusu falan da yok bu arada ha, yani işte çigrinski top atarsa oraya gidip oradan oyun kuracaklar.

çıkıp pep kendi söylemediği sürece bu tip detayları HİÇBİR YORUMCU bilemez. hatta futbol geçmişi olan adam da bilemez. bunu sadece pep'in yanında yıllarca çalışmış, takımında oynamış birisi falan anlayabilir belki.

o yüzden teknik direktör her türlü yer yorumcuyu. yorumcu oturduğu yerde temel düzeyde bi şeyler söyleyebilir, o niye böyle değil, bu niye böyle diye anlatabilir vs. ama teknik direktör çok daha farklı bir seviye. çigrinski o boşluğa top atsa yorumcu "sağda henry bomboş, oraya açmıyo gidip ortaya atıyo topu, oyunu sıkıştırıyo" falan diyebilir. haksız da olmaz yani esasen. o yüzden karşılaştırmak da doğru değil bence, farklı alanlar çünkü.
0
der meister
(27.12.20)
O kelimeleri kullananlar FM oynayan yorumcular. Saha icerisinde ve disinda o kadar cok dinamik var ki disardan yorum yapmak kadar bos is yok.
0
karpuzpeynirekmeksu
(27.12.20)
(6)

Premier League dun mac oynayan takimlara yarina da mac koymus

speedy
Chelsea, M.city falan dun oynamisti macini yarin gene maca cikacaklar. Bugun oynayanlar da sali gene maca cikacak. Abi bunlar naapiyor boyle? Kimse itiraz etmiyor mu? Deplasmani, koronasi var, oyuncu degisiklik hakki da 3 bi de.
Chelsea, M.city falan dun oynamisti macini yarin gene maca cikacaklar. Bugun oynayanlar da sali gene maca cikacak. Abi bunlar naapiyor boyle? Kimse itiraz etmiyor mu? Deplasmani, koronasi var, oyuncu degisiklik hakki da 3 bi de.
0
speedy
(27.12.20)
Premier ligde gelenek haline gelmiş bir durum bu. Noel döneminde maç sayıları artıyor, insanlar tatildeyken daha fazla maç izleyebilsin diye. Her yıl bu şekilde oluyor.

www.bbc.co.uk
0
himmet dayi
(27.12.20)
acidigin insanlarin aldigin maasi dunyanin yuzde 95'i hayal bile edemiyor. birak da yorulsunlar biraz.
0
baldur2
(27.12.20)
yıllardır var olan bir durum. boxing day haftası deniyor.
0
wilhelmwasmuss
(27.12.20)
ingiltere'de 100 yılı aşkın tarihi olan bir gelenektir bu. adamlar futbolu hayatlarının bir parçası ve güzel bir eğlence aracı haline getirebildiği için bayramda seyranda evinde ailesiyle oturan insanlar birlikte maça gidebilsin veya oturup televizyonda seyredebilsin diye o günlere maç koyarlar.

yalnız küçük bir düzeltme, "boxing day haftası" diye bir şey yok. bu "kadir günü haftası" gibi bir şey olur. boxing day, noel'den sonra gelen günün ismi. mesela bu sene,

24 aralık > noel arifesi
25 aralık > noel
26 aralık > boxing day

şeklindeydi. sonrasında da yeni yıl olduğu için böyle bayram-tatil haftası gibi bir şey oluyor ama bildiğim kadarıyla bu sürecin tamamını kapsayan bir isim yok. varsa ve duymamışsam da özür diliyorum şimdiden.

***

ingiltere ilk kez bu sezon kış arası verecekti (normalde kış arası yoktur) ama bu sefer korona yüzünden takvim sıkıştığı için onu da yapamıyorlar. hem sezon geç başladı hem de euro 2020 (veya 2021) oynanacağı için sezonu normalden erken bitirmeleri lazım. valla bu christmas süreci bi şey değil... lig kupası, fa cup, lig, avrupa-şampiyonlar ligi falan derken özellikle büyük takımlar kıyıma uğradı resmen. buna rağmen oyuncu değişikliği hakkı oylamasında da minnak anadolu takımlarının sabotajıyla beş hakkın reddedilmesi çok acayip.
0
der meister
(27.12.20)
her sene böyle. sanırım seneye kaldıracaklar. öyle bir karar alınmıştı diye hatırlıyorum. devre arası tatili olacak artık ingiltere'de de.

evet, boxing day ama kutu olan box :)

edit: der meister anlatmış. doğru bu sezon olacaktı.
0
ahm1
(27.12.20)
ekstra not olarak ekleyeyim, bu bahsettiğim kış arası noel dönemi için değil de şubat ayı için planlanmıştı. eğer korona yüzünden takvim değişmeseydi bu kış 8-22 şubat arası ara verilecekti. yalnız bu ara dediğim öyle "hadi dükkanı kapattık, iki hafta maç yok" şeklinde bir ara değil. normal tek bir haftayı düşün, 10 maç var, 3-4 güne yaymışlar. hah işte bunu iki haftaya yayıyorlar. takımlar biraz dinlenme fırsatı bulsa da öyle "oh be memlekete gidiyim anamı babamı göreyim" durumu olmuyor, en fazla 2-3 gün izin yapıyorlardır herhalde.

sözün özü bu adamlar bambaşka bir seviyede. coulibaly zamanında "abi bu galatasaray seyirci manyak ya" demişti, aynısını premier lig için söylemek lazım.
0
der meister
(27.12.20)
(6)

Kyk borcunu toplu ödemeli miyim?

logisticsmanager
Şimdi her ay annemlere para atıyorum 330 lira onlar ödüyor. Ama bu böyle daha 2-3 sene daha devam edecek. E her ay 2 euro civarı masraf oluyor, üstüne Euro yükseldi mi düştü mü bakıyorum.Diyorum ki hazır elimde para varken kalan 1000-1200 euro borcu tek ödemede kapatsam mi? Bunun masrafi 14 euro ola
Şimdi her ay annemlere para atıyorum 330 lira onlar ödüyor. Ama bu böyle daha 2-3 sene daha devam edecek. E her ay 2 euro civarı masraf oluyor, üstüne Euro yükseldi mi düştü mü bakıyorum.
Diyorum ki hazır elimde para varken kalan 1000-1200 euro borcu tek ödemede kapatsam mi? Bunun masrafi 14 euro olacak.

Ne dersiniz?
0
logisticsmanager
(24.12.20)
elinizde toplu para varsa halledin gitsin bence.
0
amugochi
(24.12.20)
Olur bence de
0
ala09
(24.12.20)
stresine değmez. yapıştır gitsin. para varken borç kapatmak dünyanın en mantıklı işidir
0
avatar is back
(24.12.20)
yurtdışındaysanız ne gerek var diyesim geldi. milyar dolarlık borçları var insanların
0
ShadowOfMoon
(24.12.20)
i.pinimg.com

kyk borcunda ödeme sistemi nasıl çalışıyor bilmiyorum, tek seferde üç taksit ödenebiliyor mu veya örneğin bir taksit 400 liraysa misal 950 lira ödenip iki taksit silinerek diğer bir taksit 250 liraya düşürülebiliyor mu vs. seçenekler nasıl bilmiyorum ama ben ne birden abanırdım ne de her ay öderdim. evet türk lirası kuş oldu, muhtemelen yolda bulduğun parayla bile kyk borcunu kapatırsın ama sonuçta pandemi zamanı, boşuna kyk kredisi için çok para vermeye gerek yok.

ben mümkünse üç aylık periyotlar halinde öderdim veya euro karşılığına göre dört (misal düz hesap 200 euroya denk gelecekse vs.) olabilir.

"ne gerek var ödeme boşver" düşüncesine de katılmıyorum açıkçası, hayat bu ne olacağı hiç belli olmuyor. hazır imkan varken, ödemek hiç koymayacakken kurtulmak bence mantıklı. ahlaki olarak sorumluluk hissetmeyen ve "devlet benden çaldığını bana geri verdi" diyen insanları da anlıyorum ama bizim hislerimizin devlet nezdinde bir anlamı yok açıkçası, yarın bi gün türkiye'ye dönülür bi maddi kayıp yaşanır vs. durduk yere sorun yaşanmasın. avrupa'da yaşayan adam zaten sakız parası ödeyerek kapatır borcunu. kafa rahat olur.
0
der meister
(24.12.20)
@shadowmoon yok öderim ya. Açıkçası üç kuruş para için vergi dairesi olaylarına düşürmem kendimi. Ki o parayı da çok güzel yedim zamaninda hiç de zorluklar altinda falan alip harcamadim yani, altimda araba gezdim. Bana kredi verilmesi normal ha ama resmen burs almasi gereken kisilere kredi verildi zamaninda onlara üzülüyorum.

@der meister, hayat normal. Iyi diyordum ama yatırım arastirma isine girince benim yaşımda ne paralar kazananlar gördüm, ben de senin dedigini dedim vallaha, çok göreceli gibi :)

3-4 ay ödeme olayı da olabilir tabi, yani normalde ben ülkeyi terk ettigimde euro/tl 4 liraydi, o dönem 80-90 euro diyorduk, su an 40 euroya düştü. Açıkçası su siralar euro düşüyor diye dedim biraz da ama uzun dönemde o günlere donulmeyecegini de biliyorum ki gun gelip euro/tl 1 bile olsa ailem öder o zamanda...
0
🌸logisticsmanager
(24.12.20)
(7)

Bu adamın deprem hakkındaki twiti hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ranchoddas
twit bu;https://twitter.com/hobeets/status/1341883961136525319?s=20
twit bu;
twitter.com
0
Ranchoddas
(24.12.20)
Gezegenlerin aynı hizaya gelmesinden deprem tahmini yapmış. Anlam veremedim. Şarlatan olabilir.
0
dissendium
(24.12.20)
komik. Bence de önümüzdeki iki gün içinde Pasifik bölgesinde 5+ deprem olacak. Tutarsa (ki tutar) ben de böyle bir hesap mı açsam ne yapsam.
0
catch the arrow
(24.12.20)
pakistan nere, lubnan nere. uc gunde bir tahmin sallayip icinden biri tutarsa kendini otorite ilan eden dallamalardan biridir.
0
der meister
(24.12.20)
hangi ülke, ülkeyi geçtim hangi bölge. yani o kadar ucu açık ki ben bildim işte diyecek sonunda. normalde umrumda olmaz ama izmir depremini yaşamış biri olarak acayip canımı sıktı bu tweet.
0
false pretension
(24.12.20)
Pakistan'i akdeniz/ortadogu ulkelerinden sanan bir dallama.
0
2oda1salon
(24.12.20)
Zaten sürekli irili ufaklı deprem oluyor. Skalayı da geniş tutmuş ki birinden bir tutsun. Ben de böyle hesap açmak istiyorum ya.
0
jazzabel
(24.12.20)
Saymadığı ülke kalmamış.
0
neysene
(24.12.20)
(15)

Büyük bir aşk bittikten sonra tekrar aşık olabilmek

dragons
Var mı bunu yaşayan? Bir daha aynı şeyleri bir başkasına hissedemeyecrğim diye korkuyorum.İyileşme, tekrar aşık olabilme süresi ne kadardır?
Var mı bunu yaşayan?
Bir daha aynı şeyleri bir başkasına hissedemeyecrğim diye korkuyorum.

İyileşme, tekrar aşık olabilme süresi ne kadardır?
0
dragons
(22.12.20)
Aynı şeyleri hissetmeyeceksin zaten, eğer çok genel hislerden bahsetmiyorsan. Bunun yerine farklı şekilde güzel şeyler hissedeceksin. Aynılarını arama o yüzden, farklı insanların sana farklı şekilde iyi hisswttirebileceği ihtimalini gözardı etme.
0
Jux
(22.12.20)
Mümkün. Korkma. Bir ilişkiden ne istediğini daha iyi bilecek hale geleceksin zamanla. Ve iyi ki ondan ayrılmışım dediğin bir gün bile gelecek. Dediydi dersin :)
0
sevenay
(22.12.20)
Mümkün mümkün. Hem de gayet olası. Normal endişeler, geçecek.
0
kisa
(22.12.20)
3 sene sonraki sen su anki senden cok daha farkli bir insan olacagi icin (oyle olur diye umalim) baska birine asik olabilir. (bkz: aynı nehirde iki kez yıkanamazsın) hesabi.
0
hot potato
(22.12.20)
Yalan dostum aşk diye bir şey yok... Ben aşka inanmam da, o güzel hisler, sevmek güvenmek vs. mevzusu oluyor ya.

İyileşme süresi ise değişken, 6 ay da süren var, 6 yıl da..
0
lcha
(22.12.20)
aşktan sonraki süreci "iyileşme" olarak kodlarsan, o zaman "hastalık" gibi yaşarsın o dönemi. hayatın olağan akışı için bir süreç olarak ele alırsan, o zaman kendi doğal akışı içinde yaşarsın aynı süreci.

"iyileşme" süresi de ihtimali de yine tamamen sana bağlı. "aşk acısı mağduru" olma haline tutunursan, yıllarca aynı kısır döngü içinde cebelleşip durursun. yıllar içinde ilişkilerle, bağlanmayla, güvenmeyle ilgili anksiyete geliştirirsin ve bu seferde bu nedenlerle ilişki girişimlerini sabote edersin.

ayrıca aşk sadece duygulardan ibaret değil. nörolojik ve hormonal nedenlerini de araştırırsan büyük aşk dediğin şeyin aslında ne kadar dürtüsel olduğunu anlar, rahatlarsın.

her şey gelip geçer, hayatta her şey insana dair.
0
Phoebe
(22.12.20)
var.

insan herkese aynı şekilde aşık olmuyor, herkesi aynı şekilde sevmiyor.
yani hisler biraz da karşımızdakiyle ilgili gelişen şeyler.
normal süreçler bunlar.

ama aşk acısı yaşayacaksanız yaşayın.
bu tip süreçleri bastırmak, geçiştirmek çok yanlış.
gerekiyorsa sürünün biraz.
bu süreçlerden geçebilmek önemli.
süresi tamamen kişiye, kişinin hayata bakışına bağlı.
0
blatta hiberna
(22.12.20)
süreci bilmiyorum ama muhtemelen aşık olabileceğin kişiyle karşılayacağın süre kadardır.
bir süre yas tutman normal ama "tekrar aşık olunur mu" diye kendini şartlandırma ve insanlardan soyutlama. olabilecek güzel şeyleri oldurmazlık etmiş olursun.
gayet de olunur.
0
tabudeviren
(22.12.20)
o kadar üzüntünün hemen ardından birinin kaşında gözünde hayatın anlamını bulacak kadar duygusal olarak salak varlıklarız. acını ciddiye al ama baki kalacak sanma. bi müddet sonra para verseler o acıyı sürdüremezsin.

bugün dinlen yarın koşarsın.
0
IncredibleMau
(22.12.20)
var. 3 yıl.

2012 Nisan gibi biten ilişkimde aşıktım. Ama herhalde 2011 Kasım Aralık gibi aşk kalmamıştı, ya da 2011 Temmuz da olabilir. 2015 Şubat'ta tekrar aşık oldum. arada geçen 3 yıl boyunca ilişkilerim oldu ama hoşlanma ve sevgiye dönmesi oldu, aşk ve sonra sevgiye dönmesi değil.
0
stewie
(22.12.20)
ben, valla olunuyormus. her noktası tamamen aynı his değil, ama bu daha az aşık olundugu anlamına da gelmiyor, aynısı olacak diye bir şey yok
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(22.12.20)
korkunç derecede büyük bir aşktan sonra 5 yıl.
0
Pranarian
(22.12.20)
Sizi mutlu eden, tam size göre, aşık hissettiğiniz biriyle olduysanız bu bir daha olacaksınız anlamına gelir. Çünkü dünyada aşık olabileceğiniz sadece bir kişi yok. Size uyan birden fazla kişi var.

www.ayrilikacisi.org yazının son bölümünü okumanızı tavsiye ederim.
0
Anthony McCarten
(22.12.20)
İlk olarak elbette mümkün diyerek başlayacağım.
15-16-17 yaşlarımdayken baya kara sevdaya tutulmuştum ve o çocuğa aşırı derecede zamanla aşık olduğumu fark etmiştim ve 2 yıl birlikteliğimizde olmuştu niye bitti yada kim bitirdi diye sorarsan ben bitirdim çünkü aldattı. Sonrasında yaklaşık 2 yıl filan boş boş takıldım muhabbet flört yani öyle şeylerle ve bir daha aşık olamayacağımı düşündüm. Karşıma birisi çıktı baya düzgün mesleğini filan eline almış adam baksan dört dörtlük dersin yaşım 18-19 gibiydi ve biz flörtleşmeye başladık. Tabi ben ilk 6 aya kadar sadece konuştuğum biri olarak gördüm ve pek bişey hissedemedim sonrasında yavaş yavaş bişeyler hissettiğimi düşündüm ve 4 yıl birlikteliğimiz sürdü. Ama tabi önceki gibi asla hissedemedim ona yaptığım şeyleri buna yapamadığım zamanlar olmuştur. Neyse.... Ne mi oldu? nişanlandık ve :):) aldatıldım .. ayrıldım bunun üzerine baya bi yorucu süreç geçirdiğim için tekrardan elbet biri gelir istendiği zaman ama ben o kadar yoruldum ki sanmıyorum delidivane aşık olabileyim... kısacası artık sadece gözümde konuşmaktan ve öylesine muhabbet etmekten öteye gidemeyeceğimi düşünüyorum karşı cinsimle... tabi bu bir süreç :) kısacası bu benim seçeneğim istersem aşık olabilirim fakat artık istemiyorum :)
0
yeni ve işsiz
(08.01.21)
her ay aynı duyuruyu açan birisi olmasaydın ciddiye alırdım da kusura bakma bu haliyle çok ciddiye alamadım. sen yine aşık olursun birine merak etme.
0
der meister
(08.01.21)
(10)

Meksika, uyuşturucu, kartel

dissendium
Meksika, uyuşturucu, kartel konulu film, dizi, belgesel, kitap tavsiyesinde bulunur musunuz? Sicario filmini izledik yakın zamanda. Bayağı beğendim filmin tarzını. Bu tarzda filmler olabilir. Teşekkür ederim.
Meksika, uyuşturucu, kartel konulu film, dizi, belgesel, kitap tavsiyesinde bulunur musunuz? Sicario filmini izledik yakın zamanda. Bayağı beğendim filmin tarzını. Bu tarzda filmler olabilir. Teşekkür ederim.
0
dissendium
(21.12.20)
Sin nombre film
Tanrikent film
0
optimistbakunin
(21.12.20)
El Chapo
0
megalomaniac
(21.12.20)
Brezilya versek olur mu?
Tropa de Elite (2007)
www.imdb.com
0
Amaranta ursula
(21.12.20)
No country for old men
0
Uncle Sam
(21.12.20)
meksika değil de kolombiya olacak ama narcos'un ilk iki sezonunu (gerisini izlemedim) önerebilirim dizi olarak. ben müthiş keyif almıştım, çok hoşuma gitmişti. yalnız sigarayı yeni bıraktıysan falan uzak dur derim, zalımlar her bölümde öyle güzel tüttürüyor ki ben o ara günde bir paket sigara içerken ikiye çıkmıştım bu dizi yüzünden.

"sktir lan meksika sorduk" deme ve şans ver bence, güney amerika'nın hikayeleri çok daha güzel bu konuda.
0
der meister
(21.12.20)
Tropa de Elite çok tırt bi film, bence vaktini bununla öldürme.
0
killerbee
(21.12.20)
sicario gibisi yoktur yalnız hele başındaki gerginlik ders niteliğinde. narcos var izlemediyseniz hala sonra narcos mexico diye devam etti. netflix dizisi
0
argent dawn
(21.12.20)
traffic
0
filteria
(21.12.20)
bu olayı çözüceksen önce narcos sonra narcos meksika sonra el chapo en son da ozarkı izleyip kafanda tüm şemayı oluşturucaksın.
0
mikahakkinen
(22.12.20)
Meksika değil ama bu konuda yapılmış en iyi film Brezilya yapımı City of God bence, onu izle.
0
iwasbornonamountainside
(22.12.20)
(5)

Sizce böyle bir seyahat mantıklı mı?(22.000 km)

Unde bach canim
Bütün yolları trenle, her ülkede birkaç günlük geziyle...https://youtu.be/avzHpPzeMWcNot: korona durumunun olmadığı varsayımıyla.
Bütün yolları trenle, her ülkede birkaç günlük geziyle...
youtu.be

Not: korona durumunun olmadığı varsayımıyla.
0
Unde bach canim
(21.12.20)
Başkan kulağa hoş geliyor ama 22.000 km diyorsun. Anam der ki; insan bal yese baldan bıkar. Bence siz bir Ankara-kars arası bir staj yapın. Duruma göre karar ver.
0
allah yazdiysa bozsun
(21.12.20)
Yapilir. Mantikli. Ama ben bu arkadas yerinde olsam transsibirya ile pekin e geldikten sonra orta asya yerine guney asyaya (tibet-hindistan) dogru giderdim. Kismetse yapicam hatta buna benzer bir yolu. Tabi ben st petersburgdan baslangic planliyorum
0
ala09
(21.12.20)
benim için değil. gittiğim yerlerde vakit geçirmeden öyle koştur allah koştur dünyayı trenle bir uçtan diğerine geçmenin pek de ilginç bir tarafı yok benim açımdan.

şu rotayı gittiğim her yerde birkaç gün kalarak geçebilsem o zaman muhteşem olurdu mesela ama ona da işte ne zaman yeter ne para, belki aylarca gezmen ve binlerce euro para harcaman gerekir.
0
der meister
(21.12.20)
@der meister
Zaten soruyu o şekilde sordum. Adam da öyle yapmış, bu bir kolaj video.
0
🌸Unde bach canim
(21.12.20)
rota çok kötü (benim için) yani sadece kişisel ilgi alanım açısından değil, seyahat güvenliği ve konforu açısında da kötü.
bir de mantıklı mı derken ne soruluyor tam olarak? trenle geziliyor olması mı?
tren ücretleri uçaklardan genellikle daha yüksek, bir de düşük ücretli kompartmanlar iyice beter oluyor. mevsim ne zaman olacak o da önemli. yalnız mı olacaksınız bir diğer önemli konu. avrupada müze gezmeye benzemez yani yalnız başına bu güzergahı gezmek.
0
rewlack
(21.12.20)
(6)

Foxconn intiharları ve kapitalizmden kaçış imkanları

jacque
Apple, Dell, HP, Motorola, Nintendo, Sony ve Nokia gibi şirketlere hizmet veren Çin'deki bu fabrikada yaşanan intiharlardan, intihar edilmesin diye gerilen ağlardan ve sözleşmelerden az önce haberim oldu. Çin'deki kötü çalışma koşullarını ve intihar oranlarını zaten biliyordum. Ama dört yıldır kulla
Apple, Dell, HP, Motorola, Nintendo, Sony ve Nokia gibi şirketlere hizmet veren Çin'deki bu fabrikada yaşanan intiharlardan, intihar edilmesin diye gerilen ağlardan ve sözleşmelerden az önce haberim oldu. Çin'deki kötü çalışma koşullarını ve intihar oranlarını zaten biliyordum. Ama dört yıldır kullandığım iPhone 6s'i değiştirmek istediğim şu zamanda bu haberleri görmek kendimi bir çıkmazın içinde hissettirdi.

Zaten çok para kazanmıyorum, çok da harcamıyorum ki sanırım kazansam harcamayı severdim. Yine de bu çarka destek veriyor olmak beni son zamanlarda daha da huzursuz hissettirmeye başladı. Dijitale iş yapıyorum. Dolayısıyla kaliteli akıllı cihazlar olmadan çalışmam imkansız. Müşterilerle karşı karşıya olduğumdan giyimime de dikkat etmek durumundayım.

Merak ettiğim, böyle hassasiyetleri olan insanlar giyim, teknoloji vb. alışverişlerinde hangi markaları tercih ediyor? Ya da yapılması gereken arada bir gelen bu huzursuzluklara ket vurup devam mı etmek?
0
jacque
(20.12.20)
bahsettiğiniz foxconn intiharları dolayısıyla firma da başka firmalara taşeron iş vermişti. h&m, inditex başta olmak üzere çokuluslu giyim firmalarının türkiye dahil kimi ülkelerde çocuk işçi çalıştıran taşeronlara üretim yaptırdığı ortaya çıkmıştı. konuyu araştırıyoruz denmiş, tedarik zincirimizi değiştirdik açıklaması yapılmıştı. veya 2013 yılında bangladeş'de uluslararası giyim firmaları için üretim yapılan bir bina çökmüş, 200'e yakın işçi hayatını kaybetmişti. veya makyaj malzemelerinde kullanılmak üzere hindistan'da çocuk işçiler mika üretiminde çalıştırılıyor. e işte taze bir soma faciası var önümüzde.

dönem dönem bangladeş'teki gibi infial yaratan durumlar yaşanır. uluslararası kamuoyu baskısı, yerel bir takım siyasi kaygılarla falan "çözümler"(!) üretilir. ama nihayetinde kapitalimde olan kapitalizmle çözülüyor: tedarik zincirini kaydırma, reklam politikaları, yapısal sorunları tartışmak yerine günah keçileri ilan etme falan. ne ulusal ne uluslararası bazda bir konsensüs sağlanması imkansız hocam. türlü belgeseller, girişimler, bm örgütleri, sendikalar falan bazı taze, naif girişimler olmaktan öteye gidemiyor, bir noktaya kadar demokratik sostur bunlar. fazlasına ne güç yeter ne de güç yetirirler. farkındalık sahibi, iyi onsan olmaya çabalamaktan başka işlevsel yol yok kendi adıma. konu bağlamında naomi klein'in şu kitabını da tavsiye edip kaçayım:
www.kitapyurdu.com
0
her şey
(20.12.20)
tüketim zincirinin içerisinde olup para ile bir şey satın aldığınız sürece bundan kaçış yok. en devinden en küçüğüne her şirket işçi çalıştırır ve o işçinin genelde gözünün yaşına bakmaz. foxconn öyle de sanki flormar işçisinin, demir çelik sanayii işçisinin, burada satın aldığınız herhangi bir üretim bandından çıkmış ürünün işçisinin durumu çok mu farklı? aynı şeyin şiddet skalasında biraz azını biraz çoğunu yaşıyor herkes. bu sebeple ben çok takılamıyorum bu konuya.

düzene minimum destek vermek istiyorsanız işinizi yapmanızı gerektiren, hayatınızı kazanmanıza yardımcı olan şeylerin dışında tüketimi minimuma indirmeyi deneyebilirsiniz. tükettiğiniz bazı şeylerde yerel küçük üretim yapan üreticiye yönelebilirsiniz belki. onun dışındaki her şey bence anlamsız. şehirli olup en doğaya düzene saygılı yaşam biçimini benimseyen insan bile o benimsediği tarzın sektörüne para kazandırır, o sektörün de masumlupunu bilemezsiniz. çünkü kapitalist düzende bence masumiyet diye bir şey yok.

çark bu olduğu sürece destek olmamak için yapmak gereken şey çarktan tamamen çıkmak, çıkamıyorsanız ya da çıkmak istemiyorsanız (ki ikisi de gayet saygı duyulabilir durumlar) yapacak bir şey yok. tüketim kültürünün ve kültür endüstrisinin bombardımanından ve saçmalıklarından bile kaçsanız bir şeydir bence.
0
nimberjack
(20.12.20)
Böyle hassasiyetleri olanların bir eylem anlamında başka markaları kolay kolay tercih edeceğini sanmıyorum. Ne de olsa tüketim alışkanlığı da bir nevi esarettir. Yeni çıkan bir ürün olduğunda tutamıyor insanımız kendini 32-72 ay taksitle ne yapar eder alır o ürünü.
Ortalığı kapitalizm sarmış ama her nasılsa eldeki o emanet Kredi kartımızla bir şeylere sahip olmanın avantajını yaşıyoruz gibi bir algı var.

Dünyada bir çok ünlü giyim markalarının kadına destek adı altında bazı faaliyet ve kampanyalara girdiğini görüyoruz ama onların özellikle Asya ve ya uzak doğu üretim tesislerindeki çalışan işçi kadınların hallerinden hiç haberimiz yok .
Demek ki mesele ikiye ayrılıyor: tanınmış marka olarak batıda zenginlere hitap ederek onların kendi ürünlerinden almasını sağlamak doğu da ise zar zor hayat sürenlerin emeğinden adeta çalarak neredeyse üretim maliyetlerini bedavaya getirmek.
Her iki nokta da kazanç var. Yeterki insanların gözünde "marka ol" .
Böyle durumlarda reklamlarda gençler ve bekarlar ve sevgililer ve rahatlık, kolaylık kavramları hayatının merkezinde olanlar hedef kitledir. özellikle gençler ve bekarların bakmakla yükümlü oldukları bir aile söz konusu olmadığından parayı çok düşünmeden harcadıkları ortadadır.
Kızı cafeye vs. götürdükten sonra o an hesabı ödeme zorluğu çeken yiğitlerimiz(!)de az değildir hani. (Kolay mı davan o senin :)

Ortalama olarak İnsanımızın tüketim alışkanlığı maddi açıdan bir kaç tık üstte olanların hayatını ve alış veriş alışkanlıklarını taklit etmekten geçiyor .
Galiba yeni ve arka planda ürünler keşfedemezsek bu şekilde devam edilecek.

Foxconn intiharları için wikiye de bakabilirsin.
0
Erva
(20.12.20)
Elimizden geldiğince az tüketmek dışında bireysel olarak yapabileceğimiz bir şey yok. 6s'iniz idare ediyorsa kullanılmayacak dereceye gelene kadar değiştirmeyin, gerekirse bataryasını değiştirin, vs. Benim de telefonum 4 senelik ama kullanmaya devam ediyorum.
0
gmzo
(20.12.20)
Foxconn şirketi sadece bahsettigin firmaya ürün satmiyor, o kadar çok firmaya satıyor ki foxconn alandan almayacagim desen digerlerinin ne mal olduğu ortada aslinda. Ben misal foxconndan alıyorum malzeme, cok az ürün olsa da tedarikcim foxconn. Yani ufak firma olsa kestirip atilir da Türkiye'den daha fazla ticarete sahip firmadan bahsediyoruz.

Neyse, böyle raporlar var; tedarik zincirinin etikligi arastiriliyor. Misal kendi firmamda oldukça önemli bu.
www.fastcompany.com

Bu tarz şeyler bulabilirsin.
Onun dışında ben misal Fransa'da made in eu ya da made in france alıyorum çünkü belli insani seviyede olduğunu biliyorum. Malesef Türkiye'de bunu bilemiyoruz, hepimiz görüyoruz o tekstil firmalarinda, flormarda bir sürü patron firmasinda olanlari. Malesef halk da fakir ve bilgi seviyesi düşük olduğu icin emekcinin yaninda olmaz/olamaz (para yok), devletin de amaci zaten emekci degil ucuz is gucu.

Misal keşke vestel kullanabilsek ama ne calisanina insan gibi davranan bir firma ne de kaliteli. Açıkçası vestel alacagima baska firma alirim.

Bu arada tüketime katilmayabilir ya da alirken dayanıklı ürün alabilirsin, bu sekilde daha az siklikta degistirirsin ya da tamiri kolay olur. Bu konuda Avrupa birligi iyi calisiyor misal firmalara baya baski yapiyorlar.

Türk firmalarla ilgili böyle arastirma var mi bilmiyorum ama socially responsible/ethical supply chain diyerek arastirabilirsin. Lüks firmalarin misal tedarik zinciri normal firmalardan daha kötü oluyor, misal nike'in ki Louis Vuitton'dan daha etik çünkü cok daha büyük bir kitleye hitap ediyor.
0
logisticsmanager
(20.12.20)
mevcut işinizi ve yaşam standardınızı koruyarak bu sistemin dışına çıkma şansınız yok maalesef. yiğit özgür karikatüründeki olduğu gibi, azıcık kenara çekileyim derseniz de "sığır gibi yaşıyor" diyecekler.

kapitalizmden kaçmak için foxconn intiharlarına kadar beklemiş olmanız da bana ilginç geldi açıkçası... ona gelene kadar günlük yaşantımızda bile görebileceğimiz bir sürü berbat örnek var.

şöyle düşünün: sovyet rusya'da yaşıyor ve sosyalizmden nefret ediyorsunuz. hadi illegal yollarla bir şekilde kendinizce kapitalistlik yaptınız diyelim, sistemin dışına çıkmanız mümkün olur muydu sizce? şimdi de öyle işte... her şeyin düzeni bu temele göre oluşturulmuş.

o yüzden gmzo'ya katılıyorum: tüketimi minimumda tutmaktan, daha bilinçli olmaktan ve akıl sağlığını korumaya çalışmaktan başka yapabileceğimiz pek bir şey yok gibi. kapitalist sistemin dışına çıkacaksanız bireysel olarak çok fazla şeyden vazgeçmeniz ve neredeyse yok olmanız gerekir.

tüm insanlık başka bir sisteme geçiş yapsa belki çok fazla şeyden feragat etmemize gerek kalmazdı ama herkes aynı şekilde devam ederken siz ayrılmayı istiyorsanız "kaybeden" siz olursunuz, diğer her şey devam eder.

o yüzden genel olarak daha yüksek bilinç düzeyi, mümkünse en azından yakın olduğunuz kişilere de bu korkunç şeylerden bahsetmek, tüketimi azaltmak vs. en doğru yol olur bireysel seviyede.

kolektif olarak ne yapılabilir bilmiyorum. kraldan çok kralcı, açlıktan kokan ağzıyla "adam risk almış fabrika açmış abüüü" diye sermaye savunan, "o açıyor da ben niye açamıyorum? en başta para niye bazı insanların elinde toplanmış? niye milyonda bir istisnalar dışında insanlar bir arpa boyu ileri gidemiyor?" sorusunu sormayan, köyden çıkıp da şehirde 2700 lira maaş aldığı için her şeyin çok iyi olduğunu düşünen belki milyarlarca insanla ne yapabilirsin ki?
0
der meister
(20.12.20)
(17)

Hayata karşı heyecanınız...

kukuleta
1-10 arası ölçekte kaç puan alır?
1-10 arası ölçekte kaç puan alır?
0
kukuleta
(18.12.20)
2
0
candide
(18.12.20)
6.

yaş 26 olduğu için vazgeçmek kolay olmuyor, o yüzden her zaman "olumlu" tarafta kalabiliyorum ama o noktaya geldiğimde de işte heyecanlanacağım bir şey yok açıkçası. o yüzden altı verdim. kendime 10 sene veriyorum zaten. baktım 35'imde hala türkiye'deyim, ay sonunu zor getiriyorum falan sıkarım kafama yeter daha fazla zorlamanın manası yok, herkes 80 sene yaşayacak değil, olmuyorsa üstelememek lazım.
0
der meister
(18.12.20)
0

Yok.
0
1bir1bir1
(18.12.20)
Hayatın kendisine 3. Ama şu anki şu kısacık zaman dilimine 9 veriyorum.
0
ruhen hastayim ben
(18.12.20)
2,5-3
0
tuborg yesili
(18.12.20)
Şu ara 3. Zor dönem=)
0
mslny
(18.12.20)
3. Niye çünkü vaktim yok. Ama çalışmıyor olsam ve vaktim olsa bu 7 olur 8 olur.
0
a perfect lie
(18.12.20)
Bazen 3 bazen 8 ama ortalamasi 4-5 falan
0
proletarier aller lander vereinigt euch
(18.12.20)
9, yeni şeyler denemeye bayılıyorum ve deneyecek o kadar çok şey var ki
0
wiekannich
(18.12.20)
Şu sıralar 2-3.
0
ms brownstone
(18.12.20)
7
0
hayirsiz
(19.12.20)
alt limiti 1 koyduğun için 1.
0
tabudeviren
(19.12.20)
senelerdir 2 bile değildi, esasen hiçbir zaman yoktu. şu an ise 9 civarı. her şey yeni başlıyor gibi bir his var içimde.
0
harekatamiri
(19.12.20)
2-3
0
megalomaniac
(19.12.20)
1. o da asik oldugum kisinin hatrina. kendisi de benden hoslansa 10 uzerinden 11 olur heyecanim ama hoslanmiyor iste.
0
batlegolas
(19.12.20)
7
0
freebird5406_2
(19.12.20)
bazen 2 bazen 9
0
baldur2
(19.12.20)
(8)

g.o.r.a.’daki “evet, tarafından.” esprisi

avianthem
bu esprinin ne olduğunu yıllar geçti anlamadım. g.o.r.a.‘daki “uzaylılar tarafından kaçırıldım. evet, tarafından.” esprisi ne anlama geliyor? çok geyiği yapıldı, çok söylendi ama anlamadım. anlamadığım için hiç komik de gelmiyor ama millet bitiyor bu espriye. ne bu?
bu esprinin ne olduğunu yıllar geçti anlamadım. g.o.r.a.‘daki “uzaylılar tarafından kaçırıldım. evet, tarafından.” esprisi ne anlama geliyor? çok geyiği yapıldı, çok söylendi ama anlamadım. anlamadığım için hiç komik de gelmiyor ama millet bitiyor bu espriye.

ne bu?
0
avianthem
(18.12.20)
İçinde 'amerikan başkanı', 'uzaylilar', 'kacirilmak' geçen cümlenin en olağan kısmına vurgu yapması komik geliyor. Ben ona gülüyorum.
0
epistemic_regress
(18.12.20)
belki tamamen yanlış yorumluyorumdur ama "zira nedir?" gibi kültürel yanı olan bir espri olduğunu düşünüyorum. epistemic_regress de kısmen değinmiş zaten buna.

arif uzaylılar tarafından kaçırıldığını söyleyip amerikan başkanı dahil herkesin devreye sokulmasını istiyor ama arkadaşı muhtemelen "tarafından" kelimesine takılıyor. muhtemelen onun gözünde fazla resmi veya haber dilinde kullanılan bir kelime. arkadaşını uzaylı kaçırmışken takıldığı şey o kelime oluyor, sorabileceği onca şey varken "tarafından mı?" diye soruyor.

öyle zaten kahkaha atılacak bir espri değil bence ama çok absürt ve farklı olduğu için güldürüyor.
0
der meister
(18.12.20)
türk halkının bir kısmında, sorulan bir soruya yarısından kesilerek tekrar sorulması saçmalığı üzerinden espri yapıyor.
uzaylılar tarafından kaçırıldım?
..... orda sahneyi göstermiyor ama karşıdaki kişi muhtemelen tarafından mı? diye soruyor ve
evet tarafından diyor.
0
nahtoderfahrung
(18.12.20)
-uzaylilar tarafindan kacirildim!
-nee uzaylilar tarafindan mi?
-evet uzaylilar (demek yerine) evet tarafindan diye cevap veriyor.

Epistemic+1
0
brkylmz
(18.12.20)
Telefonun diğer ucunda "sora ara sora ara" diyen, göbeğini kaşıyan, umursamaz bir Muhittin var onu atlıyosunuz. Adam "nee, uzaylılar tarafından mı kaçırdın?" demiyor. Epistemic ve Der Meister'ın dediği gibi cümlede o kadar olağan dışı şey varken "tarafından" kelimesine takılıyor.

@hlot Epistemic'in yazdığı şeyden nasıl oldu da uzaylıların kaçırmasının normal olduğu anlamını çıkarabildin acaba? Tebrik ediyorum.
0
new day new life
(18.12.20)
Ben anladığım halde gülmüyorum, öyle komik
0
neysene
(18.12.20)
Uzaylılara kişi, kurum muamelesi yapması komik olan şey o “tarafından” vurgusunda. Yani denir ya, cumhurbaşkanı tarafından onaylandı, dışişleri bakanlığı tarafından resmi bir açıklama gelmedi henüz. Gibi gibi. Komikliği absürtlüğünden.
0
juninho77
(19.12.20)
juninho77 +1
bence de olay bu. uzaylılar kaçırdı demiyor, uzaylılar tarafından kaçırıldım diyerek kaçıran tarafa somut bir varlık, hatta bir statü, hatta ve hatta bir resmiyet katıyor. bunu da vurgulamak için muhittinin takıldığı noktayı bu detaya bağlıyor.
0
Jux
(19.12.20)
(15)

Okuyup çok etkilendiğiniz kitaplar

Sakinolmamlazim
Okuyup çok etkilendiğiniz kitaplar neler?her türden olabilir. ben yerdeniz serisini okuyunca çok etkilenmiştim nasıl böyle bir dünya yaratabilmiş yazar diye...bu duyuruyu da silmeyeceğim daha sonra da isteyen olursa yararlanabilsin diye
Okuyup çok etkilendiğiniz kitaplar neler?

her türden olabilir. ben yerdeniz serisini okuyunca çok etkilenmiştim nasıl böyle bir dünya yaratabilmiş yazar diye...

bu duyuruyu da silmeyeceğim daha sonra da isteyen olursa yararlanabilsin diye
0
Sakinolmamlazim
(18.12.20)
Açlık- Knut Hamsun
Okuduğumda kıştı ve kütüphanede okuyup bitirmiştim, çıkışta karanlıkta yol boyu ağlamıştım, parmak bölümünü hatırlaya hatırlaya. Bunun dışında ise:
Onca Yoksulluk Varken
Katip Bartlebly
Momo
Fareler ve İnsanlar
0
Amaranta ursula
(18.12.20)
daha önce yazılmış olanlardan açlık ve momo için +1 eklemek isterim öncelikle, ben de bu ikisini çok sevdim. momo'yu bitirdiğimde hüngür hüngür ağladım ben çok duygulandığım için, 26 yaşında herifim.

bunlar dışında tatar çölü'nü önerebilirim. tam olarak "ufku iki katına çıkaran ince kitaplar" kategorisinde muazzam bir eser.

onun dışında belki çok klasik olacak bu ama 1984-biz ikilisini de herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
0
der meister
(18.12.20)
Sol Ayağım
Pal Sokağı Çocukları
Satranç
Fareler ve İnsanlar
Martin Eden
Parfümüm Dansı
Alamut
İnsan Ne ile Yaşar?
Oblomov
Hayvan Çiftliği
1984
Uçurtma Avcısı
İnce Memed
Kuyucaklı Yusuf
Cemile (Aytmatov)
Serenad
0
oyokbuyoknevar
(18.12.20)
Körleşme
Dorian Gray in Portresi
Katya'nın Yazı

Eduardo Galeano'nun da tüm kitapları.
Jose Saramago da tüm kitapları ile sayılır ama Kabil en etlileyicilerden.

Panait istriati
0
a perfect lie
(18.12.20)
Vakıf serisi
Androidler elektrikli koyun düşler mi
Kaplan kaplan
Körlük
Kurt kanunu
Rızanın imalatı
Bitmeyen savaş
0
zihua
(18.12.20)
Varoluşçuluk, Jean Paul Sartre

Çeşitli açılardan bana ilham veren başka kitaplar da oldu elbette ancak insan hayatını yorumlama biçimimi en derinden etkileyen kitap buydu.
0
huçi kuçi
(18.12.20)
ince memed
beyaz gemi
toprak ana
gün olur asra bedel
kaplumbağalar
0
Tochinoshin
(18.12.20)
Martin Eden
Fareler ve İnsanlar


Kötü Çocuk Türk'ü lisede okuyunca çok şaşırmıştım ve etkilenmiştim. Çünkü sayfalar boyunca Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur ve İbrahim Tatlıses'in arabesk şarkılarıyla hem bu kültürü inceliyor hem sosyolojik çıkarımlarda bulunuyordu. Elimdeki akademik bir kitap değildi fakat çok kişilerce altkültür olarak görülen, içinde kendini façalayan insanların bulunduğu arabeskin böyle kaliteli bir kitapta yer alması ufuk açıcıydı benim için. Sonra arabesk ve aklıma gelebilecek her konu üzerinde çok çeşitli müstakil araştırmaların olduğunu öğrendim, biraz daha şaşırdım :)
0
black holes in the sky
(18.12.20)
Martin eden
Bozkırkurdu
Şato
0
adivar
(18.12.20)
Tutunamayanlar
Sevgili Arsız Ölüm
Yalnızız
Dost-Yaşamasız
0
adivar
(18.12.20)
Engin Geçtan - Hayat
0
ryhmer
(18.12.20)
kara kitap. kabus kadar karanlık bir kitaptı. esrarengiz, puslu değişik bir kitap. en çok etkilendiğim kitaplardan biridir.

diğeri de 1984 tabi ki. cep kitabından koleksiyon versiyonuna kadar bir sürü baskısı var evde.

puslu kıtalar atlası ve suskunlar, ihsan oktay anar’dan.

bir de carn, çarpıcı bir romandı.
0
avianthem
(18.12.20)
tolstoy- hacı murat

ve tabii ki

victor hugo- sefiller
0
konsomatrix
(18.12.20)
Tekrar ettiklerim olacaktır ama

Catch 22
Flowers for Algernon
Vakıf serisi
Kumsalda
Denizler altında 20000 fersah (çocukken aklımı alan kitap)
Yer açın! Yer açın!
Sonsuzluğun sonu
Tembellik hakkı
0
kobuzchu kiz
(18.12.20)
Kesin İnançlılar (Hofer)
Martin Eden
1984
Yabancı (Camus)
Fedailerin Kalesi Alamut (Bu kitaptaki tasvirleri unutamıyorum. Adeta o ortama ışınlanıyordum okurken)
Bozkurtların Ölümü
Ruh Adam (Bayağı enteresan bir kitaptı. Çok fanı değilim ama bazı sahneler etkileyiciydi)
Kürk Mantolu Madonna (Bu kadar ayağa düştüğü hâlde bu kadar kaliteli olacağını düşünmezdim)
Aytmatov’un çoğu kitabı
0
le jeune turc
(19.12.20)
(17)

götüren götürmemiş mi?

Pertev nail
merhaba, kafamı kurcalayan bir durumu sormak istiyorum.şu anda 40 yaş üzeri olan, geçmişte orta gelire sahip insanlar arsa, ev, araba falan alarak şu an maddi olarak çok iyi duruma geldiler. istanbul'da tüm arsalar doldu, herkesin arabası var, ev almak mümkün değil. son yıllarda işe başlamış, babada
merhaba, kafamı kurcalayan bir durumu sormak istiyorum.

şu anda 40 yaş üzeri olan, geçmişte orta gelire sahip insanlar arsa, ev, araba falan alarak şu an maddi olarak çok iyi duruma geldiler. istanbul'da tüm arsalar doldu, herkesin arabası var, ev almak mümkün değil. son yıllarda işe başlamış, babadan bir şey kalmayan gençler bitik durumda. bırakın evi düzgün bir araba dahi almaları en az 5 yıl yemeden içmeden çalışmakla mümkün.

velhasıl, alan almış, götüren götürmüş gibi geliyor bana. satın alma gücünün görece iyi olduğu zamanlar bir daha gelecek gibi durmuyor. reel ücretler yerlerde. ne yapsın bu gençler?
0
Pertev nail
(17.12.20)
valla yapacak bi şey yok.
aynen dediğiniz gibi.
yapacakları tek şey var aileboyu calısıp hayatları boyunca 1 ev sahibi olmak.
0
sizofren06
(17.12.20)
20 yıl öncede aynı muhabbet ediliyordu çok iyi hatırlıyorum. ama haklısın çok daha zorlaştı ve zorlaşyor.
0
intihar etsem de kendime gelsem
(17.12.20)
onların çocuklarına kalacak. ailesinde mal mülk olmayan bir şeye sahip olamaz.
0
Andrew
(17.12.20)
İş hayatına 2000'lerin başında atılmış olan insanları gözlemliyorum çevremde, çoğunun kafası çalışmıyor. Canavar gibi gençler iş arıyor ama.

Bi tanesi ile sıklıkla muhatap oluyorum, kesinlikle beynini kullanmaması gereken bir işten ekmeğini kazanmalıymış. Galerici tipi var. Ortalarda geziyor bi halt yapıyormuş gibi, tek küpesine tükürdüğüm. Neyse. Onlardan çok daha nitelikli insanlar şimdi iş arıyor velhasıl. Yani, katılıyorum.

KPSS'de bile, 73'ler, 75'lerle 2006'da atanan mimar, mühendis tanıyorum. Şimdi girenlerin 95'i garantilemesi gerekiyor atanabilmek için yazık ki.
0
gayda
(17.12.20)
dünyada yeni nesil için bi şey kalmadı. şanslı %1-2'lik kesim youtuber, influencer falan olup oradan yürüdü. %5-10 kadarı da gece gündüz çalışır, 10 parmağında marifet olur, zaten işkoliktir vs. o şekilde devam eder.

şu an dünyada teknik lise veya üniversite öğrenimi görüp de haftada 40 saat mesaiden sonra "ben yokum eyvallah" diyebilecek lükse sahip, fazla kazandığında ek mesai ücreti alabilen, kazandığı parayla ev-araba alma şansına sahip olan insan sayısı çok az.

durum türkiye'de ekstra kötü diğer yerlerde de çok iyi değil. geçen hollanda için bir tablo görmüştüm reddit'te. maaşlar yıllardır yerinde sayıyor ama enflasyon da düşük zaten, eyvallah iyi güzel ama atıyorum 10 yılda gelir %20 artmışsa aynı dönemde ev fiyatı %200 artmış, bu tarz acayip bir fark vardı.

biz aç karnımızı doyuramıyoruz daha ama dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile artık gençler mal mülk sahibi olmakta zorlanmaya başladı. kanada desen hepsine çinliler çöktü mesela.

parayı sahip eden grup her geçen gün biraz daha güçleniyor, dünyanın her yerinde zenginler daha da zengin olurken insanlar kitleler halinde fakirleşiyor ama neyse biz jeff bezos övmeye, elon musk yalamaya, "çalış senin de olur" zihniyetiyle hiçbir şeyi sorgulamadan yaşamaya devam edelim. kesin tembel olduğumuz için fakirizdir hepimiz.
0
der meister
(17.12.20)
son yıllarda işe başlamış -görece genç- bir insanın hayali, amacı neden ev araba almak olsunki? bunu da bi düşünmek gerek.

ne yapsınlar? göç edebilirler.
0
jimjim
(17.12.20)
''Götüren götürmüştür'' demek çok iddialı hemde haksız bir itham. Bu muhabbet 20 yıl öncede vardı daha eskidende de vardı. Ülkemizde maddi durumu kötü olanlar olduğu gibi maddi durumu çok iyi olan bir çok insanda var. Mesela tacirler, iş adamları, doktor, mühendis, mimar, avukat gibi görece gelir seviyesi yüksek kesimler mevcut. 1980'lerden itibaren Türkiye'de hızla artan orta sınıf var. Bunun haricinde ev fiyatları arzın talebi karşılayamamasından kaynaklı olarak yükseliyor. Merkezi yerlerdeki ev fiyatları artık şehirleşme ve rant dolayısıyla normal insanların alabileceği noktada değil. İstanbul için konuşmak gerekirse İstanbul'da 3 farklı gelir grubu var zengin, orta, fakir ve her sınıfın yaşadıkları semt, o semtlerdeki ev fiyatları, kiraları, temel tüketim ürünleri ve erzak fiyatları farklı.
0
berkan11
(17.12.20)
Ben tam 30 yaşındayım, sakın gösteriş gibi algılanmasın ama benim de evim (kredili tabii ki) arabam (kredisi bitmek üzere) var. İkisinde de ailemin tek kuruş bir katkısı yok. Yani halen mümkün bu tarz şeyler. Her ay çok az da olsa bir birikim yapmak, birikimleri değerlendirmek, sürekli kazancı artırmaya odaklanmak, kazancın agresif bi şekilde artabildiği sektörlere yoğunlaşmak, sonra da devletin dağıttığı negatif reel faizli keriz kredilerini yakalamak şeklinde bir formülüm var, şu ana kadar tıkır tıkır işliyor. Burada kilit nokta şu, cazip olan sektörler çok değişti. Mesela 80'lerde bankacılar, 90'lar ve 2000'lerde inşaatçılar çok kazanıyorken, şu anda bilişimciler nispeten daha rahat bir hayat yaşıyor. Bu rüzgarı da yakalamak önemli.

Ancak yeni nesil müthiş bir negatif propaganda ve "yapamazsınnnn" ile büyüyor ki böyle bir kariyeri hayal bile edemiyorlar şu anda. Ama bu ülkede dediğim gibi kalburüstü bir beyaz yaka sınıfı var ve ciddi paralar kazanabiliyorlar. Hatta internet sayesinde global pazardan iş almanın kolaylaşması ve döviz - tl dengesinin alt üst olması dolayısıyla çok düşük döviz rakamının bile türkiyede iyi bir hayat yaşamaya yetmesi bunu daha da cazip hale getirdi. 90'ların çocuklarının hayal edemeyeceği fırsatlar var şu anda elinizde. Ancak bunu ne bileyim yazılımla uğraşmak yerine ekşide siyaset tartışmak için kullandığımızdan fark edemiyoruz.
0
roket adam
(17.12.20)
Okul okumayıp erken yaşta iş hayatına atılarak bütün fırsatları zorlarsan belki götürme şansın olabilir.

Üniversite okudun ve ilk yılında kazanıp kalmadan bitirdin. Şansın çok iyi gitti hemen iş buldun diyelim. Yaş oluyor 23. Çok özel bir yeteneğin yoksa başlangıçta alacağın en iyi özek sektör maaşı 6-7 bin. Ayda 2 bin kenarı atsan yılda 24 bin yapar. Maaşın arttı ve 50 bin kenarı attın diyelim yine değişen bir şey yok. Bir ev bir araba yemeden içmeden 20 sene sürer en az.

Çevremde 30'larındaki bir doktorun hiçbir şeyi yok. Mühendislerin de aynı şekilde. Ama okumamış ve hayata erken atılmış olanlardan iyi durumda olanlar var
0
kickboxer
(17.12.20)
Kafasi yatirima birikime calisan insan okusa da okumasa da bir seyler sahibi olabiliyor. Burada kilit nokta tuketime ne kadar mesafeli yaklastigin. Kendi adima ortalamanin epeyce uzerinde kazaniyor olmama ragmen birikimmis yatirimmis hic o kafalarda olamadim. Kazandigini gunubirlik harcayanlardandim ama belki bi son 5-6 aydir bir seyler kafama dank etti, olgunlastim sanirim :) 3-5 kenara atiyorum, belki bi krediye vb girerim.
Bu arada alan aldi satan satti fikrine katilmiyorum, yatirimlik arsa hala var, yatirim olanaklari kolay kolay bitmez ama ozellikle yeni nesilde de ogrenilmis bi caresizlik yok degil. İnanmiyor olacagina.
0
msb
(18.12.20)
mesela kickboxer'ın hesabından gidelim. yılda 24k kenara attın, dolara bastın örneğin oldu sana yılda 35k. İki senede 70 bin etti. İki sene sonunda 70 bin üstüne devlet vergi indirimi yaptı ya da düşük faizli keriz kredisi çıkardı, azıcık borçlanıp 100 binlik araba aldın. 2 sene içinde araba oldu mu 200 bin. noldu, 4 senede 200 bin tl servet yaptın.

bu fırsatları yakalayamayan arkadaş ayda 2 bin tl kenara atsam ne olacak dedi, atsa bile 24*4 anca 96 bin kenara koyabildi, onu da evlilikti, gezmesiydi oydu buydu yemediyse. fırsatları değerlendiren vatandaş tam iki katı servete ulaştı. yani bu iş biraz bununla ilgili. ilk aracımı alırken 88 bin tl kredi çekip 134 bin tl'lik bir araç almıştım, 3 sene krediliydi. herkes manyak mısın olum dedi, şu an o aracın kullanılmış ikinci el hali 300 bine gidiyor, hadi 270 olsun. evet ödemek kolay değildi ama kredi faizlerini düşsen bile çok ciddi bi para birikmiş oldu. yeni mezun arkadaşlar bu sistemi biraz anlamakta zorlanıyorlar genel gördüğüm. bir de instagram jenerasyonunun getirdiği acayip bi tüketim hırsı da var tabii. tüm bunları alt alta yazınca, okuyabilenler ve iyi kötü kazanabilenler için dünyanın çok az yerinde olan acayip fırsatlar var bu ülkede. garip boşluklar var yani enteresan bi şekilde.
0
roket adam
(18.12.20)
fakat şu var, mesela yaşıtlarım ev araba aldı belki ama ben deli paralara bilgisayar, kamera, lens yatırımı yaptım. Cidden bilgisayar + kamera + lens'in biraz üstüne 2015'te araba alabilirdim ve o araba şimdi 250 bin falan, elimdekilerin değeri öyle değil :D Elimdekilerle o kadar kazanacak iş de yapamadım. Ama işim gereği bulundurmam da gereken şeyler. E n'apayım şimdi?

Ek olarak gençlerde öğrenilmiş çaresizlik var doğru, fakat ben üniversite okurken iyi bir laptop 2000-3000 liraydı, şimdi en az 8000 hatta daha fazla. Fakat o zaman ilk işe giren biri nasıl oluyorsa 1500-2000 alabiliyordu, şimdi 4000 teklif ederlerse iyi. "Bir şeyler yapabilmek için elde etmen gereken ekipmanlara" bile daha geç ulaşabiliyorsun.

Şu an öğretim görevlisiyim, valla benim 2010'da aldığım ve artık beğenmediğim kamerayı çocuklar sorup "hocam iyi mi iş görür mü" diye getiriyorlar. Çok kötü.

Maaşla çalışan biri de üst yerlere gelse 15-20 bin mi kazanacak mesela? O parayla bile şu an 300 bin olan arabayı, seneye 350 bin olunca alabilecek misin?

Bence gençler temel eğitimi aldıktan sonra para kazanabilecekleri e-ticaret, yazılım, 3d tasarım (bu hep atlanır mesela, mimar arkadaşlarım mimarlık işi bulamadı ama çatır çatır kanadaya 3d model satıyorlar) öğrenmeliler.

Ben 30 yaşında bunlara yeni uyanıyorum.
0
nhk ni youkosu
(18.12.20)
Bu her zaman konuşulur, 10 yıl önce de 20 yıl önce de 30 yıl önce de aynı şeyler konuşuldu durdu. Karamsar olan hep karamsardı, iş bitirici olan hep iş bitirdi. Yakın tarih için Levent Kırca parodileri, uzak tarih için yeşilçam filmlerine bakabilirsiniz.

Benim gençlere nacizane tavsiyelerim;

Aldığını şeylerin fiyatına bakmayacak birikime erişene kadar gereksiz alışveriş ve harcama yapmayın.

Alkol, sigara, gece hayatından da bütçeniz güçlenene kadar uzak durun.

Sürekli para emen, ölü yatırım gerektiren hobiler değil de, para kazandırmasa bile koyduğunuzu geri alabileceğiniz hobiler ile ilgilenin.

Üniversite bittiğinde sizi istihdam etmek isteyenlerin çokça olacağı bir üniversite bölümüne gitmeyecekseniz okul ile zaman kaybetmeyin.

Okumayı sevmiyorsanız, işe yarar bir bölüm kazanmadıysanız, sırf aileden uzaklaşıp üniversite gençliği hayatı yaşamak için okula gitmeyin.

Mutlaka ticareti deneyin, ticaret bilen bir tanıdık/yakın yanında takılın bir süre. O havayı koklayın, küçük de olsa bir sermaye bulup ticareti deneyin.

Eliniz yatkın ise bir ustalık konusunda kendinizi geliştirmeye çalışın, hatta üniversite okumayacaksanız hiç zaman kaybetmeyin ve karar verdiğiniz bir sektörde bir ustanın yanına girip işi öğrenin.

Birikim yapmayı küçümsemeyin, ben inşaatcıyım, bugüne kadar onlarca daire üretip sattım. Hemen hemen hepsini asgari ücretle çalışan ya da biraz üstü maaş alan insanlara sattım.
0
John Bloor
(18.12.20)
Götüren götürmemiş. O zaman da böyleydi şimdi de böyle. Sana bileciğin köyünden tarla almak mantıksız geliyorsa, onlara da senin şimdi tüh dediğin yatırımlar mantıksız gelirdi. Her zaman bir mücadele var, bu mücadelenin bir kazananı bir kaybedeni var. Bu sürekli olacak. Tek değişken zaman. Geri her şey aynı.
0
Frederick Co
(23.12.20)
bu tespitte baya bir haklılık var, "20 sene öncede böyle diyorlardı" diye yazanlar yanılıyor.
bununla ilgili kerim rota'nın nefis bir yazısı vardı, hatta sözlüğe düşmüştü okumayanlar mutlaka okusun derim;
www.paraanaliz.com

ben ilk işe başladığım 2010-2011 yıllarında 10+ yıl tecrübeli uzmanlar 5bin dolar karşılığı tl maaş alıyordu 5bin!
şimdi ben tecrübe olarak o seviyelere geldim buraya aldığım maaşı yazmayayım ama çok komik bi rakam dolar olarak.
hem TL değere karşı müthiş değer kaybetti, hem de özel sektörde maaşlar reel olarak azalıyor sürekli.
yeni işe başlayanları hiç düşünemiyorum bu durumda.
0
nuisance
(23.12.20)
Bu olay tamamen zamanı yakalamakla ilgili. Mesela çok daha önceye gidelim 70 li yıllarda gurbete gidenler kazandıklarını yine köylerinde tarım arazisi alarak değerlendirdiler. Çünkü bildikleri tek yatırım aracı buydu. Daha sonraki nesil metropollere aktı, fırsatçılık ve acımasızlık ve orman kanunları geçerli idi. Bazıları kazandı çoğu arada kayboldu gitti. Şu anda 40 yaş üzeri olanlar o kuşağın devamı beyaz yaka tabirinin ilk temsilcileri hatta. Çoğu ikini bir dil öğrenemedi böyle bir ihtiyaç duymadı. Bilgi bu kadar ulaşılabilir değildi. Mesleki anlamda tercihler dar ve bu coğrafya ile sınırlı idi.

Günümüzde standart olanın kazanma şansı çok az. Babadan dededen kalma meslekler ve uzmanlıklarla yırtmak kolay değil. Bir çok meslek aslında ölmek üzere olan zanaatlar gibi. Araba diye bir şey bulunmuşken dünyanın en iyi semercisi olmak için uğraşmamak lazım. Topraksız tarım çıkmışken iki dönüm tarladan ne kazanırım şeklinde düşünmemek lazım. Babadan dededen şanslı olmayanlar için biraz vizyon ve cesaret gerekli. Artık ortalama donanımda bir insan için kazanmak daha zor ama fırsatlarda eskisinden çok daha fazla.
0
istege bagli sigortasiz
(23.12.20)
türkiye'nin bu konudaki tek sıkıntısı herkesin başarıyı büyük şehirlerde yakalamaya çalışması. istanbul gibi bir şehrin nüfusu 16 milyon arkadaşlar yazıyla "on altı milyon".

100'bine araba alıp 200bine 2 sene sonra satmanız servet kazanmak değildir 100'bin aldığınızda 100bin+2sene'ye satmak demektir. bir şey kazandığınız yok sadece banka hesabınızdaki sayılar büyümüş oldu. hatta amortisman hesabı ve enflasyonu kattığınızda muhtemelen para kaybetmiş olabilirsiniz.
0
nahtoderfahrung
(23.12.20)
(13)

6 kişinin online oynayabileceği bir oyun...

la traviata
Merhaba.Min. 20 yıllık 6 yazlık arkadaşıyız.Hepimiz farklı şehirlerdeyiz.Belli zamanlarda online görüntülü konuşma yapıyoruz.İstediğimiz şey şu ki,hepimizde bilgisayar/laptop var.Zamanında iskambilinden riskine kadar bir sürü oyun oynuyorduk çocukken yazlıkta.Haftada bir kez bir oyun başında toplana
Merhaba.
Min. 20 yıllık 6 yazlık arkadaşıyız.
Hepimiz farklı şehirlerdeyiz.
Belli zamanlarda online görüntülü konuşma yapıyoruz.

İstediğimiz şey şu ki,
hepimizde bilgisayar/laptop var.
Zamanında iskambilinden riskine kadar bir sürü oyun oynuyorduk çocukken yazlıkta.

Haftada bir kez bir oyun başında toplanalım, maksat sohbet tabii ki yine.

* Hangi platformda yapalım bunu? Bir oyun satın alıp onun networkunde mi?
* Online platformlar yeterli mi?
* Önereceğiniz bir oyun var mı?
* Atıyorum oyun 5 kişiliktir, 1i izlemek durumunda olacaktır, o da kabul.
* Sesli chati nereden halledeceğiz, oyun içinden mi, whatsapptan falan mı?

(Bilgi: 1 kişinin bilgisayarı mac, 5 kişinin windows. Bu düşünülerek cevaplanabilir ama gerekirse o 1 kişi de emektar pc'sini çıkarıp kurabilir)

Ps4'te sadece oyun oynayan birisi olarak bu tarz pc oyunlarına uzağım.

Teşekkürler.
0
la traviata
(15.12.20)
don't starve oynayın. aynı anda 6 kişi oynayabiliyordu galiba.
0
sir gawain
(15.12.20)
arkadaşlığınız sağlamsa among us :)
0
passion rules the game
(15.12.20)
steam'den counter strike veya half life alırsınız, cayır cayır oynarsınız. sesli chat'i de discord üzerinden halledersiniz. biz öyle yapıyoruz genelde.

maksat sadece sohbet ise haxball bile oynayabilirsiniz sesi yine discorddan halledip. sarıyor.
0
roket adam
(15.12.20)
among us.

hem arkadaşlığınızı da test etmiş olursunuz.
0
duyurukullanıcısı
(15.12.20)
Makineleriniz sağlamsa battlefield V alın oynayın. İnanılmaz keyifli oluyor takım ile oynamak.

Ekleme: İletişim için biz skype kullanıyoruz. Ama discord da çok yaygın oyun.
0
battal gemalmaz
(15.12.20)
@roket adam +1

Biz de 30 yaş civarı adamlar olarak covid sürecinde bir süre counter oynadık. Telefonlardan discord grubu kuruyorduk. Oldukça zevkli oluyordu.
0
the coon
(15.12.20)
discord kullanmaya karar verdik, bu cepte tamamdır.

oyunun pahalı olmaması gerekiyor. oyuna çok konsantre olmamız gerekmiyor.
herkes her şeyi kaldırabilecek yaşta ve bilinçte. eğlenceli tipler.

pintipanda'da şimdi uno ve risk gördüm. onlar da olabilir.
among us da bir alternatif oldu.

fps tarzi oyun çok istemiyoruz.

başka öneri?
0
🌸la traviata
(15.12.20)
Masaüstü oyun seviyorsanız steam'de tabletop simulator var, içinde çeşit çeşit masaüstü oyun var, catan falan oynarsınız.
0
kobuzchu kiz
(15.12.20)
Minecraft önerebilirim. Fazla basit geliyorsa modlu minecraftı daha da öneririm. Mesela Tekkit isimli modda petrol, güneş enerjisi, çeşit çeşit makineler falan var. Roket yapıp aya falan gidebiliyorsun. Zevkli bir oyun, özellikle çok kişi ile oynanırsa daha da zevkli oluyor.
0
uyecik
(15.12.20)
Killing Floor. Her türlü bilgisayarda çalışır. Ucuz. Oyuncu sayısı ayarlanabilir (maksimum 6 idi sanırım) Hamachi ile kendi aranızda oyun kurup oynamak çok kolay. Farklı karakterler seçip yardımlaşmak mümkün (biri medic olup diğerlerine yardımcı olabilir mesela)
0
bruce mclaren
(15.12.20)
gameranger üzeriden age of empires oynanabilir. ya da steam'de risk var bedava, o da bayağı eğlenceli.
0
bohr atom modeli
(15.12.20)
risk'in online versiyonu bir nevi, at war: atwar-game.com

yıllar önce 5-6 arkadaş deli gibi oynardık bunu bir ara. inanılmaz keyifliydi. kavga dövüş eksik olmazdı herkes birbirini sürekli arkadan vurduğu için. nefis oyundur, çok fazla detayı olmadığı için baş da ağrıtmaz.
0
der meister
(15.12.20)
rocket league
standart 3vs3
oyun içi konuşma/yazışma seçenekleri var.
epic games store üzerinde ücretsiz ancak mac desteği bitmiş.
0
late viper
(15.12.20)
(2)

rusça bilenler

sir gawain
burada ne yazıyor?https://eksiup.com/p/jy447084jdh3
burada ne yazıyor?

eksiup.com
0
sir gawain
(15.12.20)
хочу на пенсию, брось все эту штуку и бумагу в урну.
гарольд, 70 лет. сантехнчк стажем

emekli olmak istiyorum, o şeyi ve kağıdı çöpe at.
Harold, 70 yaşında. tesisatçı deneyimi

yandex çevirinin yalancısıyım...
0
MtKrt
(15.12.20)
"artık emekli olmak istiyorum, bu geyiği ve bu kağıdı artık bir kenara bırakın. harold, 70 yaşında, deneyimli tesisatçı"

bu amca "hide the pain harold" ismiyle meme oldu. onunla ilgili bir şaka. yani artık bu geyiği bırakın (tam anlamıyla "mezara koyun"), bana rahat verin, ben bıktım diyor. bunu da yine kendisi demiyor muhtemelen, işin üzücü kısmı o. adamcağıza cidden bi rahat vermediler meşhur olduğundan beri.
0
der meister
(15.12.20)
(3)

1200 Vuruş Nasıl Hesaplanır?

paramolacak
Merhaba,Boşluklar dahil 1200 vuruşlu bir hikaye yazmam gerek, ben bunun vuruş sayısını nasıl hesaplayacağım? Google amcaya sordum, wordde ki sözcük sayımına falanda baktım ama kafam bu saatlerde bilalinho gibi valla. Şunu şu garibana bi anlatsanız ya size zahmet.Burada yazan boşluklu kısmı 1200 olun
Merhaba,

Boşluklar dahil 1200 vuruşlu bir hikaye yazmam gerek, ben bunun vuruş sayısını nasıl hesaplayacağım? Google amcaya sordum, wordde ki sözcük sayımına falanda baktım ama kafam bu saatlerde bilalinho gibi valla. Şunu şu garibana bi anlatsanız ya size zahmet.

Burada yazan boşluklu kısmı 1200 olunca mı olacak istenilen ?

Edit: Fotoğraf yüklendi
0
paramolacak
(13.12.20)
Boşluklar dahil ne yazarsan sanırım. Hesaplayan siteler var
0
olaylar olaylar
(13.12.20)
wor'deki sözcük sayımı kısmında yazar. vuruş karakter demek. sözcük sayımı kısmında boşluklu/boşluksuz gibisinden detaylı açıklama olması lazım. ben hep oradan bakıyorum.
0
der meister
(13.12.20)
1.151 olan 1.200 olacak işte.
0
himmet dayi
(13.12.20)
(21)

nasil geciyo haftasonu karantinalari

palmtree
Neler yapiyosunuz cok merak ediyorum. Kime sorsam hep bir verimli gecirme laflari, online egitimler, sporlar, hobiler girla ama pek inandirici gelmiyo acikcasi. Hic kimse sadece yiyip icip yatmiyo mu mesela? Benim mesela motivasyonum tamamen bitti bu isler icin artik, pandemi kosullari ciddi zorluyo
Neler yapiyosunuz cok merak ediyorum. Kime sorsam hep bir verimli gecirme laflari, online egitimler, sporlar, hobiler girla ama pek inandirici gelmiyo acikcasi. Hic kimse sadece yiyip icip yatmiyo mu mesela?
Benim mesela motivasyonum tamamen bitti bu isler icin artik, pandemi kosullari ciddi zorluyor beni son zamanlarda. Sizi merak ediyorum, yalniz miyim bu konuda?
0
palmtree
(12.12.20)
Kahvaltı
Ekşi Sözlük
Ekşi Duyuru
Youtube
Counter Strike
Football Manager

ve sıfır bilumum faydalı iş
0
paramolacak
(12.12.20)
sadece internette geziniyor ve tuvalet, yemek gibi zorunlu ihtiyaçlarımı karşılıyorum.
0
candide
(12.12.20)
Maalesef çalışmak zorundayım. Yaklaşık 1 aydır içimde bir sıkıntı var. Yasaklar olmasa da gezmeyi seven bir insan değilim ama arkadaşlarımla buluşup(en azından evde) kafa dağıtmaya ihtiyacım var ama yasaklar var. İşten eve, evden işe.
0
bitchesaintshit
(12.12.20)
Yiyip içip yatan azınlıktan biri benim :/ Gerçekten inanılmaz boş geçiriyorum günlerimi bir süredir, bunun da farkındayım ama değiştirmek için bir şeyler de yapamıyorum. Mayıs ayında pandemi yine erteletmezse hayatımda büyük değişiklikler olacak. Sadece mayısa kadar gün öldürüyorum.
0
ms brownstone
(12.12.20)
bu aralar oyun
0
Tochinoshin
(12.12.20)
kahvaltı
youtube /ekşi/twitter/instagram
oyun/kodlama
akşam maç var
sonra evde muhabbet ya da arkadaşlarla facetime falan
0
ayin yazari
(12.12.20)
Böyle dönemlerde Football Manager oyununu açınca zaman kavramı kendiliğinden kayboluyor zaten çok güzel zaman geçirtiyor.
Bunun haricinde az yemek yemeye çalışıyorum, günlük belirlediğim belirli bir kitap okuma sürem var onu tamamlıyorum.
0
murtiii
(12.12.20)
Asiri yogunum, asiri calisiyorum. O yuzden benim cogunlugu is olmakla birlikte;

Is
Kitap okumak
Dizi izlemek
Ev isleri (temizlik bulasik yemek vs)
Duzenli spor
Ara sira da mini egitimler

Verimli geciriyorum ama
0
mor oje
(12.12.20)
Fl studio
Pugb
YouTube
Sözlük
Yemek
Yatmak
0
olaylar olaylar
(12.12.20)
verimli yaşayan insanların pü allah belasını versin çok affedersin, ben o noktadayım artık.

güya erasmus'tayım. hiçbir şey yapamıyoruz. odadayız işte bütün gün. sadece dışarıda yürüyüş (iki kişi yan yana, daha fazlası yok) ve süpermarkete gidiş mümkün.

dönem muhtemelen çöp oldu. hiçbi şey yok. bomboş, bombok. kendimi geliştirmeyi geçtim ben hayata güçlükle tutunuyorum. o yüzden merak etme ben tam olarak söylediğin şeyi yapıyorum - bi işim var işte online yürüttüğüm, hayata bağlayan tek şey o. dizi izliyorum, maç izliyorum, öküz gibi yiyorum, yatıyorum vs. bomboş bir hayat. yakında ölürüm muhtemelen.
0
der meister
(12.12.20)
Marttaki dönemde dediğiniz gibi bir şeyler yapmaya çalışıyordum ama bu dönem beni de ciddi zorluyor psikolojik olarak. Sabah uyan, dizi izle, kitap oku, müzik dinle, sohbet et, yemek yap, film izle seklinde geçiriyor benimki de. Kitap okumayı, film izlemeyi vs kendimi geliştirmeye yonelik ekstra aktivite olarak görmüyorum zira benim rutinim böyle.

Ama kendimizi geliştireceğiz diye sürekli uğraşmak zorunda degiliz; dönem dönem kendimizi iyi hissetmeyebiliriz. Öyle durumlarda ara vermek, sadece istediklerimizi yapmak da önemli.
0
fraise
(12.12.20)
Aile evinde olduğum için berbat geçiyor maalesef. Pandemiye denk gelmekten daha beter bir şey varsa o da pandemiye aile evinde denk gelmek olur sanırım.
Kitap okuyorum eskisinden daha çok. Tek artısı bu oldu, genel olarak Mart ayından bu yana.
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.12.20)
Eşimle birlikte evdeyiz. çalışma izinlerimiz var, ancak çalışmak gerekmedikçe evde kalıyoruz. evde de zaman dizi&belgesel izlemekle geçiyor. yalnız değilsiniz yani...
0
amelie poulain
(12.12.20)
Öğrenciyim. Hafta içinden tek farkı canlı derse girmemek ve 12'ye kadar uyumak. Bir de mutfağa girip bir şeyler yapıyorum bazen, iyi oluyor.
0
black holes in the sky
(12.12.20)
sabah kalkıp kahve+ bişiler izleme
biraz kitap okuma
kahvaltı
powernap
duş
kitap okuma
dizi film
akşam yemeği
sohbet muhabbet
0
megacracker
(12.12.20)
yiyip içip yatıyorum. netflix ve ev işi de var.
ama bu hafta sonunu daha doğrusu bugünü çok verimli geçireceğim, çok faydalı şeyler yapacağım. biram ve şarabım hazır, onları şişeleyeceğim :)
not: evden çalışmıyorum, işe gidiyorum, iyi ki de gidiyorum.
0
pati
(12.12.20)
kitap+müzik+film+dergi+gazete+müzik (enstrüman çalma)+ağırlık kaldırma+kanepede uzanma+sosyal medya

bunlardan bir karışım. bazen bazıları sıfır olabilir.
0
tabudeviren
(12.12.20)
süper geçiyor, giresun'da dağ başı bir yerde bağ, bahçe işlerimle uğraşıyorum. kısıtlama yok, maske yok. akşam da kuzinemi yakıp keyif çayı içiyorum.
0
her şey
(12.12.20)
aşırı sıkılıyorum, öyle böyle değil.
0
dnzy 1
(15.12.20)
öğlen 9 gibi kalkınca bi kahve.
netflix veya youtube karşısında eliptikte yarım saat ter idmanı.
kahvaltı
netflix, youtube (duyuru'ya amelie'deki dilenci gibi haftasonları girmiyorum)
öğlen yemeği
ağırlık idmanı (cumartesi çekiş günü, pazar bacağa denk geliyor genelde)
akşam yemeği
netflix, youtube kapanış.
0
onemoremile
(15.12.20)
kahvaltı
dota2
house md
kahve arası
fm
akşam yemeği
dota2
evlilik için ıvır zıvır bakma
fm 20
house md
yatış
0
drako
(15.12.20)
(8)

saç tıraşına 30 liradan az veren var mı?

Tochinoshin
varsa başka berberleri keşfe çıkacağım mahalle arası falan. hiçbiri istediğim gibi kesmiyor zaten cebimden az çıkar en azından.
varsa başka berberleri keşfe çıkacağım mahalle arası falan. hiçbiri istediğim gibi kesmiyor zaten cebimden az çıkar en azından.
0
Tochinoshin
(12.12.20)
25 Ankara
0
ankarakecisi
(12.12.20)
30 dan aşağı zor. istanbul'da normal fiyat 30-40 civarı. 20-25 e yapan yerler çok kötü kesiyor.
0
dekart
(12.12.20)
ağustos sonunda ankara'da 20 verdiğimi hatırlıyorum ama maalesef çok kötüydü. tenten gibi saçımın ön tarafı dikeldiydi, çok salak görünüyordu. talatpaşa bulvarı, eski ziraat bankası'nın çaprazındaki berber.
0
der meister
(12.12.20)
70 liraya a101 den makine aldım cillop gibi tavsiye ederim
0
paramolacak
(12.12.20)
15 tl ye sadece makine ile 3 numara yapiyorlar.
min 30 tl istanbulda duzgun tras.
0
müptezel dostoyevski
(12.12.20)
since 2003
saç + sakal + yıkama 25 tl
15 günü geçmez giderim.
istanbul
0
seyduna6687
(12.12.20)
Bu Pandemi en çok bu konuda yaradı bize bir ara berberler açılmadı biz de internetten bir makine sipariş ettik. Kesim işini de tutturduk. Deneye yanıla öğrendik zaten eşim hep 2 numara kestirirdi. Valla hep hijyenik oldu hem de ayda 2-3 kez 30 ar lira vermekten kurtuldu.
0
kirmizipilotkalem
(12.12.20)
girmeden pazarlık yap. ucuz yapan yerler var. ben de saç sakal yıkama 30 veriyorum. adama borcum ne kadar diye sormuyorum ama direkt veriyorum sadece.
0
jelly bear
(12.12.20)
(7)

Cok kisa ingilizce sorusu

freedonia
Cumle su (gazeteden): Phil Neville's side had tonight been scheduled to play a friendly against Norway at Bramall Lane but Covid issues saw it cancelled. "Covid issues saw it cancelled" cok garip bir cumle gibi geldi ya. Nasil bir yapidir bu, nasil ceviririz?
Cumle su (gazeteden): Phil Neville's side had tonight been scheduled to play a friendly against Norway at Bramall Lane but Covid issues saw it cancelled.

"Covid issues saw it cancelled" cok garip bir cumle gibi geldi ya. Nasil bir yapidir bu, nasil ceviririz?
0
freedonia
(11.12.20)
Neden oldu anlamında kullanılmış. Haber başlığı olduğu için böyle saçma gelen cümleler kurulur.
0
catch the arrow
(12.12.20)
covid sebebiyle iptal edildi
0
der meister
(12.12.20)
daha once gordugum bir tabir degil, bu cumle anadili ingilizce olmayan bir ulkenin gazetesinden mi? bana biraz chicken translate gibi geldi.
0
cooperr
(12.12.20)
çok kullanılmayan bir kalıp. anlamı yazılmış zaten. chicken translate değil. sanırım en yaygın kullanımı mesela işyerinde müdür veya askerde bir üstün "yapılmasını sağla" diyecekse "see it done" diyebilir. bu haliyle çok kesin bir emirdir. yapmazsan götünü keserler. :)
0
kalifiye balta sapi
(12.12.20)
@catch the arrow haber basligi degil ya normal cumle iste.
@cooper Ingiliz gazetesi Metro'dan
0
🌸freedonia
(12.12.20)
got it cancelled'la aynı anlama geliyor herhalde. kelimenin ilk anlamına takılı kalmamak lazım.

şuna yakın olabilir mesela anlamı:

3 Experience or witness (an event or situation)
‘I shall not live to see it’

3.1 Be the time or setting of (something)
‘the 1970s saw the beginning of a technological revolution’

ya da:

6 [no object] Ensure.
‘Lucy saw to it that everyone got enough to eat’

şuradan baktım: www.lexico.com
0
curious mind
(12.12.20)
Cozduk galiba. have sth done, get sth done lar vardi causative denen yapi. Onu See ile yapmis sanirim. Ertelettirdi gibisinden.

see'yi (MAKE CERTAIN) anlaminda kullanmis o dogru sanirim. see verb (MAKE CERTAIN)

C2 [ + (that) ]
to make certain that something happens:
The receptionist said he'd see (that) she got the message.
UK See (that) you're ready by five, or there'll be trouble.
0
🌸freedonia
(12.12.20)
(27)

İlkokul, ortaokul, lise ve üniversiteden kaçar arkadaşınız kaldı?

ms brownstone
Yakınlık derecenizi ve yaşınızı da belirtirseniz çok güzel olur. Ben ilkokul ve ortaokulu farklı yerlerde okudum ve görüştüğüm bir kişi bile yok bu ikisinden. Liseden de sadece bir arkadaşım var görüşüyoruz diyebileceğim ama onunla da saçma bir ilişkimiz var. Bazen aylarca konuşmuyoruz ama bir anda
Yakınlık derecenizi ve yaşınızı da belirtirseniz çok güzel olur.

Ben ilkokul ve ortaokulu farklı yerlerde okudum ve görüştüğüm bir kişi bile yok bu ikisinden. Liseden de sadece bir arkadaşım var görüşüyoruz diyebileceğim ama onunla da saçma bir ilişkimiz var. Bazen aylarca konuşmuyoruz ama bir anda karar verip Fransa’ya tatile gittiğimiz de oldu. Tatilden sonra yine 6-7 ay hiç görüşmedik. Yüzeysel sayılabilecek bir ilişkimiz var yani. Üniversiteden de sadece 2 arkadaşım var düzenli görüştüğüm ki bu ikisi de yıllardır en yakınım olan kişiler. Sürekli arayıp sorduğum sadece bu iki kişi kaldı okul yıllarımdan.

Aslında liseden ve üniversiteden birkaç kişi daha vardı ara ara telefonda konuşup aynı şehirde denk gelebilirsek görüşmeye çalıştığımız ama sebebini bilmediğim bir şekilde hiçbirini arayıp sormaz oldum ve haliyle kimse kalmadı.

Bazen çok uzun yıllardır arkadaş olan insanları görünce kendimi sorguluyorum neden kimseyle ilişkimi devam ettiremiyorum diye ama bir yandan da istemiyorum çevremde fazla insanı. Köklü ve güzel birkaç arkadaşlığım daha olsa güzel olurdu ama üşeniyorum galiba birilerini arayıp sormaya ya da başkalarının da hayatlarıyla ilgilenmeye. Diğer insanların bu konularda nasıl olduğunu da merak ettim. Siz nasılsınız bu konuda? Var mı böyle eski güzel dostluklarınız yoksa benim gibi misiniz siz de?
0
ms brownstone
(11.12.20)
Sıfır, sıfır, sıfır ve sıfır.
0
elorelia
(11.12.20)
0. Aynı insanı senelerce çekemiyorum.
0
ruhen hastayim ben
(11.12.20)
Üniversiteden 3 yakın arkadaşım var; biri en yakin arkadasim hatta. Liseden yok, ortaokuldan görüştüğüm 2-3 kişi var ama farklı bir ülkedeyim artık; çok göremiyorum o yüzden.

Erkek arkadaşımın en yakın arkadaşları üniversiteden; 20 yıla yaklasiyorlar. Bu tamamen denk gelmeyle ilgili bir durum ama bana kalırsa. Ben de is yerinden hiç arkadaş edinemiyorum mesela.
0
fraise
(11.12.20)
İlkokul ve ortaokuldan 2 tane ikisi de aynı kisiler. Numaralarımız var. 3 sene önce buluşmuştuk. Şimdi hiçbirimiz sormuyoruz.

Liseden 2 kişiydi 1' e indi. O biriyle de her fırsatta görüşür buluşur ya da konuşuruz bir şekilde.

Üniversiteden 5-6 kişilik bir arkadaş grubuyuz. Hepimiz dağıldık başka şehirlere ama her fırsatta görüşüruz birbirimizin şehrine gidince. Zaten bunlardan ikisi en yakın iki arkadaşım sayılır. Şu an bile wptan bir şeyler yazıyorlar.

Valla arkadaşlık da emek istiyor diğer birçok şey gibi. Karşıma farklı zamanlarda farklı yerlerde çok sağlam insanlar çıktı. Onlar da beni hayatlarında tutmaya gayret etti ben de onları. Ben arkadaşlık ilişkilerinin kişinin karakteri ile ilgili önemli veriler sunduğunu düşünüyorum.

Edit: 26 yaşındayım.
0
Amaranta ursula
(11.12.20)
orta okuldan 4
liseden 7
üniden 35 kadar
0
ankarakecisi
(11.12.20)
Liseden bir arkadaşım var ama gerçekten yılda bir konuşuruz. Başka ülkede yaşıyor, buraya geldiğinde görüşürüz, hiç zaman geçmemiş gibi muhabbet ederiz. Sonra evine döner hiç konuşmayız. Üniversiteden de arkadaşlarım var birkaç tane ama çok yakın değiliz. Bir derdim olsa onlara gitmem, onlar da bana gelmezler. Tanıdıklık ile arkadaşlık arasında bir durum gibi biraz.

Ben de bazen istiyorum keşke çocukluktan beri gelen, beni kendimden daha iyi tanıyan gerçek bir dostum olsaydı diye. Ama ben de sizin gibi üşengeçlikten kaybediyorum hep. @Amaranta ursula'nın dediği gibi emek istiyor bu işler. Bir de öyle bir insan çıkmadı karşıma hiç.

Hepsine sıfır diye arkadaşlara ek soru: Şimdiki arkadaşlarınızla nasıl tanıştınız?
0
peki madem
(11.12.20)
26 yaşındayım, hala üniversite üçüncü sınıftayım.

liseden bir arkadaşımla lise sonrasında da görüşmeye devam etmiştik, tıpkı senin gibi birlikte yurtdışına falan bile çıkıp konsere gitmiştik vs... belki iki yıl olmuştur, "slm kanka nabıyon" dışında muhabbetimiz yok. o bile en son altı ay önce olmuştur belki. çünkü farklı ülkelerde yaşıyoruz artık, bağ tamamen koptu maalesef. yazsam ne yazacağımı bilmiyorum, öyle bir durum.

üniversiteden çok yakın bir arkadaşım var. aynı bölümdeydik, o sonradan bırakıp gitti ama mesafelere rağmen yazışır ve görüşürüz.

ama sürekli görüştüğüm, bana bir şey olsa 1-2 gün içinde şüphelenecek tek insan sevgilim ve ailem sanırım. öyle beni bir süre ortalıkta görmese "ne oldu acaba?" diyecek bir tane bile arkadaşım yok, iletişimimiz kısıtlı olduğu için bir ay haber alamasa kimse merak etmez.
0
der meister
(11.12.20)
ilkokul ve ortaokul sıfır. liseden 5-6, üniversiteden 4. 24 yaşındayım.
0
candide
(11.12.20)
Ø
0
zagrebingözleri
(11.12.20)
filteria
(11.12.20)
Yaşım 38 olmak üzere. Eğer akşam akşam unuttuğum yoksa (ki sanmıyorum):

İlkokul:
• 0

Ortaokul:
• 1 tane en yakın arkadaş.
• 2 tane çok yakın arkadaş.
• 10 kadar yıllar Facebook sayesinde tekrar irtibat kurup yakınlaştığımız, sık buluşup goygoy yaptığımız ama şehir değiştirdiğim için ancak memlekete döndüğümde görüşebildiğim, Whatsapp'ta çok aktif kullanılan bir grubumuzun olduğu arkadaş grubu.

Lise:
• 1 - Ama ortaokul ve liseyi aynı yerde okuduğum için aslında üst maddeyle birleşik. Lisede okula gelip yeni tanıştıklarımdan bahsediyorum. Çok yakın değiliz. Aslında lisede 7/24 sürekli eküri gezip aramızdan birinin karşı cins olması nedeniyle adımızın çıkacağı kadar yakın olduğumuz 4'lü bi grubumuz vardı ama maalesef zaman içerisinde uzaklaştık.

Üniversite:
• 3 - Hepimiz farklı şehirlerdeyiz ama aynı şehirde olunca görüşüyoruz.
0
kalifiye balta sapi
(11.12.20)
s ı f ı r
0
debian
(12.12.20)
Lise öncesi sıfır. Lisede 10 kişilik bir arkadaş grubuyduk hala görüşüyoruz. Okuduğum lisede hala herkes arkadaş ama en kalabalıklardan biri biziz sanırım.

Üniversiteden 5.
0
jazzabel
(12.12.20)
Aktif görüştüklerim: İlkokul-1, Lise-3, Üniversite-1 sadece yakın arkadaşlarım tabi. Orda burda görüp selamlaştığım ya da arada bi storysine falan cevap atıp lafladıklarım değil
0
eatpraylaw
(12.12.20)
35 K. İlkokul sıra arkadaşımla hala görüşüyoruz.ikiniz de evlendik yakın oturuyoruz sık sık ailece görüşürüz.
Ortaokuldaki kankalarım birbirleriyle evlendiler hala görüşüyoruz benim için süper oldu bi kerede ikisini birden görüyorum.

Aslında tüm ilkokul ve ortaokul arkadaşlarımı sık sık görüyorum. Herkes hala aynı semtte oturuyor.
Liseden herhangi birini yolda görsem tanımam.
0
suicides underground
(12.12.20)
38 e
-orta-lise = sıfır
üniden 3 beş kişi var. onlarında bazıları çıkar ilişkisi işte, bana işleri düştüğü için arar sorar o da olmasa beni aramazlar biliyorum. çocukluktan beri ayrılmadığım bir çok arkadaşım var belki de onlara sebep okuldakiler falan öyle zaman geçirmelik yani.
0
seyduna6687
(12.12.20)
32 E. Lise arkadaş grubumdan aynı şehirde olduğumuz 3 kişiyle düzenli görüşüyorum. Diğerleri istanbul göçtüğü için koptuk biraz. Üniversiteden 2 kişiyle irtibat halindeyim. Biri çok yakın arkadaşım zaten.
0
the coon
(12.12.20)
AA anket ne güzel
Mahalleden 2
İlk okul 0
Orta okul 0
Lise 4
Üniversite 0
0
allah yazdiysa bozsun
(12.12.20)
Ilkokul: 6-7 kadar (pek sik gorusmeyiz ama arkadasiz)
Orta: ilkokulla ayni ekip
Lise: yok
Unv: 4-5 ama benim daha cok universite disi, sosyal cevremdendi arkadaslarim
0
mor oje
(12.12.20)
ilkokul 0
ortaokul 2
lise 3
üniversite 2-3

Önceden bu sayı çok daha fazlaydı. Evlenenler bir şekilde buharlaşıyor galiba. Bir çoğu ile hiç görüşmemeye başlıyoruz. Bir kısmında ise ikinci katip seviyesine çekiliyor muhabbetler. Ortaokul yıllarından kalan arkadaşlarım da evli ancak onlarla aile üyesi gibiyiz şimdilik eşleri aforoz etmediler beni.
0
istege bagli sigortasiz
(12.12.20)
İlkokuldan 1, ortaokuldan 1, liseden 0, üniversiteden 4 (o da zamanla 1-2'ye düşer) hepsi yakın derecede. Zaten yakın olmadıklarımla da laf olsun diye görüşmeyi sevmediğimden kopuyorum direkt.
Yaş 28
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(12.12.20)
28 yaşındayım.
İlkokul 1 (Aynı zamanda ortaokul arkadaşım) Ayda 1 görüşürüz.
Lise 5 Yılda 2 görüşürüz.
Üniversite 2 3 yılda bir görüşür, ayda bir telefonlaşırız.

Bu sayı aslında daha fazlaydı ama son 4 yılda evlenenler ortadan kayboldu veya iş güç derken uzak mesafelere gittiler.
0
Anthony McCarten
(12.12.20)
ilkokul ortaokul kesinlikle sifir. hayatimin en kotu donemiydi ve butun sinif arkadaslarima nalet etmisimdir.
liseden 2 kisi ile iletisim halindeyim. gerci 1 diyelim daha dogru olur.
universiteden 8-10 falan.
0
hot potato
(12.12.20)
Ilkokul-ortaokul-lise: 0
Universite: 2
Yuksek lisans: 2

32/K
0
instant crush
(12.12.20)
32 Erkek kişisi olarak

İlkokul 2 kişi. Birinin ikizi var. Onu saymadım. Öyle çok sık görüşmüyoruz ama arada yazışıyoruz.

Liseden 1 kişi. Arkadaş evlendi. Geçen haftalarda da baba oldu. Bununla görüşüyordum sıksık. Evlenince ve pandemi nedeniyle yalan oldu.

Üniversiteden var bi 5 - 6 kişi. Çoğu evlendi. Bekar 2 kişi kaldık. arada yazıştığımız oluyor. Biriyle de senede 2 defa konuşuyoruz. Bu kadar.

Ulan tek değilmişim. Bi kendim sanıyordum arkadaşsız takılan.
0
put it in your appropriate place
(12.12.20)
ilkokul, ortaokuldan kalmadı. öncesinden kalan çocukluk arkadaşlarım var. liseden arada bir konuştuklarım var.

üniversiteden 4-5 tane var.

25/K
0
muslugubozukhayrat
(14.12.20)
0-0-0-2

üniversiteden iki kişi var, onlardan biri evli. çok nadir görüşüyoruz, karısından izin alamıyor :D

öbürü de başka şehirde (ankara).
hiç görüşmüyorum.. o yazıyor.
0
tabudeviren
(18.12.20)
(8)

Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız önümüzdeki sene ve seneler

put it in your appropriate place
Yeni yıla girmek üzereken Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız ne durumda? Senelik olur, uzun vadede olur.Sabah 8 akşam 5 masa başı kurumsal firmada çalışıyorum, sene sonunda 7 yıl bitmiş olacak.Yaş düz hesap 32. Şahsen 40 yaşıma geldiğimde `düz klişe bir beyaz yakalı tipi` olmak istemiyorum. A
Yeni yıla girmek üzereken Hayalleriniz, Hedefleriniz ve Arzularınız ne durumda? Senelik olur, uzun vadede olur.

Sabah 8 akşam 5 masa başı kurumsal firmada çalışıyorum, sene sonunda 7 yıl bitmiş olacak.

Yaş düz hesap 32. Şahsen 40 yaşıma geldiğimde düz klişe bir beyaz yakalı tipi olmak istemiyorum. Aylar sonra bugün ofise gittim, bir dertlendim yav.

Geriye dönüp baktığımda iyi bu hayatı yaşadım diyebileceğim bir hayat istiyorum kısaca. Bir şeyler yapmaya da çalışıyorum.


Kitap okuyan biriyim. Sene 2017 filan. Yaş 28 o zaman. Dedim 35 olduğumda, sahip olduğum tek şeyin kitaplar olmasını istemiyorum. Nitekim de olmadı. Birkaç sene içerisinde elimden geldiğince yaptım bir şeyler. İşte yurtdışı gezmesi olsun, İngilizce olsun, sinmeası tiyatrosu.


Bu sene yalan oldu. Gene bir şeyler yaptım ama ne bileyim, geçen seneyi özlüyorum.

Seneye neler yapabilirim bilmiyorum. Spora gitmek en büyük niyetim. Konuşma bozukluğum var. R, L ve Y harflerine dilim dönmüyor. Pandemi azalırsa bu ikisine odaklanabilirim.

Sizin neler?
0
put it in your appropriate place
(09.12.20)
ana işinden sonra ikinci bir iş öğren. eski sscb eğitim sistemi. ve bu ülkeden nasıl gidebiliyorsan git. 55 yaşındaki yazar tavsiyesi
0
ankarakecisi
(09.12.20)
beyaz yakayım ama kot pantolon tshirt ile işe giden versiyondan, iş beni sıkmamakla beraber 45 yaşımdan sonra dayanabileceğimi sanmıyorum. onun için 45-50 yaş arası için premium tesisat işi yapan şirket kurma hayalim var. sözleşme ile çalışacağız en temiz ve en hızlı işi yapacağız :) şu an da evde elektrik hariç tesisat anlamında kendi başıma yapamadığım hiç bir şey yok, bilgiyi genişletmek için senelerce antreman yapacağım.

kısa dönem hedef ise pandamı sonrası avrupada aynı sene 4-5 büyük rock festivaline katılmak.
0
ludwig boltzmann
(09.12.20)
35'e gelmeden borsadan, çalışmama gerek kalmayacak şekilde gelir sağlamak ve bir veterinerde çalışmaya devam etmek.
0
Amory Lorch
(09.12.20)
ben de beyaz yakayım, teknik bir iş yapıyorum. bizim sektörde (it) acayip büyük bir potansiyel ve para var, bu alanda ilerlemeye çalışıyorum. onun dışında hobi olarak video çekmeyi öğrendim bu sene, bir sürü kitap okudum, spor yapıyorum bisiklet sürüyorum, gezmeyi seviyorum, yazmayı seviyorum. covid öncesi dönemde bol bol gezdim, bir sürü anı biriktirdim, video foto bir sürü şey var. yani genel olarak böyle gitse okeyim yav.

benim tek derdim sevdiklerimin yaşlanması ve onları kaybetmek, onlara güzel bi hayat yaşatmak, onun dışında pek bi şey kafama takılmıyor hayatımla ilgili.
0
roket adam
(09.12.20)
0 hedef, 0 arzu, 0 hayal olarak 2020'yi uğurlayacam.

Bu sene pandemiden bağımsız olarak üstümden geçti.

Bir ton hobim var, uğraş istesem bulur yaparım. Ama keyif almıyorum. Motivasyon diye bir şey kalmadı. Bayağı depresyondayım. Alışverişe falan sarmamdan belli. Sürekli bir şey almak istiyorum ama malum her halt zamlandı.

En son gittim Grogu oyuncağı aldım. Canım sıkıldıkça kafasına vuruyorum, force çekiyor. :p

Yaş 32, iki aya 33 oluyorum. Hayatı kaçırmışsım gibi.

Bu ara popüler olan söylem halimi özetliyor ya. İncinmişim. :D
0
faith no more
(09.12.20)
26 yaşındayım. bir şey kalmadı açıkçası. hep hayal kurdum, hep bir şeyler istedim, en depresif zamanımda bile bir şekilde ümidim vardı. yıllar içinde sürekli başa sardığımı görüyorum. yeni yıldan hiçbir beklentim yok. eğer ölmeyeceksem sanırım sağlıklı olmayı dileyebilirim, çünkü sağlıksız olmak gerçekten zor ve üzücü olmalı. sağlıklı olmak bile yeterince lüks zaten benim için, fazlasını beklemiyorum. beklemek de değil mesele zaten, olmayacağını biliyorum. annem ve kardeşim üzülmeyecek olsa ölmeyi isterdim belki. sıkıldım. bir yere varamıyorum. o yüzden bir şey beklemiyorum artık.
0
der meister
(10.12.20)
Düşününce kabaca iki isteğim var. Birincisi ABD'de sevdiğim bir işi yaparak yaşamak. İkincisi de kendi işimi kurabilmek. Artık 40 yaşında mı olur, hiç olmaz mı, orasını bilmiyorum. Sevdiğim şeyleri hedef hâline getirerek onları değersizleştirmem. Film izlemeyi seviyorum ama bir tane bile izlenecek filmler listesi yapmadım bugüne kadar. Bazı şeyler sırf hayat güzel olsun diye yapılmaz bence.
0
dissendium
(10.12.20)
2020 koronadan bağımsız olarak üstümden geçti +1
Yine de çok şükür sağlıklıyım ve işim var.

Hedef: minnoşumla daha da çok gezmek, biraz daha uzak yerlere gidebilmek. Kışlık ekipman edinip kışın da kamp yapmak. Yabanilik yapmamak ve insan içine karışmak için kendimi zorlamak.

Arzu: kafama göre biriyle tanışsam, hatta ilk görüşte aşık olsak fln, güzel olurdu.

Hayal: lotoyu tutturup istifa etmek :/
0
pati
(10.12.20)
(26)

En sevdiğiniz mevsim hangisi?

dissendium
En sevdiğiniz mevsim hangisi ve neden?Ben kasım ve aralık aylarında yazı özlemeye başlıyorum. Yazın çok sıcak havalarda yaz bitse de kurtulsak dediğim oluyor ama yine de en sevdiğim mevsim yaz.
En sevdiğiniz mevsim hangisi ve neden?

Ben kasım ve aralık aylarında yazı özlemeye başlıyorum. Yazın çok sıcak havalarda yaz bitse de kurtulsak dediğim oluyor ama yine de en sevdiğim mevsim yaz.
0
dissendium
(09.12.20)
Gençken kışcıydım yaşlandıkça yazcılığa kaydım.
0
angelus
(09.12.20)
ilkbahar.

ama o beni pek sevmez.

not. bahar alerjisi
0
AlsterWasser
(09.12.20)
kış.
sonbahar da iyi sayılır.
yağmurlu havalar dışında güneşli ve soğuk havayı da çok severim.
0
blatta hiberna
(09.12.20)
25-30 derece arası güneşli nemsiz hava severim. haziranda yağmur yağıyor temmuz çok sıcak oluyor o yüzden mevsim adı veremiyorum
0
owaki
(09.12.20)
etik sebeplerle yaz (bir sürü insan aç, kışın şartlar zor, yolda işte güçte bir sürü insan var), bitki böcek seven insan olarak bahar ama içten içe sonbahar kış. son bir kaç yıl doğru dürüst kış göremedikçe özlemim arttı galiba. pc'de kardan kıştan kırılan karakterleri oynuyorum, novy urengoy'da yaşayan bir arkadaşım var arada havayı soruyorum resim istiyorum. bir de geceleri severim, çıplak gözle yıldız gözlemi yaparım, kış gökyüzündeki takımyıldızlar daha ilginç geliyor bana.
0
engelbert humperdinck
(09.12.20)
ilkbahar. kendime geliyorum. güzel anılarımın çoğu ilkbahar aylarından.
0
black holes in the sky
(09.12.20)
yaz çünkü hava güneşli, aydınlık ve sıcacık. günler uzun, hava geç kararıyor. akşamları sıcak havada elini koluna sallaya sallaya istediğinizi yapmak, dondurma yemek falan çok güzel ve rahatlatıcı. yaz insana yaşam enerjisi veriyor.
0
rose parks
(09.12.20)
Aslında yaz dışındaki üç mevsimi de ayrı ayrı seviyorum. Her sonbahara ve kışa girişte pinterest kurcalayıp bu iki mevsime hayran kalma huyum var senelerdir. Ama tabii kış hiçbir zaman pinterest’teki gibi geçmiyor ve kışın sürekli aklım sokakta yaşayan hayvanlarda oluyor. Son birkaç senedir doğanın da en güzel renklere büründüğü sonbahar bir adım önde diyebilirim bu yüzden.
0
ms brownstone
(09.12.20)
Ben direkt Mayıs ayını seviyorum. Ne soğuk ne de çok sıcak.
0
himmet dayi
(09.12.20)
yaz. cunku fakirim.
0
misterturist
(09.12.20)
sonbahar. benim için hep yeni başlangıçların habercisidir.
0
theseachange
(09.12.20)
en sevdiğim mevsim açık ara kış.
en sevmediğim mevsim yaz.
ilkbahar ve sonbahar aynı seviyede.
sıcak havalarda dışarı çıkmak bile istemiyorum.
ekim-kasım-ocak-şubat-nisan-mayıs en sevdiğim aylar.
0
seyduna6687
(09.12.20)
soguk ve karli geciyorsa kis.
0
der meister
(09.12.20)
ilkbahar mayıs <3
0
hazen
(09.12.20)
Yaz <3 <3 <3
0
pati
(09.12.20)
Daha önce benim açtığım ankette kış kazanmıştı. Ben sonbaharcıyım.

www.eksiduyuru.com
0
rahip janick
(09.12.20)
artık olmasalar da ilk ve son baharlar
0
naksidil
(09.12.20)
ilkbahar
0
battal gemalmaz
(09.12.20)
Sonbahar
0
Hallegadola
(09.12.20)
Yaz hariç tüm mevsimleri seviyorum.
0
fotrsapka
(09.12.20)
ilkbahar ve mayıs ayı.

önceden müzik festivalleri ve akşamları caddebostan sahili oturmaları başlardı mayıs ayı sonlarında. özledim valla :(
0
violetsky
(09.12.20)
kış, kış bir deeeeeeeeeeeeee aa evet yine kış ^^
0
the guy from batman
(09.12.20)
Yaz. Parlak mavi bir gökyüzü ve tek tük bembeyaz bulutlar ya da sıcak bir yaz akşamı kadar güzel hiçbir şey yoktur benim için.

Kapalı, yağışlı, ıslak ve gri havalardan nefret ederim.
0
catch the arrow
(09.12.20)
yaz

tabiiki!
0
jimjim
(09.12.20)
kesinlikle ilkbahar
0
daisyy
(14.12.20)
yaz baba. resmen yasama sevinci veriyor.
0
baldur2
(14.12.20)
(10)

Anksiyete nedir?

valarmurgulis
Nedir bu herkesin ortak sorunu, somut olarak örnek vererek anlatabilir misiniz? Kelime anlamını biliyorum ama kafamda tam oturmuyor.
Nedir bu herkesin ortak sorunu, somut olarak örnek vererek anlatabilir misiniz? Kelime anlamını biliyorum ama kafamda tam oturmuyor.
0
valarmurgulis
(07.12.20)
doğmamış bebeğe don biçmek (olumsuz yönde)
0
nahtoderfahrung
(07.12.20)
İnsanın ilkel hayatta kalma içgüdüsü, sürekli kötü bir şey olacak kaygısı ve her an tetikte olmanın getirdiği gerginlik.

insanoğlu yıllardır bu temel içgüdüyü bu zamana kadar taşıyor ve hayatı tehdit eden unsurlar(yırtıcı saldırısı, mevsim şartları vb..) ortadan kalkmış olmasına rağmen yerine gereksiz şeyleri koyarak bu içgüdüyü devam ettiriyor.
0
montakristokondu
(07.12.20)
anksiyete bir hastalıktır. çok kötü bir hastalık hem de. insanın hayat kalitesini sıfıra düşürür. şimdi insanların bahsettiği anksiyete bu anlattığım değildir. ufak tefek moral bozukluğudur. anksiyete şiddetine göre ilaç tedavisi ve psikoterapi gerektirir.
0
iddaaci
(07.12.20)
öf. berbat bir şey. kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor. ben ağır bir anksiyete hastasıyım. günlük ihtiyaçlarım için gittiğim süpermarkette bile korkuyorum. birisi ters bir şey söylerse, kasiyer beklemediğim bir laf ederse, ya paramı evde unuttuysam... böyle abuk sabuk onlarca korku söz konusu. hiçbir zaman kafam rahat değil. hep bir şeylerden korkuyorum. bazen korktuğum başıma geliyor ve korktuğum şeylerin aslında o kadar da korkunç olmadığını fark ediyorum. böyle olunca daha çok sinirleniyorum.

mesela ben "çıkıp yürüyüş yapayım" diye düşündüğümde aklımda direkt olarak "umarım bıçaklamazlar" düşüncesi beliriyor. "bıçaklasalar hastaneye yetişebilir miyim?" diye düşünüyorum. "ölürsem annem çok üzülür mü? kardeşim ne yapar?" falan gibi düşünceler geliyor aklıma.

şaka yapmıyorum maalesef. bir nevi AŞIRI farkındalık hali diyebiliriz. kafada kötü senaryolar dönüp duruyor. şöyle arkana yaslanıp kahve içecek olsan, "acaba çin amariga'ya savaş ilan etti mi??? ya şu an nükleer bombalar dünyanın bir ucundan diğer ucuna uçuyorsa??" diye düşünüyorsun.

benim tedavi olacak param yok açıkçası, yavaş yavaş kafayı yiyorum böyle. acayip saçma ve lüzumsuz düşünceler olduğunu biliyorsun ama kafa kendi kendine çalışıyor işte, durduramıyorsun. kafasına eseni yapıyor.

sonuç itibariyle çok ürkek, her türlü deneyimden kaçınan, sıradan bir insan için "sıradan" olan eylemler için ekstra efor sarf etmek zorunda olan birine dönüşüyorsun.

inanılmaz boktan bir şey. bazı insanlar öyle topluluk önünde konuşurken heyecanlanmayı anksiyete zannediyor... anksiyete öyle bir şey değil. aslında belli düzeyde anksiyete zaten insana gerekiyor. hepimiz bazı şeylerden korkuyoruz, bazı şeylere karşı temkinliyiz. anksiyete bu "korkaklık" halinin seni tümüyle ele geçirmesi, her şeyden korkar hale gelmek.

ben bazen patronumun yaptığım işi hiç beğenmediği için çok sinirlendiğini düşünüyorum mesela. telefon sessizde. "aramış mı?" diye bakıyorum. aramamışsa bile kendi kendine çok sinirlendiğini, benim de hassas olduğumu bildiği için kalbimi kırmamak adına ses etmediğini düşünüyorum misal. halbuki adam "bak şunu yanlış yapmışsın" derken bile beni öven, her zaman iyi davranan, benimle çalışmayı kendisi istemiş bir insan.

anksiyete korkunç ve bombok bi şey. tüm dünyanın yükünü omuzluyorsun, yatıp uyumak da dahil hiçbir eylemi KAFAN RAHAT gerçekleştiremiyorsun.
0
der meister
(07.12.20)
çok kahve tüketimi tetikliyormuş diye okumuştum.
0
walter white kilikli
(08.12.20)
Anormal bir şekilde kaygılı hissetmek.
Bende belirsizliğe katlanamama gibi durumlar da olmuştu.
Mesela bir süre evde yalnız kalmam gerekiyordu.10 gün boyunca eve hırsız girer diye doğru düzgün uyuyamamıştım.
Uykusuzluktan ölsem de gece uyanıp sabaha kadar ayakta duruyordum.En ufak bir ses duyunca bir daha uyuyamıyordum.

İnsanın hayatını cehenneme çeviren bir hastalık yani, tedaviden sonra demiştim ki “dünyadaki cehennemde yaşıyormuşum.”
0
Fiyu
(08.12.20)
Diger insanlarin normal karsiladigi durumlarda (senin de gecmiste 100% normal karsiladigin durumlarda) biri kafana silah dayamis ve seni oldurmek uzereymis gibi bir vucut / zihin tepkisi verdigini dusun. Bunun sacma oldugunu rasyonel olmadigini tum benliginle bildigin halde bu tepkini durduramadigini dusun. Hatta durdurmaya calistikca kotulestigini dusun. Senin kontrolun disinda, ve seni kontrol eden, beyninin primal taraflarinin kontrolden cikmasi sonucu ortaya cikan bir korku. gereksiz oldugunu bildigin, ama bilginin isine yaramadigi bir teror.

Bunun sonucu zamanla o acilari hissetmemek icin o durumlardan kacmak, normal hayatta fonksiyonunu yitirmek, belki isini - iliskilerini kaybetmek, bazen artik evden cikamayacak duruma gelmek. Kontrol altina alinmazsa.
0
robokot
(08.12.20)
Düzeyleri de var sanıyorum, ben yukarıda arkadaşların bahsettikleri şiddette değil ama daha hafifini yaşıyorum birkaç senedir. Kadınlarda hormonal döngüyle birlikte de zaman zaman şiddetlenip hafifleyebiliyor, benimki öyle.

Yanlış teşhis koyulan (alerjik astım dediler alakası yok) bir nefes darlığım vardı mesela. Meğer kaygıdan dolayı ağızdan nefes alıp verdikçe nefes açlığı oluşuyormuş, tam nefes alamıyormuş gibi hissedip ağızdan daha derin nefes almaya çalışıyordum (esnemeyle mesela), bu da kısır döngüye sokuyormuş iyice. Nefes egzersizleri, yoga, meditasyonla çözdüm.

Sonra mesela uçağa binmekten hiç korkmazdım, korkar oldum. O da uçma anksiyetesiymiş, bağlantılı diğer kaygılı halimle. Uçağa binince özellikle kalkana kadar kalbim atıyor, karnım ağrıyor, ellerim terliyor. Havalandıktan sonra uçak sakin uçmaya başlayınca geçiyor :) Gereksiz bir korku olduğunu bilsem de engelleyemiyorum, alkol yardımcı olabiliyor.

Bazen de mesela sevdiklerime bir şey oldu / olacak kaygısı yaşıyorum, alakasız durumlarda. Atıyorum eşim markete gittiğinde bile gelebiliyor bu korku, halbuki ne alakası var? Bunun gibi şeyler.
0
gmzo
(08.12.20)
Sürekli olumsuz düşüncelere sahip olma. Herşey yolunda gittiğinde bile başına felaket gelecek hissi. İşler yolunda gitmediğinde depresyonla beraber görülüyor bende.
0
ashleybon
(08.12.20)
Babamlarin haylaz ve garip bir kedisi var, 8-9 aylık falan. Kedinin garipliği bir şekilde garip olmadik bir yere saklanıp bulunamaması ve uzun süre oradan cikmamasinda, yani 1 gün boyunca bulunamayabiliyor.

Geçenlerde de bunu yapmış, işte konusuyoruz telefonda, dedim ki ya o girmiştir saklanmıştır bir yere cikar. Ama çıkmamış bir yerden. Ama 24 saat bile geçmemesine rağmen (ki diyorum ya kedinin huyu da bu) 70 türlü senaryo yazmışlar, ölmüş camdan atlamış araba çarpmış, zehirlenmiş, bir şeyden elektrik çarpmış kablo kemirirken ama evin içinde bulamıyoruz, dışarı atladı ama evi bulamıyor... ama o kadar yazmışlar ki annemle beraber dinlerken "e öldü herhalde yapcak bir şey yok" moduna geçtim.

işte anksiyete budur, olmayanı olmayacağı olmuş; ölmeyeni ölmeyecegi ölmüş yapar.

ha sonra kediye noldu, buzdolabının arkasında herhalde sıcak hoşuna gitmiş uyumuş, sabah da uyandırmış bizimkileri.
0
encokbenisevinnolur
(10.12.20)
(9)

Maden suyunun zararı var mı?

dissendium
Üç, dört günde bir meyveli maden suyu içiyorum. Bu şekilde tüketince mideye bir zararı olur mu? Teşekkür ederim.
Üç, dört günde bir meyveli maden suyu içiyorum. Bu şekilde tüketince mideye bir zararı olur mu? Teşekkür ederim.
0
dissendium
(04.12.20)
Ben bir kere sadesi icin sormustum Dr a , günde 3 tane içiyorum diye. Birşey olmaz olursa da böbrek taşı olur demişti.
0
primetime
(04.12.20)
meyveli maden suyu diye bir şey var mı yav, ben onları meyveli soda diye biliyorum? eğer bu bildiğimiz her markette satılan limonlu soda, elmalı soda tarzı içeceklerden bahsediyorsan onların koladan, fantadan pek farkı yok. asitli şeker deposu. baktığın zaman aslında meyve suyu bile zararlı vücuda, fayda için içilecek ya da sağlıklı olduğu düşünülecek bir şey değil.

meyvelilerin şişesi küçük oluyor genelde, genç adamsın 3-4 günde 200ml içtin diye çok bi şey olmaz herhalde ama sonuç itibariyle vücuda zararlı bi şey olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. maden suyu alıp içine kendin limon sıkabilirsin, o da gayet güzel oluyor.
0
der meister
(04.12.20)
asit vucudun ph degerini dusurüyor diye biliyorum. Hastalik anlaminda asiri zarari olmaz ama performans ve iyi hissetme anlaminda zarari olabilir.
0
VIPCH
(04.12.20)
ben doktoruma günde 1 litre kola içiyorum dedim. onu içeceğine günde 2-3 tane soda iç dedi
0
co2s2
(04.12.20)
İçtiğin zararlı fakat maden suyu böbrek prıblemin yoksa faydalı diye biliyorum
0
high hopes of the sozluk
(04.12.20)
Bobrek tasina yol acabilir
0
all girls dream
(04.12.20)
maden suyu diye ictigin sey aslinda gazoz.
0
alperz
(04.12.20)
Annemin eniştesi mide kanseri oldu geçen yıl, bir yılda öldü. Sürekli ama sürekli maden suyu içerdi, mide artık asitten delinmiş. Doktorları hep öyle demiş.
0
Hallegadola
(04.12.20)
O maden suyu değil yapış yapış şekerli bi şey
0
owaki
(04.12.20)
(16)

Bilmediğiniz dillerde sevdiğiniz şarkılar

peki madem
Hiç anlamadığınız dillerde sevdiğiniz, tekrar tekrar dinlediğiniz şarkılar var mı?İşbu soru bir damla Almancam olmamasına rağmen haftalardır sürekli AnnenMayKantereit dinlemem nedeniyle sorulmaktadır.Büdüt: Asıl sormak istediğim soruyu sormamışım. Şarkıları paylaşabilir misiniz?
Hiç anlamadığınız dillerde sevdiğiniz, tekrar tekrar dinlediğiniz şarkılar var mı?

İşbu soru bir damla Almancam olmamasına rağmen haftalardır sürekli AnnenMayKantereit dinlemem nedeniyle sorulmaktadır.

Büdüt: Asıl sormak istediğim soruyu sormamışım. Şarkıları paylaşabilir misiniz?
0
peki madem
(27.11.20)
Ohoo. Bulgarca, Rumence, Sırpça, Gürcüce... çok var. Hatta Türkçeden bile çoktur.

Birer tane yazayım.

Rumence

www.youtube.com

www.youtube.com

Bulgarca

www.youtube.com

Sırpça

www.youtube.com

Gürcüce

www.youtube.com
0
dissendium
(27.11.20)
yok ya, sözlere odaklanıp mutlaka sözleri anlamaya, hiç olmazsa kelime yakalamaya çalışıyorum.

edit: bilmediğim dil veya bilinmeyen bir parça olmasa da bu ara buna sardım: www.youtube.com
bir de şu yıllardır en sevdiklerimden: www.youtube.com
0
pati
(27.11.20)
almanca bir şarkı vardı adını hatırlamıyorum. aşırı slow ve damardı. erkek söylüyordu. "ich liebe dich and genzifo" vardı nakaratında, tüm nakarat aklımda ama yazarsam saçmalamış olurum. hatırlayan varsa yaziversin süper olur valla.
0
diffarentiationation
(27.11.20)
freebird5406_2
(27.11.20)
@freebird5406_2 Múm linki bırakarak can evimden vurdun beni!
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Fince ve Almanca leziz şarkılar var ayrıca neden dili bilmem gereksin ki, mırıldanmak/eşlik etmekse sorun yok ezberlerim kolayca
0
owaki
(27.11.20)
@owaki Amacım sevdiğiniz şarkıları öğrenmekti aslında.
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Annenmaykantereit denince böğrüme ağrı giriyor. Temmuz'da koronain bok ettiği konseri aklıma geliyor. Şimdi dışarı çıkmayacak olsaydım daha uzun bı liste yapardım ama aklıma gelenler şöyle:

İzlandaca
Ólöf arnalds- eg umvef hjarta mitt
youtu.be

Portekizce
Dead Combo- ouvi o texto muito ao longe
youtu.be

Fransızca
Sam Karpienia- leş voyageurs
youtu.be

Senegalce(?? Bunun dilini anlayamadım)
Ablaye cissoko& Volker goetze- sıra
youtu.be

Arapça
El Far3i- tghayarti
youtu.be

Zazaca
Esrare deyir- gulam
youtu.be

Yunanca
Mana mou i agapi mu
youtu.be

İbranice
Hadag nash- sun
youtu.be
0
Amaranta ursula
(27.11.20)
Fransızca öğrenirken karşıma gelen bir şarkı az çok bişeyler anlamaya başlmaıştım sayesinde. www.youtube.com
çok eğlenceli geldi
Ayrıca,
www.youtube.com
www.youtube.com
0
spacevan
(27.11.20)
portekiz:
youtu.be
0
cooperr
(27.11.20)
dili hiç bilmiyor değilim, temel seviye sayılırsa eğer,

pljuni i zapjevaj moja jugoslavijo: www.youtube.com

dirlija: www.youtube.com

ilkine bayılıyorum. gizli gizli ağlayıp yugoslavya'yı özlüyorum.

dirlija aşırı şirin bir şarkı, dilime dolandı, bırakamıyorum. bu arada türklerin zaten bu şarkılardan bissürü kelime çıkarması mümkün dili hiç bilmeden... hep bizden şeetmişler çünkü hehe.
0
der meister
(27.11.20)
Cevaplar için çok teşekürler yavaş yavaş hepsini dinliyorum. Ben de size Akadca bir şarkı bırakayım: www.youtube.com
0
🌸peki madem
(27.11.20)
Oi Va Voi - D'Ror Yikra çok seviyorum.
www.youtube.com
0
kendi helvasını kavuran zombi
(27.11.20)
Folon Salif Keita
youtu.be
0
ankarakecisi
(27.11.20)
www.youtube.com

ibranice dinliyorum!!!
sürekli, arabada, evde..
0
janderzel zartanyan
(27.11.20)
alfred
(28.11.20)
(17)

lisede nasıl bir insan olduğunuzu hatırlıyor musunuz?

Jux
soru oldukça absürt, farkındayım. ama çok enteresan ki lisedeki jux nasıl biriydi diye düşündüğümde kafamda net bir şey belirmiyor. lise derken, en az 10 seneden fazla bir süreden bahsediyorum.bahsettiğim şey insanların beni nasıl gördüğü, yani dışarıya karşı nasıl bir izlenim verdiğim. şimdiki arka
soru oldukça absürt, farkındayım. ama çok enteresan ki lisedeki jux nasıl biriydi diye düşündüğümde kafamda net bir şey belirmiyor. lise derken, en az 10 seneden fazla bir süreden bahsediyorum.

bahsettiğim şey insanların beni nasıl gördüğü, yani dışarıya karşı nasıl bir izlenim verdiğim. şimdiki arkadaşınıza sizi sorsalar nasıl tanıtır sorusuna cevap verebiliyorum ama o zamankine veremiyorum. elbet bir profil var ama çok genel, sanki o zamanlar düşünce şeklim insanların beni nasıl gördüğüyle alakalı değilmiş ki o zamanlardan aklımda kalan tespitler yok diyorum.

buna özfarkındalık mı diyoruz? sizin özfarkındalığınız yüksek miydi o zamanlar, ergenliğinizde dışarıdan nasıl göründüğünüzü hatırlıyor musunuz?
0
Jux
(23.11.20)
@playing star again, benim de biraz demek istediğim o aslında, kendi duygu düşüncelerimden bağımsız halimi şu an analiz edemiyorum.
ben arkadaş yorumu da hatırlamıyorum işin kötüsü, sanki bunların üzerine hiç konuşmamışız gibi. eminim konuşmuşuzdur, yani bu direkt bir hafızasızlık kaynaklı da olabilir.

soruyu sorma sebebim, acaba ergen olmanın getirdiği bir durum muydu bu özfarkındalık eksikliği, o yüzden sordum. ilkokul zamanlarında nasıl biri olduğumun daha farkındayım mesela.
0
🌸Jux
(23.11.20)
2012'de mezun oldum. başka insanların beni nasıl gördüğünü bilemem tabii ama benim o zamanlar nasıl birisi olduğuma dair net bir fikir var kafamda. yine çekingen, ürkek biriydim ama enerjim ve potansiyelim daha yüksekti. başarılı bir öğrenciydim. küçük ama çok güzel vakit geçirdiğim, çok güzel anılar biriktirdiğim bir arkadaş grubum vardı. kendimi hiçbir zaman "insanlara ilham veren" birisi olarak görmedim, daha ziyade sessiz ve silik bir tipim ama şunu fark ettim mesela: ben buz hokeyini çok severdim. ne alaka yani türkiye'de lise okuyan adamın buz hokeyiyle ne işi olur, di mi? arkadaşlarımla NHL 09'da turnuva yapmıştık, ilçemizde açılan buz pistine kaydolmuştuk, geceleri oturup birlikte NHL izler hale gelmiştik vs... bu açıdan düşününce diyorum ki belki sandığımdan daha olumlu bile olabilir tablo. yani çocuklar benden görüp, duyup buz hokeyini sevmeye başladı. bir arkadaşın hala takip ettiğini biliyorum mesela yıllar sonra.

lisede neredeyse her şey iyiydi benim için. okulda başarılıydım, hemen herkes çok akıllı olduğumu düşünürdü, sağlıklıydım, fiziksel olarak aktif olduğum için at gibi vücudum vardı vs...

bir insan sekiz senede ne kadar batabilirse o kadar battım. sanırım biraz da o yüzden bu kadar net bir fotoğraf oluştu kafamda liseye dair. o zamanlar hayallerimiz vardı, ümitlerimiz vardı. olmayan her şey için "daha çok vakit var" diyebiliyorduk. şimdi ne oldu? iş yok güç yok, iki adım atsak gtümüz çıkıyor, özgüvenin ö'sü yok, bi ingilizceyi kotardık işte başka yetenek-beceri namına hiçbi şey yok. liseden sonra da güzel şeyler yaşamadım değil ama keşke hep lisede kalabilseydim hehe.
0
der meister
(23.11.20)
2012 mezunuyum, maldım. Şimdiki kafam olsa kimseyi siklemez hayvan gibi ders çalışırdım.
0
Hallegadola
(23.11.20)
@jux ilk yanıtına katılıyorum. ortaokulda nası biri olduğumu da başkalarının hakkımda ne düşündüğünü de kesinlikle bildiğimi düşünüyorum ama lise halimi hatırlamıyorum neredeyse özellikle lise1
0
owaki
(23.11.20)
2006'da mezun oldum. Kadayıf olmuşum onu fark ettim. Neyse konuya girelim. Meslek lisesinde okudum. Çoğu şeyi hatırlıyorum. Naif , kibar , içine kapanık falan yazmayı çok isterdim. Ama itin tekiydim. Hiç pişman değilim. Geçen lise hocamla konuştum. Ona tasdik etti hayvan olduğumu.

Lise arkadaşlarımla eşimi konuşturamıyorum. :D İşin kötüsü nedenlerini dün gibi hatırlıyorum.

Bu ara Liseden kalma resimlerinize baktığınızda da hatırlamıyor musunuz ?
0
ycaycayca
(23.11.20)
2000 yılında mezun oldun liseden :)

çok içe kapanık ve çömez bir kopildim. kızlarla konuşmaya bile cesaretim yoktu, hatta kitaplarına notlar sıkıştırırdım cesaretim pek yoktu. gerçi bunda evin en küçüğü olmam etkiliydi, abi baskısı. ev-okul hattında takılırım genelde. anca okulun bitmesine 1-2 ay kala açılmaya başladım o da biraz geç oldu, çünkü herkes okula gelmemeye başlamıştı.

allahtan güzel sanatlara gittimde sonra kendime geldim, yoksa kullandığım oy bile boşa gidecekti.
0
redeath
(23.11.20)
Mezun olalı 30+ sene oldu. Neredeyse dün gibi hatırlıyorum. Bunda lise arkadaşlarıyla ara ara buluşmamızın da etkisi var. Hatırladığım çok daha dışa dönük, sahnelere oynayan bir çocuktum. Zaman geçtikçe törpülendim. Zaman, zalimsin...
0
SiyamkedisiZorro
(23.11.20)
7 yıllık anadolu lisesinden 2002'de mezun oldum. lisedeki halim şimdikine benzer. zehir gibi bir kafa. yaşıtlarımın çok üstünde bir vizyon. yazın bir ayda babamın aylık maaşının üç katı para kazanırdım. inanılmaz bir ticari zekam vardı. gerekirse bu geliri kaptırmamak için çok küçük çapta mafyalık, çetelik işine bile girdim. (normal insana değil, benim işimi zorla elimden almak isteyenlere)
0
stewie
(23.11.20)
insanların nasıl gördüğünden ziyade kendimi nasıl görüyordum diye cevap verirsem,
daha enerjik, neşeli, komik ve vurdumduymazdım.
yaş aldıkça sorumluluklarla beraber tabi hayatın ciddiyeti daha çok çıkmaya başladı bünyede.
0
bigcaptain
(23.11.20)
son derece kapasitesinin farkında bir lise öğrencisiydim, sürekli sorgulayan, haklarının peşinde koşan biriydim. lise arkadaşlarım ne zaman beni görse gram değişmedin sen diyorlar.
0
Phoebe
(23.11.20)
o zamanlar aşırı gevşek ve hiçbir şeyi umursamayan bir yapıdaydım (bunu bir savunma mekanizması gibi kullanıyordum) ve pek farkında değildim ama üzerinden yıllar geçip geriye dönüp baktığında her şeyi daha iyi görebiliyorsun.
hayatın en kazık taraflarından biri de bu olsa gerek.
0
filteria
(23.11.20)
2006'da liseden mezun oldum. Dışarıdan nasıl gözüküyordum bilmiyorum. Kendi düşüncelerimi yazayım.

- Aklı bir karış havada, toz pembe bir hayat yaşayan malım biriydim.
- Asosyal bir hayatım vardı. Yaz tatilleri bilgisayar başında geçiyordu.
- Utangaçtım.
- Erkek kişisi olarak karşı cinsle iletişimim epey zayıftı.

Baya malmışım özellikle lise döneminde. Kendimi iyi kötü bir şekilde kurtarmışım. Özfarkındalık üniversitede hazırlıktayken oluşmuştu. Utangaçlığımdan hocaya soru soramamıştım. O an dedim, bu iş böyle gitmez. Üniversitede pek süper geçmedi tabii ama en azından değişim için bir özfarkındalık oldu.

Üniversiteye 2007 senesinde girdim. Aradan 13 sene geçti, halen değişiyorum. Geriye dönüp baktığımda ne kadar malmışım diyorum hep.
0
put it in your appropriate place
(23.11.20)
8 sene oldu gayet iyi hatırlıyorum nasıl olduğumu. Her şeye ve herkese sebepsiz bir öfke duyuyordum. Tabii bunun nedenini daha yeni yeni anlamaya başladım. Kendimi düzeltmeye de öyle. o zamanlar farkında olsaydım yaptığım bir çok hatayı yapmazdım daha mutlu olurdum diye düşünüyorum ama bu şekilde öğrenmem gerekiyormuş.
0
Sonsuzluk ve Bir Gün
(23.11.20)
peheyy 2013 mezunuyum. sessiz sakin gözükürdüm hocalara ama aslında piçin tekiydim ben de :D hiçbir şeyi ciddiye almazdım o dönemlerde yaa aklım olsa çok daha fazla ders çalışırdım.
0
theseachange
(23.11.20)
Ezik.
0
trixi
(23.11.20)
hatırlıyorum çünkü hiç değişmedim. 2007 lise mezuniyetim.

ama sizin hatırlamıyor olmanız da çok sıkıntı değil bence.
0
disardayim
(23.11.20)
Hatırlıyorum çünkü hiç değişmedim.+1 Gayet aklım başımdaydı, ergen triplerim ya da hezeyanlarım olmadı hiç.
2012 mezuniyetim.
0
Amaranta ursula
(23.11.20)
(4)

Yabancı Futbol Ligi İzlemece

pofudukayi
Sorum şu, tuttugum takim, rakip takim, dunya/avrupa kupasi, sampiyonlar ligi ceyrek final sonrasi falan izlerim. Ama 38 haftali premier ligin herhangi bir macini izlemek beni hic sarmiyor. Bir anket yapayim dedim yabanci lig maclarini izliyor musunuz ?
Sorum şu, tuttugum takim, rakip takim, dunya/avrupa kupasi, sampiyonlar ligi ceyrek final sonrasi falan izlerim. Ama 38 haftali premier ligin herhangi bir macini izlemek beni hic sarmiyor. Bir anket yapayim dedim yabanci lig maclarini izliyor musunuz ?
0
pofudukayi
(22.11.20)
evet, epl'de her hafta en az 3 mac izliyoruz. bundesliga'da da heyecanli olacagini dusundugumuz mac varsa izlemeye calisiyoruz.

stsl'de besiktasin maclarini izlemeye calisiyoruz, bir de derbileri. ama pek cekilmiyor.
0
the end of time
(22.11.20)
izliyorum ama tüm maçları keyif olsun diye izlemiyorum. bazen taktik çalışmak, belli bir teknik direktörün ne yaptığını anlamak için alakasız takımları dönemsel takip ettiğim de oluyor.

süper lig (tuttuğum takım + üç büyüklerden bazıları, o hafta kafama hangisi eserse), la liga, rusya premier ligi + avrupa ligi/şampiyonlar ligi. burada maç kaçırmam, tabii hepsini izlemeye ömür yetmez, günlük seçip onları izliyorum.

onun dışında dikkate değer bulduğum, önemli gördüğüm farklı lig maçlarını da izlemeye çalışırım. dün akşam osijek-dinamo zagreb izledim mesela.

benim kayış koptu ama ben o açıdan istisna sayılırım, işi gücü ya da akıl sağlığı olan bir insan bu kadar maç izlemez, istese de yapamaz. belki bi gün amatörde hoca falan olup eppek parası çıkarırız bakalım.
0
der meister
(22.11.20)
38 hafta premier ligi kaçırmadan izlerim. takip ettiğim takımlar everton liverpool lecister tottenham.

türkiye liginde hiç bir maçı izlemiyorum. Karşıyakayı tutuyorum. Maçları yayınlanırsa izliyorum.
0
mikahakkinen
(23.11.20)
Haftada bir premier ligi maçına bakarım.
0
put it in your appropriate place
(23.11.20)
(6)

Covid-19 tedavisi sonrası ölüm

dulcinea
Merak ettiğim bir şey sormak istiyorum. Hastanede covid 19 tedavisi görüp taburcu olup kısa sürede evlerinde ölen hastalar aslında virüsü yenmemis diyebilir miyiz? Nasıl bir komplikasyon gelişiyor ne sebeple ölüyorlar acaba?
Merak ettiğim bir şey sormak istiyorum. Hastanede covid 19 tedavisi görüp taburcu olup kısa sürede evlerinde ölen hastalar aslında virüsü yenmemis diyebilir miyiz? Nasıl bir komplikasyon gelişiyor ne sebeple ölüyorlar acaba?
0
dulcinea
(22.11.20)
Kan pıhtılaşması ile kalp krizi diye duymuştum doğruluk payını bimiyorum.
0
sekerse tehlike
(22.11.20)
doktor değilim!

sebebi bilinmeyen, covid-19 hastalarında görülmeye başlayan pıhtı atması bir etken. sırf bu sebepten ötürü covid-19+ teşhisi konan insanlar aspirin içiyor. bir nevi kalp krizi. hatta sosyal medyada, covid-19+ hastalarının ölümüne sebep olarak ilaçlar flaan gösteriliyor.

tabiki de akciğerde oluşan iltihap sebebiyle solunum yetersizliği.
0
blue eyes white dragon
(22.11.20)
Virüs kalp kasında hasar oluşturuyor. Bu nedenle iyileşmiş sanılan kişiler kalp krizi ya da ritim bozukluğu ile kalp durmasıyla ölüyor.
Evet, virüsü yenmemiş diyebiliriz.
Covid virüsü akla gelen her organda hasar yapabiliyor. Tabi ki herkeste böyle değil. Bazı kişilerin virüse yanıtı daha ağır oluyor. Allerjik olaylar gibi düşünülebilir.
0
pro9it9is9
(22.11.20)
İyileştikten sonra kalp ekosu ve grafisi, bacak ve sahdamarlari renkli doppleri ve böbrek tomografisi çektirmek lazım. Yoksa ani ölüm riski muhtemel
0
deer hunter
(22.11.20)
bir akrabamız taburcu edilmek üzereyken kalp krizi geçirdi.
0
der meister
(22.11.20)
arkadaşıma aspirin değilde kan sulandırıcı iğne verdiler.
sebebini bilmiyorum ama kan sulandırıcı iğne daha etkili olabilir.
0
aslindasorunumpsikolojik
(23.11.20)
(10)

LGBT Filmi Arıyorum

break your happy home
Etkisinde kaldığınız LGBT filmerini yazar mısınız? Beğendiğim türleri yazayım ki öneriler benzer olsun.Beni Adınla ÇağırTek Başına Bir AdamSense8 (Dizi)HollywoodTales of the City (dizi)
Etkisinde kaldığınız LGBT filmerini yazar mısınız? Beğendiğim türleri yazayım ki öneriler benzer olsun.

Beni Adınla Çağır
Tek Başına Bir Adam
Sense8 (Dizi)
Hollywood
Tales of the City (dizi)
0
break your happy home
(22.11.20)
bahsettiğin şeye benzer mi bilmem ama euphoria dizisinin başrolü trans
0
ayin yazari
(22.11.20)
My Summer of Love
Carol
The Celluloid Closet
0
hot potato
(22.11.20)
parada. sırp filmi bu, türkçe altyazısı sanırım yoktur ama ingilizce vardı.
0
der meister
(22.11.20)
Weekend'i çok sevmiştim. 2011 yapımı olması lazım
0
bir fincan kahve ile film izlemek
(22.11.20)
Beni Adınla Çağır'a dair en güzel şey bence Sufjan Stevens'ın şarkısı.

Beautiful Thing diye bir film vardı epey eski, onda da The Mamas & the Papas şarkıları filan vardı, Londra'nın fakir bölgelerinde yaşayan kişilerin sıradan hayatları ve güzel müzikler.
0
fadetoreality
(22.11.20)
Pride
C.R.A.Z.Y
Portrait of a lady on fire
Milk
Call me by your name
Weekend
0
pegi
(22.11.20)
blue is the warmest colour
0
anarsika
(22.11.20)
you and me in paradise
(22.11.20)
cheers for fears
(23.11.20)
C.r.a.z.y
Hoje eu quero voltar sozinho

Müzikleriyle aklımda yer eden filmler ikisi de.
0
ruhen hastayim ben
(23.11.20)
(9)

insanlığın çoğu mutsuzken ruh sağlığı bilimleri ne işe yarıyor ?

aslindasorunumpsikolojik
oranı bilemem tabi ama 8 milyar insanın çoğu mutsuz.20 yaş üstünü baz alıyorum, çocukken ve ergenken oto boka mutlu olunan mutluluğu saymıyorum.ruh sağlığı bilimleri (psikiyatri, psikolog falan hepsi işte) neden insanların mutsuzluğuna çare olamıyor ? yada böyle bir amacı ve hedefi mi yok ? gidiyors
oranı bilemem tabi ama 8 milyar insanın çoğu mutsuz.
20 yaş üstünü baz alıyorum, çocukken ve ergenken oto boka mutlu olunan mutluluğu saymıyorum.
ruh sağlığı bilimleri (psikiyatri, psikolog falan hepsi işte) neden insanların mutsuzluğuna çare olamıyor ? yada böyle bir amacı ve hedefi mi yok ?
gidiyorsun psikiyatriye, sinirliysen sakinleştirici veriyor.
uyuyamıyorsan uyku getirici veriyor.
beyindeki kimyasal sorunu başka bir kimyasalla düzeltmeye çalışıyorlar.

psikiyatri doktoru her kapıdan girene $100.000 hediye etsin, mutlu olalım beklentim yok tabiki ama ruh sağlığı bilimleri hiç var olmasaydı insanlık olarak pekde birşey kaybetmezdik gibi geliyor.
0
aslindasorunumpsikolojik
(21.11.20)
Mutsuzluk bir ruh hastaligi degildir. Basina cok kotu seyler gelir, isini kaybedersin, evini kaybedersin, hayatin hayal ettigin gibi gitmez, ailen kotudur, arkadas cevren yoktur - kotudur, romantik hayatta dikis tutturamazsin, kayip yasarsin, ne bileyin hayatta yaptigin yanlis tercihlerin yikici sonuclarina her gun katlanman gerekir vs. mutsuz olursun, dogaldir. bundan dogal bir sey yok. psikiyatristlerin - psikologlarin ugrastigi sey daha cok gercekle direk iliskisi olmayan dusunce bozukluklarinin, örüntülerinin tedavisidir. yoksa objektif sekilde boktan ve zor bir hayatin varsa bu konuda iyi hissetmek icin sana yardimci olacak kisiler degiller.

Her problem beyindeki kimyasal sorundan olmuyor yani. Bazen problemler gercek, hissettirdikleri de.

Son olarak ben psikoloji biliminden hele ki psikiyatriden inanilmaz faydalandim hayatim boyunca.
0
robokot
(21.11.20)
şunu yapsınlar diye somut bir beklentim yok. bir çözüm önerimde yok.
ama ameliyat gerektiren bir sorunum varsa cerrah ameliyat ediyor ve çözüyor.
ameliyatı nasıl yapıyor, neden yapıyor hiçbir fikrim yok ama sorunu çözüyor.

mutsuzluk sorunum olduğunda ruh sağlığı uzmanları kendim ve çevremden (toplasan 10-15 kişi) gözlemlediğim kadarı ile mutsuzluğu çözemiyorlar.
yazılan ilaçların faydaları kesinlikle var, bende faydalandım,
bulandan yazandan allah razı olsun.
mesela imovane ile rahat uyuyorum ama imovane öncesi uyutmayan sorunlar çözülmüyorki. sadece halen var olan sorunlar uykuya dalmamı engellemiyor.

şimdi psikiyatri bilimini amacı diye yazdım.
"akıl hastalıklarının teşhisi, tedavisi ve önlenmesi ile uğraşan bilim"
çıktı.
mutsuzluk bir akıl hastalığı değilse psikiyatrinin ilgi alanıda olmayabilir.
0
🌸aslindasorunumpsikolojik
(21.11.20)
yani psikoloji bilimi de olabilir farketmez, bir psikolog insani yikici dusunce patternlerinden kurtaracak klinik olarak kanitli teknikleri terapi yoluyla vs. insan uzerinde kullanir. Bundan cok faydalanacak, cozulmemis travmalari vs. olan insanlar var. Ama bir insan %100 saglikli dusunup yine de durumunun boktanligini objektif olarak gorup mutsuz olabilir. Boyle bir durumda psikolog yardimci olamaz zaten, tek faydasi olacak sey sartlarin degismesidir.

edit: bu arada insanligin cogu mutsuz degil onu nereden cikardin bilmiyorum.
0
robokot
(21.11.20)
Bütün insanlar sonunda ölüyor. Bu tıp ne iş yapar kardeşim.
0
ismim ibrahim
(21.11.20)
Soru "dünyada bu kadar doktor varken neden insanlar hasta oluyor" demek kadar tuhaf bence.

Psikiyatri insanı mutlu etmekle değil mental bozuklukları tedavi etmekle ilgilinen bir bilim dalı. Psikolojinin ise çoğunlukla insanı mutlu etmekle ilgisi yok, insanı araştırıyor. Bellek, algı, toplumsal normlar, gelişim vs vs. Sadece küçük bir kısmı yani klinik psikoloji mental bozukluklarla ilgileniyor.

Mutsuz olmak çoğu zaman normal bir tepki. İnsan sürekli mutlu olamaz, mutluluk anlık bir duygudur. Bir gün, bir hafta, hadi belki bir ay mutlu olursun sonra içinde bulunduğun duruma alışırsın ve artık o durum sana normal gelmeye başlar. Sürekli mutluluk veya bir "euphoria" hali de normal değildir.


Ayrıca senin hayatında kötü şeyler olabilir. Mesela sürekli seni döven bir anne baban veya eşin olabilir, aniden engelli kalabilirsin, kanser olabilirsin. Psikiyatr buna ne yapabilir? Bu tip durumlara üzülmekten mutsuz olmaktan daha doğal bir şey yok. Doktor ancak seni bu durumlar karşısında biraz olsun rahatlatan ilaçlar verebilir. Mesela demişsin ameliyat oluyorum ve geçiyor bazı sıkıntılar. Ameliyatla/ilaçla geçmeyen bir ton sıkıntı var onlar ne olacak? Etrafımda bile tedavisi olmayan rahatsızlıkları olan insanlar var bir sürü en basitinden. Psikiyatride de aynı şekilde ilaçla düzelecek şey var düzelmeyecek şey var. Bir bipolar gelir, psikoz gelir her şey yolunda giderse onu gayet düzene sokar doktor ama senin var oluşsal depresyonuna eğer sen iyileşmek istemiyorsan pek de müdahale edemez. Beyninin içine girip senin benliğini değiştiremez. Bunu yapacak teknoloji yok henüz.
0
pembe mezarlık
(21.11.20)
ruh sagligi bilimlerinin amaci "insanlari mutlu etmek" degil. inanilmaz cocukca ve sig bir bakis acisiyla yaklasiyorsunuz olaya.
0
der meister
(21.11.20)
şuan elde olan yöntemler bunlar ileride daha iyi tedavi yöntemleri geliştirilirse daha faydalı olabilir. ben de psikyatr ile tartışmıştım bu ne böyle saksıya çeviriyorsunuz insanları diye valla elden bu geliyor şuan demişti. teknoloji gelişince belki elon musk'ın çipi gibi birşey takılabilir beyne sinyal gönderip duygu durumu düzenlenir falan en azından ilaç içip bütün vucüdü beyni patatese çevirmektense nokta atışı düzeltme yapılabilir.
0
klakie
(21.11.20)
cevapları okumadım, tekrara girersem kusura bakmayın.

ruh sağlığı dediğiniz şey çok geniş bir yelpaze.
hayatın içinde bazı korkularla yaşamak, çocukluktaki travmaların etkisiyle ilişkilerde bağlanamamak da sorun, şizofreni de sorun.
ikisi için de psikologa, psikiyatriste gidiliyor.

psikiyatrinin gerçek anlamda "iyileştirmeye etkisi" konusu bence de tartışmalı.
özellikle anlamadan dinlemeden en ufak şeye ilaç dayatan ve insanın ruhsal bir yanı yokmuş da sadece makineymiş gibi davranan "bilim insanı" kafasında olanlar buna neden oluyor.
bunlar zaten insanı anlayacak kapasiteye sahip olmuyorlar.
diğer yandan, anlamaya yönelik hareket eden, terapi yapan psikiyatristler de var.

insanlarda birkaç sabit fikir ve yanılma var bu konularla ilgili.
teşhisli ve ciddi bir hastalığı ya da sorunu bulunan insanlar dışında sadece ilaçla tedavi diye bir şey her zaman çözüm vermiyor.
ki o insanlar bile ilaç yanında yine terapiyle ilerleyebiliyorlar.

terapi iyileşmenin bazen yüzde 50'den, 70'ten fazlasını bile oluşturuyor.
yani panik atağı olan ilaç alınca hop diye iyileşemiyor.
durumu iyileşiyor ve elbette kimyasal bir destek aldığı için bazı şeyleri aşıyor ama sonuçta panik atağa neden olan travmaları, sorunları terapiyle çözebiliyorsun.
insanlarda terapiye karşı önyargı çok var, bu birincisi.

ikincisini de, danışanı ya da hastası olmadığım, sosyal olarak tanıma fırsatı bulduğum çok meşhur bir psikiyatristle sohbet ederken söylediği bir şey açıklıyor bence.
"bize tedavi olması gerekenler değil, tedavi olması gerekenlerin hasta ettikleri gelir" demişti.
yani aslında sorunları olan insanların büyük kısmı zaten destek almıyor, destek alması gerektiğinin farkına bile varmıyor.
varsa da egosu buna engel oluyor.

herkesin etrafında vardır.
şöyle düşününce bile beş kişi sayarım ailemden ve çevremden.
adamın ya da kadının paçalarından akıyor, yüzünden okunuyor sorunlarının olduğu.
ya bir ilişki yaşarsın bunu görürsün ya da dostundur, arkadaşındır.
hayatın içinde zorluk çeker, bazı tipik davranışları vardır, bağlanamaz, başaramaz ya katıdır ya boş vermiştir, yani dışarıdan görünen bir dengesizliği muhakkak vardır.
ama asla yardım almaz.
düşünmez bile.
çünkü sorunları olduğunun farkında bile değildir.
biraz da yazıp çizen bir tipse, "ben zaten freud okuyorum" falan der, ne diyeceğini bilemezsin.

sorun sizin dediğinizden ziyade, gerçekten kendini iyileştirmek, düzelmek isteyen insanların sayısındaki azlıktan kaynaklanıyor.
0
blatta hiberna
(21.11.20)
"İnsanların çoğu neden mutsuz?" sorusunu yanıtlamak bence daha mantıklı olur.
0
hayirsiz
(21.11.20)
(6)

2021 Yazı

gmzo
Nasıl olacak sizce, tatil, gezme tozma bakımından?Şu an durumlar kötü ama 2020 yazını bile rahat geçirdi insanların çoğu, o yüzden her şekilde 2021 yazında gezer herkes gibi geliyor. Çok fena yurtdışı planı yapasım var, bunaldık iyice yahu :(
Nasıl olacak sizce, tatil, gezme tozma bakımından?

Şu an durumlar kötü ama 2020 yazını bile rahat geçirdi insanların çoğu, o yüzden her şekilde 2021 yazında gezer herkes gibi geliyor. Çok fena yurtdışı planı yapasım var, bunaldık iyice yahu :(
0
gmzo
(19.11.20)
herkese aşı yapılabilecek mi o sıkıntı muhtemelen pasaport kontrolünde aşın var mı diye kontrol ederler.
0
aziz dostum jack
(19.11.20)
2021 yazı, 2020 yazından beter olacak, planlarınızı erteleyin. aşı maşı gelmeyecek o tarihe. bunlar boş hayaller.
0
matilda
(19.11.20)
@matilda, bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? ne olduğu bilinmeyen, tüm dünyayı perişan eden virüsün dördüncü ayında bile sınırlar açılıp 2-3 ay boyunca neredeyse her şey normale dönmüşken aşılar çıkmaya başladıktan sonra mı "daha kötü" olacak?

hani yaza düzelmeyecek, yaz için plan yapmanızı önermem vs. deseniz neyse de "2021 yazı 2020 yazından daha kötü olacak" çok iddialı ve abartılı bir ifade değil mi?
0
der meister
(19.11.20)
Türkiye için 2020 yazından bir farkı olacağını sanmıyorum. Altı üstü 6-7 ay sonrasından bahsediyorsunuz, o döneme kadar türkiye gibi bir ülkeye aşı gelmesi, organizasyonu yapılması imkansız, gelse bile bir çok insan zaten yaptırmayacak haklı olarak. Büyük ihtimalle hiç bir şey değişmez ve kısıtlamalar devam eder.
0
roket adam
(19.11.20)
Vallahi meister'a katıldım, bu kadar iddialı konuşunca biraz daha açıklama gerekiyor @matilda.
0
🌸gmzo
(19.11.20)
mayıs ayı içerisinde maske zorunluluğunun artık kalkacağını ve tamamen eskisi gibi olamasak da normale dönmeye başlayacağımızı düşünüyorum.
0
dis kapinin mandali
(20.11.20)
(8)

Covid geçirenler

i ve been mistreated
3 gündür koku alamıyorum. İşkillendim. Bugün teste gittim pozitif çıktı. İlginç olan şey şu ki, hiçbir şeyim yok. Geçen hafta 2-3 günlük, nereden geldiği belirsiz bir bel ve vücut ağrısı, hafta sonu da hafif bir nezle geçirdim. Bunların covid ile ilgisi var mı bilmiyorum. Hepsi geçti. Nefes darlığı
3 gündür koku alamıyorum. İşkillendim. Bugün teste gittim pozitif çıktı. İlginç olan şey şu ki, hiçbir şeyim yok. Geçen hafta 2-3 günlük, nereden geldiği belirsiz bir bel ve vücut ağrısı, hafta sonu da hafif bir nezle geçirdim. Bunların covid ile ilgisi var mı bilmiyorum. Hepsi geçti. Nefes darlığı yok. Ateş yok.

Şimdi merak ettiğim, hastalık semptomsuzken ya da hafif geçerken de paat diye kötüleşebiliyor muyum? Afedersiniz turp gibiyim çünkü şu anda. Böyle başlayanlar genelde böyle mi geçiriyor yoksa her an her şey olabilir mi?
0
i ve been mistreated
(18.11.20)
Ben sifir belirti ile (temasli oldugumdan test yapildi) ogrenmistim pozitif oldugumu. Annemde de vucut agrisi vardi sadece. Oylece gecti gitti. Kotulesmedik hic. 1 ay gecti, herhalde bu saatten sonra da kotulesmeyiz diye dusunuyorum.


Siz de bu sekilde hafif sekilde atlatir gidersiniz umarim. Gecmis olsun.
0
invictae
(18.11.20)
pat diye kötüleşme olayına ben hep semptomlu kişilerde rastladım şahsen. tıpkı gribi ağır geçirir gibi nispeten ağır seyreden semptomlar, istirahat ihtiyacı, iş göremeyecek kadar enerji düşüklüğü vs... sonra daha iyi hissetmeye başlıyorlar, tam "aa toparlıyorum" derken daha da kötüye gidiyor. hatta bunun bilimsel açıklamasını da yapmışlardı, emin değilim ama sitokin fırtınasıydı galiba, bağışıklık sisteminin friendly fire'ı açık unutması şeklinde gelişiyordu. yanlışım varsa düzeltilsin plz, dediğim gibi bu tamamen sıradan vatandaş olarak benim gördüğüm şey, ondan yazıyorum.

onun dışında geçirenlerin çoğu zaten yakalandığını bile bilmeden atlatıyor, o açıdan semptom göstermemek veya hafif atlatmak korkulacak bir şey olmasa gerek.

beni en çok korkutan bu pıhtılaşma dolayısıyla sonradan kalp krizi, beyin kanaması gibi şeyler. maalesef bir akrabamız "aha iyileşti" derken kalp krizinden vefat etti. ben azılı bir şüşko olarak covid kapsam tatava yapmayıp direkt ölürüm zaten o açıdan kafa karışıklığım yok da anam babam için korkuyorum böyle bir ihtimalden.
0
der meister
(18.11.20)
Çok olağanüstü bişey olmazsa böyle geçer gider. Maksimum olacaklar, hafif eklem ağrısı, baş ağrısı, çabuk yorulma.

Evin tadını çıkar bol bol dinlen. Beslenme çok önemli düzenli ve güzel beslen. Kişisel tavsiye olarak ben c vit d vit ve çinko takviyesi aldım. Fakat doktor tavsiyesi değildir bilgi olarak yazıyorum. Su iç bol bol. İyiyim diye yorulma, her şeye atılma hemen. İşe başlamak, sosyalleşmek için acele etme. Alabildiğin kadar rapor al (çalışıyorsan).

Hissetmiyor olsan bile vücudunda "bişeylerin" "bişeyleri" düzeltmeye çalıştığını unutma. Ona yardımcı ol.

Geçmiş olsun
0
infernalcadre
(18.11.20)
Böyle geçer muhtemelen. Ben en fazla göğsümde daralma hissetmiştim. Psikolojik de olabilir, favira(favicovir) etkisi de.
0
kaderimse np
(18.11.20)
Dinlediğim, okuduğum covid öykülerin hepsinde, hafif geçiriyorken, bir kaç gün sonra testi pozitif çıkıp ilaca başlayanların hastalığı kötüleşiyor. Ve bu hastalarda ilaca başladıktan sonra görülen semptomların hepsi, ilacın yan etkileri olarak görülebilen semptomlar.
0
olivia
(19.11.20)
@olivia

ne demek istediğinizi anlamadım. hastalık ilaçlar yüzünden kötüleşiyor demeye mi çalışıyorsunuz?
0
🌸i ve been mistreated
(19.11.20)
@olivia ilaca başlayanlar derken hangi ilaca başlayanlar keşke onu söylesen. Çünkü biliyor olmalısın ki iki farklı ilaç kullanılıyor.

Favicovir (Evet 8 tane içtiğimiz ilaç) yan etkisi olduğu söylenen bir ilaç değil. (istisnalar hariç)
Plaquenil ise yan etkileri olduğu söylenen bir ilaç. Bu ilacı kullananlardan "yav ben iyiydim bu ilacı kullandım yataktan kalkamadım" diyenleri duydum. Ayrıca görme sorunları yaşattığını da bizzat doktorum söyledi.

Kendim bizzat Favicoviri kullandım bir sorun yaşamadım. Fakat plaquenili bilerek kullanmadım.
0
infernalcadre
(19.11.20)
@infernalcadre ve @i ve been mistreated ve merak eden herkes için, bahsettiğim ilaçlar Favicovir ve plaquenil. Planguenil, kullanmaya başlar başlamaz yoğun, geçici ve kalıcı yan etkiler gösteriyor. Favicovir ise kullanırken pek yan etki göstermese de sonrası için ağır ve kalıcı yan etkiler gösteriyor. Üstelik her ikisi de ilaçların prospektüsünde bile yazan uyarılar dikkate alınmadan veriliyor hastalara. Böbrek hastası olduğu tüm kayıtlarda yazan birine asla ve asla verilmemesi gereken bu ilaç veriliyor. Her iki ilaç da Karaciğere hemen ve uzun vadeli büyük hasar verdiği bilindiği halde karaciğerinde kitle olan enişteme verildi. Aynı şekilde tansiyon, kan pıhtılaşması vs gibi konularda yoğun yan etkiler gösterdiği bilinmesine rağmen bu hastalıkları kronik olarak taşıyan hastalara da veriliyor. Covid'den öldüğü beyan edilenlerin hepsi de ilaçları kullananlar. Ve hemen hiç birisi akciğer sorunlarından değil kalp, böbrek,karaciğer sorunlarından vefat ediyor genellikle. Oysaki covid'in saldırdığı yer akciğer bildiğimiz gibi. Bir kaç pozitif olan yakınıma da ilaç getiren sağlık personeli off the record olarak "biliyorsunuz herhalde pek muhteşem ilaçlar değil bunlar, mümkünse bağışıklığınızı yükseltmeye çalışın daha çok" demişler.
0
olivia
(20.11.20)
(9)

Gökkuşağı desenli çorap, takı/rozet vs kullananlar

isabella was a ginger
Bunları kullananları gördüğünüzde direkt bu kişi lgbt herhalde mi diyorsunuz, ne geçiyor aklınızdan? Sizce ne amaçla kullanılıyor olabilir, kimlik ifadesi mi, protesto mu, yoksa hiçbir şey mi?
Bunları kullananları gördüğünüzde direkt bu kişi lgbt herhalde mi diyorsunuz, ne geçiyor aklınızdan? Sizce ne amaçla kullanılıyor olabilir, kimlik ifadesi mi, protesto mu, yoksa hiçbir şey mi?
0
isabella was a ginger
(18.11.20)
Lgbti oldugunu dusunmuyorum. Daha dogrusu "aha bak bunu giymis kesin lgbt bu" demem. Oyle de olabilir ama sirf desenini, rengini begendigi icin de giyiyor olabilecegini dusunurum.
0
invictae
(18.11.20)
rozetler, gokkusagi desen ve renklerinden semsiye vs moda oldugu icin bir sey dusunmem
0
ala09
(18.11.20)
@playing star again+1
0
Amaranta ursula
(18.11.20)
Valla 10 senedir filan kullanıyorum aslında böyle takı süs vs., çok sevdiğim bir kolyem var, hatta dövmemin bir kısmında minik bir gökkuşağı var. Tiktokçu değilim, Tiktok çıkmadan gökkuşağı süslerim vardı :)
LGBT birey değilim, olsaydm da farketmezdi. Gökkuşağı yahu bu. Yağmur sonrası çıkıyor böyle heyecanla fotoğrafını çekiyor, gördük diye mutlu oluyoruz. Avokadolu çoraplar da aksesuarlar da sevimli geliyor, yarın onu da kamyoncular sembolize etse, avokadolu süs takanlar kamyoncu bireydir diye vazgeçmem. Gözüme gönlüme güzel geliyorsa kullanırım, kullananı da yargılamam aynı şekilde.
0
lcha
(18.11.20)
Êvimde, salonumda yıllarca o gökkuşaklı bayrak vardı.

Salonunda lgbti bayrağı olan biri hakkında ne düşünürsünüz?
işte ben hiçbiri değilim.

lgbti birey değilim, aktivist değilim, ergen değilim, tiktok nedir bilmiyorum, gökkuşağını severim ama bende çok aşırı özel bir yeri yok...

olay nedir, yine lgbti olmayan bir arkadaşım yıllar önce onur yürüyüşüne yolu düşmüş, sonrasında bana gelmiş, salonda perdenin yanında tam bayrağın sapını geçirecek bir askı bulup takmış, sonra da almamış:)
zaten renk cümbüşü olan salonumda hiç göze batmaması aksine ortama uyması ve benim de lgbti bireylerle hiçbir sorunum olmaması bir de insanların ne düşüneceğini çok umursamamam sebebiyle yaklaşık 5 yıl orada kaldı, taşınırken atıldı:)

demem o ki, hiçbir şey düşünmem çünkü her şey olabilir.
0
akil kupuru
(18.11.20)
hiçbir şey düşünmüyorum. sevmiş beğenmiş almıştır.

ama çorap, takı, rozet için geçerli bu.

bazı tshirt vb. var ben buradayım diye bağıran, gökkuşağının çok baskın olduğu. o zaman lgbt ile ilgisi olabilir ama bu da umrumda olmaz.
0
tabudeviren
(18.11.20)
hiçbir şey düşünmüyorum yahu, gökkuşağı kimsenin tekelinde olan bir şey değil sonuçta. lgbt olduğu için de kullanıyor olabilir, öyle renkli renkli hoşuna gittiği için de. aklımın ucundan herhangi bir şey geçmez açıkçası gökkuşağı gördüğüm için. çünkü en azından kafamda herhangi bir şeyle ilişkilendirmiyorum şahsen gökkuşağını.
0
der meister
(18.11.20)
Turkiye'de gokkusagi direk lgbt cagrisimi yapmiyor diye biliyorum son donemde degismedi ise. O yuzden sagda solda kullanilir.

Turkiye'de gorsem aklimdan birsey gecmez.
Yurtdisinda gorsem direk lgbt derim.
0
cooperr
(18.11.20)
lgbt hakları savunucusu diyorum.
0
sonsuz
(19.11.20)
(1)

uluslar ligi'nde ligden düşmüştük

duyuru
lucescu'yla b liginden düşmüştük ama şimdi yine b ligindeyiz nasıl oluyor? yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum bişeyler.
lucescu'yla b liginden düşmüştük ama şimdi yine b ligindeyiz nasıl oluyor? yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum bişeyler.
0
duyuru
(15.11.20)
formati degistirdiler ilk sezondan sonra, oylelikle kaldik
0
der meister
(15.11.20)
(9)

Nesine İddiaya girersiniz

MandMs
arkadaş, eş, dost, sevgili, karı, koca, kardeş...aranızda bir iddialaşma olduğunda nesine girersiniz?maddi veya değil, aklınıza gelebilecek tüm alternatifleri paylaşabilir misiniz.
arkadaş, eş, dost, sevgili, karı, koca, kardeş...
aranızda bir iddialaşma olduğunda nesine girersiniz?

maddi veya değil, aklınıza gelebilecek tüm alternatifleri paylaşabilir misiniz.
0
MandMs
(14.11.20)
yemeğine.
0
candide
(14.11.20)
2 bira.
0
Jux
(14.11.20)
Mutfaktan 1 bardak su getirmesine, yemeğine, baklavasına vs. Arada ayakkabı ya da ihtiyaç duyulan başka bir şeye.
0
Amaranta ursula
(14.11.20)
kıyafet
0
heidi'nin dedesi
(14.11.20)
hatay usulü dürüm. papates kızartması ve ayranla birlikte.

kaybetmek sıkıntı değil - ona ısmarlarken kendim de yerim. kazanmak süper. beleşe dürüm. nefis. bütçemi de çok sarsmaz.
0
der meister
(14.11.20)
kahve-bira-yemek üçlüsünde değişir genelde iddianın boyutuna göre.
0
nundu
(14.11.20)
eşimle iddiaya gireriz genelde, ketojenik diyete başlamadan önce sabah kahvaltı için ekmek almaya gitmesine olurdu iddia. şimdi kahvaltıyı tek başına hazırlamasına.
yeğenimle girdiğimizde tatlısına, yemeğine ya da nakit parasına.
0
halanne
(14.11.20)
Bizim bitti artık böyle maddi şeyler. Yemek para falan zaten yaptığımız şeyler olduğu için artık anısına giriyoruz. Samimi yakın olduğun biriyle keyifli yani.

Şöyle oluyor. Kaybedersem istediği bir anım artık onun anısı oluyor. Ben anlatamıyorum artık o anlatıyor falan.
0
Giovanni Pipitto
(14.11.20)
yemek ya da tatlı
0
alt4y
(14.11.20)
(28)

futbolcu adı (yardım :) )

sweetoffice
italyan bir futbolcuydu, birakali cok oldu. sarisin bir karisi vardi hatta; cok ama cok taninan, unlu biriydi ; bir turlu adi aklima gelmedi ve google da bulamadim
italyan bir futbolcuydu, birakali cok oldu. sarisin bir karisi vardi hatta; cok ama cok taninan, unlu biriydi ; bir turlu adi aklima gelmedi ve google da bulamadim
0
sweetoffice
(13.11.20)
İtalyan değil ama christian karambeu dan bahsediyorsun sanki
0
freebird5406_2
(13.11.20)
freebird5406_2; yok hocam o degil; kesin italyan; onu net hatirliyorum
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
Totti cannavaro delpiero baggio ilk aklıma gelenler
0
EasyTiger
(13.11.20)
EasyTiger; yok hocam, tesekkurler ama onlar da degil
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
futbol oynadigi veya biraktigi zamani hatirliyor musunuz peki asagi yukari? hangi yillarda oynuyordu mesela?
0
der meister
(13.11.20)
f. cannavaro, p. maldini, c. vieri
0
emininsel
(13.11.20)
emininsel degil hocam,
der meister birakali 7-8 sene filan olmustur

cok populer, cok goz onunde biriydi; bakalim hatirlarsam yazacagim buraya da
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
italya'nın 2010 dünya kupası kadrosuna bak orada vardır.
0
bohr atom modeli
(13.11.20)
bohr atom modeli; baktim ama yok hocam
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
totti ya da baggio
0
mikahakkinen
(13.11.20)
7-8 yil once birakti derseniz;
Inzaghi, nesta, gattuso, cannavaro

Bunlar hep o yillarda birakti.
0
logisticsmanager
(13.11.20)
christian vieri gibi geldi.
0
drako
(13.11.20)
pirlo diyerek sallamak istedim sadece :)
0
since1907
(13.11.20)
hep italyada oynadı ama italyan olmayan bi futbolcu da ben bırakayım, javier zanetti. eşi de sarışındır =)
0
amour fou
(13.11.20)
bence batistuta'yı italyan zannediyor olabilirsin.
0
ya ben lan neyse
(13.11.20)
herkese tesekkurler ama degil :) ayrica bati-gol'u bilmeyecek biri degilim "ya ben lan neyse" :)
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
ayrica tam yilini hatirlamiyorum, hatirlasam kendim bulurum :) 7-8 den daha fazla olabilir birakma zamani
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
lanet olası cm diyor ve o vakit devam ediyorum. alberto gilardino, di natale, luca toni, marco Materazzi, bonera, massimo Ambrosini, toldo, Peruzzi, de rossi.

İtalyan değil ama italyayla çok özdeşleşmiş biri olabilir mi? mesela claudio caniggia gibi.
0
emininsel
(13.11.20)
roberto baggio? del piero?

elimizdeki tek veri karısının sarışın olması mı? :) işin zor :)

peki neden arıyorsun bu futbolcuyu?
0
hlot
(13.11.20)
camoranesi ? ravanelli ?
0
ismim ibrahim
(13.11.20)
veri yok baska, olsa kendim bulurdum zaten :) karisi sarisin kendi de cok yakisikliydi :) aramamin ozel bir nedeni var buraya yazamiyorum;

emininsel; ahh cmm ah fmmm :D fm yenisi de cikiyor zaten
0
🌸sweetoffice
(13.11.20)
maxi lopez'i italyan sanma ihtimaliniz var mıdır?
0
o sopa bi gun elimize gecmez mi
(13.11.20)
cok fazla tuyo vermissin kanka. Insan, dunyali desen yeterdi. bulurduk biz:)
0
neverletyougodown
(13.11.20)
1) Forvet miydi?
2) Kısa saçlı mıydı (C7 Ronaldo gibi), uzun saçlı mı (Messi gibi)?
0
testudos
(13.11.20)
karısı sarışın peki o nasıldı?
0
nothing in my way
(13.11.20)
@o sopa bi gun elimize gecmez mi; yok hocam sanmam elbette :)

@nothing in my way; sarisin ve cok guzeldi baska detay yok aklimda maalesef :)

@neverletyougodown; haklisin hocam ama veri olsa zaten kendim de bulurdum. aklimda olanlar bu kadar, o yuzden buraya sordum.

@testudos; saclari kisaydi hocam ama cr7 kadar kisa degil, messi kadar da uzun degil; kisa-normal araligindaydi
0
🌸sweetoffice
(14.11.20)
bütün italyan futbolcuların karıları sarışın ve çoğu eski manken, yani ünlü :)
oynadıgı bir takım söylesen hatırlarız belki.

ben de sallayayım bir kaç tane. çok meşhurları zaten saymışlar. az meşhurları sayayım.
bence kesin yazıldı ama sen hatırlayamadın.
delvecchio
cassano
montella
zambrotta
en.wikipedia.org
0
dafuq
(14.11.20)
@dafuq haklisin hocam, zaten eski milli takim kadrolarina filan da baktim ama bulamadim. seninkiler de degil maalesef
0
🌸sweetoffice
(14.11.20)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.